Amaç üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi?

Kimse pek farkında değil ama, çalışanı, emeklisi, yeni mezunu, kıdemlisi, poliscanlar canlarına kıyıyor.

Defalarca yazılar yazdık, dilekçeler yolladık, ne yazık ki  yetkililerden, '' bu bilgilere nerden ulaştın'' sorusundan başka bir ses alamadık.

Polis intiharları nedendir bilinmez, haberlerde zaten konu edilmiyor. Yazılı medya lütfederse bir kaç satırla veriyor. Bir sonraki acı habere kadar hiç kimse, hiç bir şeyden haberdar olmuyor. Biz, giden cana mı yansak, ardında bıraktığı canlara mı yansak bilemezken, bir cesur yürek çıktı.

Duyarlı, mesleğini önemseyen, meslektaşlarına yardım eli uzatmak isteyen bir cesur yürek. Dedi ki , ''gelin, en güçlü sosyal medya uygulamasından biri olan Twitter"dan sesimizi duyuralım. Polis intiharlarına dur diyecek, araştırmadan soruşturmadan, ailevi problemdir demeyecek, bizi anlayacak birilerine ulaşalım''.

Dediğini de yaptı. Her gün görevde olmasına rağmen, uykusuzluğu ve yorgunluğu dinlemeden etkinliğe ön ayak oldu. Polisseverler ve başta Uğur Dündar olmak üzere pek çok gazeteci, bu çağrıya tepkisiz kalmadı, saatlerce tweet atarak ''poliscanlar canına kıymasın'' yönünde destek verdiler. Türkiye  gündeminde saatlerce 1 ve 2. sırada yer aldılar en son 3. sırada kapattılar etkinliği. 60 binden fazla destek tweeti atıldı. Bu büyük bir başarıya imzadır aslında.

''EEE ne olmuş'' demeyin, esas olay bundan sonra başlıyor. Bu başarıya imza atan poliscan, pişmiş tavuk misali günler yaşıyor.

İşte bu durumda, eğer ben amir olsaydım diye başlıyorum düşünmeye.

Eğer ben amir olsaydım, bu başarıya imza atan polise ''helal olsun sana evlat, bizim yapamadığımızı sen yaptın, gündem oluşturdun, teşkilatın bu acı soruna dikkat çektin'' derdim.

Hadi olmadı, biraz öfkeli bir amirim, en azından ''bunu neden yaptın "derdim. Ama asla böyle bir etkinlik yapanı, psikiyatrik kontrole yollamak aklımın ucundan bile geçirmezdim.

Hadi diyelim, hastaneye sevk istedim, o zaman elimi vicdanıma koyup, Allah korkusunu da göz ardı etmeden olanı yazardım. Karalamak değil, çözüm bulabilme adına gördüğümü bildiğimi yazardım. Gerçeği yansıtmayan raporla, memurumu hastaneye sevk etmek, açık açık onun hayatı ile ekmeği ile oynamak neye sığar adını siz koyun.

Hastane  yani uzman psikiyatrist, olumlu rapor verince, bu uzman doktorun raporuna itiraz etmek ''yok mutlaka bir şey bulmanız lazım'' diye baskı yapmak gibi bir şey olabilir mi? Haklısınız bence de olamaz. Bu ne amirliğe ne insanlığa sığar. Bunu ''eğer amir olsaydım''  derken bile düşünmek istemedim , bunun adı başka bir şey olurdu yoksa.

Ve yine eğer ben amir olsam böyle, reklamdaki çocuğun dediği gibi ''dümdük'' uğraştığım kişinin evine ekip yollayıp, uğraştığım kişinin silahını kendi evde yokken, ev arkadaşından değil , kendisinden almayı tercih ederdim. Derdim ki '' evladım senin canın benim canımdan daha önemli. Sen bana devletimizin emanetisin, senin can güvenliğin için silahını bir süre bana bırakmanı istiyorum''.

Bir polisin üzerine zimmetli beylik silahı, sahibi evde yokken alınır mı, bunu da bilemiyorum ama sanırım kanunen böyle bir şey olmamalı.

Ama en çok merak ettiğim, insani bir yaklaşımla, ''polis intiharları araştırılsın'' diye çaba gösteren polise hayat neden zorlaştırılır.

Aklıma psikopatoloji'de okuduğumuz paranoya'yı da içinde barındıran ''yansıtma'' diye anılan savunma sistemi geldi nedense. Derinlemesine bilgi vermiyorum, merak edenler araştırabilirler.

Evet sayın yetkililer, her zaman yaptığımı yine yapıyor ve soru soruyorum. Ve diyorum ki soruya açıklayıcı yanıt verilir,  Aba altından sopa göstererek ''gel ifade ver'' denmez.

Alın size ilk soru; Polis intiharlarına dur demek için yapılan bu etkinlikte sizi rahatsız eden neydi?

Polis intiharlarını engellemeye yönelik her hangi bir şahsi çabanız ve ya çalışmanız oldu mu?

Hakkında işlem yapma çabasında olduğunuz kişi polis, üzerinde durduğu konu polis intiharları ise, hangi gerekçe sizi bu memurunu psikiyatrik denetimden geçirmeye itti?

Emrinizde çalışan kaç polisin sorunlarına çözüm arayışına girdiniz?

Ve son soru amacınız üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?

Yukarıda da yazdım. Eğer bu sorun umurunuzdaysa, sorulara yanıt verin. Beni ifadeye çağırtmak sorunlara çözüm olmuyor.

 

Can gazilerimi yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?