Resesyonun ayak sesleri…

Sayın Erdoğan ekonomik verileri dağa taşa sığdıramıyor, enflasyonu tokatlıyor, hayat pahalılığına aldırış etmiyor, vatandaşın yakarışını duymuyor, varsa yoksa damadının söylediklerini arş-ı alaya çıkarıyor olsa da, gerçeklerin üstünü bir türlü örtemiyor.

Türkiye’nin “hasta adam” durumuna gelmesine ramak kaldı.

Sayın Erdoğan dahil, hiçbir AKP’li ekonomistler ise içinde bulunduğumuz bu hazin tabloyu umursamıyor.

Her ne kadar sayın Erdoğan halkın haykırışını duymazlıktan gelse de bazı gerçeklerin üstünü örtme şansına sahip değil.

İMF araştırmasına göre, Türkiye milli gelir açısından dünya ülkeleri arasında nal topluyor denebilir.

Arjantin ve Çin’in arkasına düşen ülkemiz 78. Sıraya yükselmiş durumda.

Yıllık gelir önceki yıllar 11 bin dolarken, 2019 itibariyle 7 bin 615 dolara düşmüş.

Bu yıl ne kadar dibe doğru yol alır tahmin dahi etmek istemem.

İçerde durum vahim haldeyken, dış politikada tablo daha da beter durumda.

“Tek adam yönetiminin sonu budur” gibi ucuz yorumlara başvurmayacağım.

AKP bir zamanlar takım oyunu oynayacağını, bu takımın ülkeyi refaha götüreceğini vaat etmişti.

İç politikada işler planlandığı gibi gitmedi.

Plan-programı savunanlarla, Gülen Cemaati sırtından devlet yönetmeye kalkanlar arasındaki çatışma, Erdoğan takımının galibiyeti ile sonuçlanınca, AKP’nin “akil adamları” devre dışı kaldı.

Ne ekonomide ve ne de dış politikada plan ve program devreye sokulamadı.

Melez bir ekonomik model içerde hükmünü sürerken, üçüncü dünya ülkelerindeki “dış politika” modeli Türkiye’de de yürürlüğe sokuldu.

Sonunda ateş çemberi altında kaldık.

Sayın Erdoğan hala “Bay Kemal” diye tutturmuş.

“Ben Esat ile zamanında görüştüm. Adan değilmiş. Bir daha asla görüşmem” diye direniyor.

Bu cümle dahi dış politikanın bataklığa saplandığının kanıtı.

Hiçbir şeyden anlamamanın somut örneği.

“Arkadaş, ülkemin menfaati gerektirdiğinde giderim Zimbabve yerlileri ile masaya oturur, ülke menfaati uğruna pazarlıktan kaçınmam” diyeceğine, kibir ve “büyüklük” illeti yüzünden eğer dış politikanı yanlış kurgularsan, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilirsin.

Sonuçta, adamı yolun ortasında “şak” diye bırakırlar…

Kımıldayamaz durumda kalırsın.

Hatta rakamları dahi şaşırırsın…

Rakamlar da birbirine girer…

“Bir-iki şehit verdik” noktasına gelirsin.

Hadi dış politikada sana yardım edecek elemanın yok.

Hadi yeni bir dışişleri bakanı çıkaracak birini bulamadın diyelim.

İyi yetişmiş bir büyükelçiyi, dinamik-genç ve dünyayı iyi algılayan bir diplomatı oturt o koltuğa, bak nasıl dış politika yapılıyormuş gör…

Hatta ekonomiyi de aynı anda ele alman mümkün…

Saray’da bir akşam yemeğinde karşında oturan Hazine ve Maliye Bakanı Berat beye de ki;

“Evlat ekonominin iyileşmesi zor. Bize bir sihirbaz gerekir. Sen de fazla yıpranma. Koltuğu bırak ve bir süre balık tutmaya git”

Bak gör, ekonomi yavaş yavaş nasıl düzelecek.

Bak gör, başını kaldırmaya başlayan resesyon nasıl hizaya gelir…

İki bakan değiştir,

Türkiye değişsin.

Türkiye soluklansın.

Hatta Hayvancılık bakanını da görevden al.

Fakir fukaranın evine yarım kilo daha fazla kıyma girsin.

Zor değil.

www. haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?