Polis görevini yaptı, şimdi görev sırası sizde

SAYIN İÇİŞLERİ BAKAN'IM SÜLEYMAN SOYLU,

27.12. 2018 tarihinde, yeni mezun özel harekat polislerine seslenerek, ''İyi polis olacaksınız, iyiliği savunmak için varsınız'' dediniz.

07.06.2017 İç Güvenlik Birimleri İftar Programında ''Terör, uyuşturucu, kaçakçılık, göç, huzurun ve güvenin temini bizim sorumluluğumuzdadır. Öyleyse buradaki arkadaşlarımızın göstereceği gayret sadece kendi ülkemize değil, insanlığa ait de sonuçlar doğurmaktadır. Yükümüz ağırdır, sorumluluğumuz büyüktür. Ama sizlere inanıyor ve güveniyoruz. Biliniz ki mazlumların umudu sizlersiniz. Kim kime hangi desteği verirse versin mazlumların duası ve Cenab-ı Hak bizlerle beraberdir" dediniz.

Aynı toplantıda, Sayın CumhurBakanımız ''Güvenlik güçlerimizin son aylarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kırsalında gerçekleştirdiği başarılı operasyonları da takdirle takip ediyoruz. Çukur eylemlerinde ev ev, bina bina, sokak sokak şehirlerimizi teröristlerden temizleyen kahramanlarımızın her birinin alnından öpüyorum” ifadelerini kullandı.

Sayın Bakan'ım, sizin inanıp, güvendiğiniz, hep destek verdiğiniz, Sayın Cumhurbaşkanımızın tek tek alınlarından öptüğü polisler canlarına kıyıyor.

2020 yılının ilk ayında genç , yaşlı, çalışan,emekli farketmeksizin 10'u aşkın polis canına kıydı. Ve ne yazık ki ben bu yazıyı hazırlarken,  bir emekli  polis memuru daha canına kıydı. Yani sayı her an artış gösteriyor.

Sayın Bakan'ım, bu intiharlar ''ailevi problem'' denilerek üzeri kapatılsa da, herkes çok iyi biliyor ki, ruhsal çöküntüye neden olan bu ailevi problemlerin altında yatan gerçekler aslında mesleki, maddi ve manevi koşullara dayalıdır.

Meslekte ve sosyal yaşantılarda yanlızlıkları ( amir,memur ayrımı), görevin ifasındaki tereddütler (nüfüslu kişilerin müdahalesi), üzerlerindeki mobing ve ego tatminleri (ayrımcılık ve amir baskısı),  verilen sözler ve sözlerin yerine getirilmemesi ve zaman geçtikçe umutların tükenmesi (3600ek gösterge ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi) gibi.

Bayram tatili olmayan, ama polis bayramında bile takviye göreve çağrılıp kendi bayramı zehir olan polisler, ailelerine güzel ve düzenli bir hayat sunamıyor. Bu sorumluluğun altında ezilen polis, aklında bu düşünce ile görevini yaparken ne kadar verimli olabilir hiç düşündünüz mü?

Öne çıkan sıkıntılardan örnek vermem gerekirse üzülerek amirler demek isterim. Amirlerin, sadece işlerin yolunda gitmesi ve görevlerin kordinasyonunu sağlamak  için memurların başında olmadıklarını, memurların problemlerini dinlemek ve çözmek, onları motive ederek sorunlarını aza indirgemekle de sorumlu olduklarını bilmeleri gerekiyor.

Vatandaş baskısı (ben yapayım , sen göz yum düşüncesi), sosyal medya baskısı (polisin her hareketinin yalan yanlış sosyal medya'ya sunulması ve polise tepkinin çığ olup polisin üzerine düşmesi) bütün bunların üzerine ailevi sorunların(düzensiz çalışma saatleri nedeniyle oluşan sorunlar, ekonomik yetersizlik) üzerlerinde oluşturduğu baskı artık bir yerde patlak veriyor ve,çare olmamasına karşın, ne yazık ki poliscanlar, canlarına kıyıyor.

Sayın Bakan'ım, Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele toplantısında  "Okul çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğümüz zaman o satıcının ayağını kırmak polisin görevidir. Suçu da bana atsın" demiştiniz ya, siz polislerin yanında olduğunuz sürece onlar zaten olayın getirisini üzerlerine alıp, suçlulara gerekli müdahaleyi yapacaklardır. Polislerimizin tek ihtiyaç duyduğu kendilerine önderlik yapacak, yanında duracak bir yetkiliyi fiilen ve fiziken görmektir.

İşte bu noktada sizden yardım bekliyorum. Gerek günlük olaylar, gerek terörle mücadele hendek olayları uyuşturucuyla mücadelede, 15 temmuzda gösterdikleri kahramanlıklarla devletinin milletinin yanında olarak onlar görevini yapıyorlarsa, şimdi sıra bizde. Biz de onlara karşı olan sorumluluklarımızı ve görevlerimizi yapalım, bu intiharlara dur diyelim hep birlikte.

Heryere ulaşan siz, Sayın İçişleri Bakan'ım, sizden ricam , lütfen, ne olur polislerimizin yanında durmaya devam etmeniz ve poliscanların problemlerini çözerek bu acı veren intiharlara dur demeniz.

Çünkü polisler için zaman geçtikçe hayaller küçülüyor, istekler umutlar tükeniyor.  Umutlar tükendikçe kendilerini tüketiyorlar ve herşey bitiyor...

Toplum olarak hep polisleri yargılıyoruz, bu kadar canl giderken, onların emanetleri ortada kalmışken çoğu zaman bu intiharlardan haberdar bile olmuyoruz.

Artık biraz da kendimizi yargılama zamanı geldiğine inandığım için, HER ŞEYİ POLİSTEN VE DEVLETTEN BEKLEYEN BİZ, POLİS İÇİN NE YAPIYORUZ diyerek bu yazıyı kaleme aldım.

NE OLUR ARTIK DUYUN SESİMİZİ SAYIN BAKANIM.

 Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

www.haberhurriyeti.com / Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?