Ölümlerde sayıları yarıştırmak…

Devlet yönetimlerinde rakamlar çok önemlidir ancak insan yaşamını ıskalayacak hallerde değil.

Devlette rakamlar eğer insanların refah düzeyleriyle ilgiliyse çok ama çok değerlidir.

Neden rakamlar üzerinde durma ihtiyacı duydum?

Son günlerde devleti yönetenlerin rakamları yarıştırmalarına çok tanık oluyoruz da ondan…

“Bizden bir şehit var ama karşı taraftan 100 kişi tepelendi…”

“ 2’ye karşı 12 oldu…”

“Son olarak 3 yaralımız var ama PKK’lılardan 5’ini bertaraf ettik”

Son olarak ise söz Sayın Erdoğan’daydı ki, AKP kurmayları, şu anda telafisi zor bir tablo yaşıyor olmalılar.

Sayın Erdoğan Libya’daki son durumla ilgili olarak ne dedi?

“Tabii birkaç tane şehidimiz var. Ama birkaç tane şehidimizin karşılığında da 100’e yakın orada, o lejyonerlerden etkisiz hale getirdik”

Kıyamet koptu doğal olarak.

Ölüm sayılarının yarıştırılmasına ilk defa tanık oluyoruz.

Tabii, sadece sayın Cumhurbaşkanı sayesinde olmadı bunlar.

Aylar öncesine gitmekte yarar var.

İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun “Dağda 750 PKK’lı kaldı” fetvasından sonra her gün öldürülen PKK’lı sayısının TRT ekranlarından ve anında verilmesine kimse ses çıkarmadı.

Bu skor levhası her gün yeni rakamlarla tekrarlandı durdu.

Sonunda galiba birileri bu rakam yarışına “dur” dedi.

Uzun bir sessizlikten sonra terörist ölümleri için bu kez Milli Savunma Bakanı görev üstlendi..

O da ölen Suriyeli-PKK’lı ve PYD’li sayısını TV ekranlarına dakika dakikasına yansıtıyor.

Ama bu yarıştırma, çok veya az ölümle nereye vardırılacak?

Hedef nedir?

Amaç nedir?

Karşı tarafın ölü sayısı çok ise “moral destek” mi devreye giriyor?

Yoksa zafere mi yaklaşıyoruz?

Bu ölü sayılarının artması eğer bize Suriye savaşını kazanmamızı sağlayacaksa rakamları daha da yükseltelim.

Libya’ya 100 değil, günde 10 bin lejyoner öldürelim.

Ama bu yüksek rakam sayesinde muhalif lider, eli kanlı satılmış, hain, Amerikan uşağı Hafter ortadan kaldırılmış olmuyor ki…

Her gün öldürülenleri rutine bağlasak ve açıktan günde rejim güçlerinden 5’er bin asker öldürsek, Devlet Başkanı Esat koltuğundan olacak mı?

Bilsek keşke…

Hani böylesine bilinmezlik ve kaotik dönemler için eskiler;

"Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" derlerdi.

Umarım bu doğru değildir.

Umarız.

www. haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?