SİYASİ EDEBİYAT / Yaşa da Gör!

“… Yaşa da gör temaşa…” derdi annem. Eskiden beri söylenen bir deyimmiş! Anlatırdı geçmişlerden, geçmiş günlerden… Ama mazi her zaman belleğimizde yer edenlerdir! Yaşama çabasındaki ömrü gereği 1900’lerden zamanımıza kadarki yaşantıları… Belleği çok güçlüydü. Bir roman gibi dinlerdim. Hele babam… Anıları çoktu. Ne de olsa çeşitli ülkelerde bulunmuş, yılları deneyimlerle geçmiş biriydi! ‘Sanayi-i Nefise’ mezunu (bugünkü adıyla Güzel Sanatlar Fakültesi). Balkan Savaşı’ndan önce Darülfünun öğrencilerinin ‘savaş isteriz’ diye giriştikleri gösterileri… Bir de Balkan’daki, Suriye, Irak’taki topraklarımızın nasıl elimizden gittiğini, Damat Ferit, Vahdettin, Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’ndaki Trabzon, Sivas valiliklerini. Daha neleri, neleri! On sekiz, yirmi yaşlarındaki bir gencin bütün bu geçmişte kalanları bir masal gibi dinlediğini düşünün! Nasıl etkilenirdim!

Evet, onlar gibi bende bir gün anılar yumağımı çözecektim gençlere! Atatürk dönemindeydik. Güçlü bir toplumduk. Buna inanıyorduk. Ne Balkan’ı, ne Arabistan’ı kalmıştı. Ne de iç kargaşalar. Kendimi çok mutlu, huzurlu hissediyordum. Benim kuşağımın önündeki yılların güzel bir tekdüzelik içinde geçeceği inancına kaptırmıştım kendimi.

Yarım yüzyılı geride bırakan bir yazar olarak, öyle sanıyorum ki benim de artık genç kuşaklara anlatacağım çok şey var. Umduğum mutluluk dolu bir gelecek çoktan uçup gitti. 1938’de ‘Atatürk’ün ölümü, güzel şeylerin bitiş çizgisi miydi? Hiç aklıma gelir miydi, bu yüzyıllarda yaşamak umudu? 2000’li yıllar… Şimdi altmışında ya da yetmişinde olanların kaçı 21. Yüzyıllarda olacak, olabilecek? Bir piyango. Kim öle, kim kala? Rahmetli ‘İlhan Selçuk’, bir yazısında “… İnsan pat diye gitmeli…” demişti! Oysa bazen o ‘pat’ sesi bile çıkmıyor!

Victor Hugo’ günlüğünde şöyle yazmış, 1987 yılında:

“… Savaş yerine barış. Zekâların kaynaşması. Daha iyiye kavuşmanın sabırsızlığı, yavaşlıkların, çekingenliklerin hakkından gelecek. Bu sabırsızlığın dışında hiçbir öfke olmayacak. Halk, karanlığın bağrını delip ışık madenleri çıkaracak. İşte yarının insanı böyle olacak. 20. Yüzyılda Avrupa adını alacak tüm uluslar. Daha sonra insanlık adını alacak. İnsanlık ulusunu, düşünce adamları, alacakaranlıkların içinden görüyorlar. 19 Yüzyılda Avrupa’nın oluşmasını yaşadık. Kardeşlik ülkesi Avrupa. Gelecek, işte budur. Bu engin mutluluğun önüne geçilemez…”

Bakın, koca ‘Hugo’ 20. Yüzyılın bir insanlık çağı, olacağını sanmış. Öyle ya 19. Yüzyılda bilim, sanat, kültür ileri aşamalara varmıştı. Gelecekte insanlık gerçek mutluluğa kavuşacaktı! Ama öyle mi oldu? ‘Hugo’nun bu sözleri yazmasından üç yıl sonra Fransa-Almanya savaşı patladı. Şair gurbetlere gitti. Uzun yıllar sonra yurduna dönebildi.

Victor Hugo’nun 20. Yüzyıl konusundaki görüşleri, daha doğrusu özlemleri yanlış çıktı. 21. Yüzyıl konusunda bizlerin beslediği güzel umutlar, tatlı düşler de büyük bir yanılgı mı? Daha doğrusu yanılgı olmasın diye umutlanmak bilmem gerçekçi bir davranış mı? Ne demişler;

“… Yaşa yaşa gör temaşa…”.

www.haberhurriyeti.com/mustafa gokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?