Soyer ve Suriye’li sığınmacılar hakkında…

Anladım ki İzmir halkı- tabii ki yerlisi - hem kentine sahip, hem de kendisine hizmet edeni baş tacı edebilecek olgunlukta.

Bir şeye daha inandım ki, her kesimden yurttaş, İzmir ve sorunları hakkında yazılan yazılara karşı son derece duyarlı.

Bu köşede yazalı inanın kaç yıl oldu bilmem.

Galiba ilk defa İzmir ve bir belediyesi hakkında gözlemlerimi aktardım.

İyi ki aktarmış ve düşüncelerimi ortaya koymuşum.

Çok duyarlı okuyucularım hiç zaman kaybetmeden yanıt verdiler.

Mesela Seçkin Öner, ardından Sevinç Özküçük, Hakan Kılıç, Zübeyde Seven Turan ve Ali Özdere gibi.

Hepsine gösterdikleri duyarlılıklar için ayrı ayrı teşekkürle.

Gazetecilik yaşamım Ankara’da ve ne var ki politika bataklığında geçti.

Böyle olunca da he tür siyasetçiyi tanıyorsunuz ve hakkında edindiğiniz ön bilgilerle ileriye yönelik doğru tahminler yapmaya çalışıyorsunuz.

Bu demek değildir ki, bütün görüş-bilgi ve tahminlerin doğrudur.

Böyle bir iddiam yok.

Anlaşılan o ki, İzmir’e gönülden bağlı, bu kentte yaşama hakkını sürdürmek ve şehre sahip olmaya çalışanların ilk sorunu Suriyeliler.

Bir şey daha öğrendim ve Soyer ile ilgili yazılarımdan anladım ki, İzmir halkı siyasetin tam da göbeğinde, sadece İzmir değil ülkenin sorunlarına da el atmış durumda.

Bu çok iyi bir şey.

İzmir’li kentine sahip çıkmaz ise , Suriyeli veya Irak’lı, ya da Libya’lı geçici insanlar bu kente sahip çıkacak değiller.

Gerçi Suriyelilerin konumu çok ayrı ve özel bir durum.

Bu ülkede kalıcı olup olmayacakları henüz netleşmiş değil.

Aslında Suriye’lilerin ayak bastıkları her şehir ve ilçeden, yani burada yaşayanlardan mutlu olan tek bir kişi yok.

İnsan sevmemek değil bu.

Sanırım ülkenin içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan bir “red” tepkisi…

AKP’nin izlediği dış politikanın yanlış olmasının dışa vurumu.

Ve bu nedenle kabaran öfkenin dışa vurumu.

En önemlisi AKP iktidarının bu konuda ne yapacağının bilinmemesi.

Suriye sorunu patlak verdiğinden bu yana, iktidarın Suriye konusunda izlediği “zikzak” siyaseti insanların yeteri kadar kafasını karıştırdı zaten.

Suriye’li mültecilere bütçeden yapılan hesapsız yapılan yardımlar.

Yerel yönetimlerin el uzatmaları.

Bunun yanında Avrupa ülkeleri halkları ve AB’nin yardım konusundaki kayıtsızlığı.

Tabii ki son 17 yıldır “tek ses” “ tek nefes” ile yönetilen Türkiye’deki vatandaşların içine düştükleri “kaotik” gelecek.

Ve ekonomik çöküş…

İnsanoğlu haklı olarak önce kendisini düşünür.

Doğal sonucu olarak da kendi halkını ön planda tutar.

Sanırım çok insani duygularla hareket eden, ayrımcılık yapmaktan ürkse de, biraz acemilikten kaynaklanan kararlarla hareket eden İzmir’in çiçeği burnundaki Belediye Başkanı Soyer, ipin ucunu uzun tutmuş.

İpin ucunu tam kaçırmış olabileceğine inanmıyorum.

Ama varsa hatası,- ki vatandaşların tepkisi bu yönde devamlı artıyor- telafi etmek yoluna muhakkak gidecektir.

Gitmelidir.

Suriyelilere “pozitif” ayrımcılık yapacağım derken, bu konuda “göz çıkarmamaya” dikkat etmelidir.

Herkes gibi Belediye Başkanları da bizim gibi bir insan.

İnsanlar hata yaparlar.

Hata kesin ise en kısa zamanda, zararın başında kararlarından dönmelidirler.

Soyer, “Çaplı” biri

Başarıl biri siyasetçi olma yolunda.

İzmirliler şanslılar ve sevinmeliler.

Soyer, “çapsız” ve en azından “çapaklı” değil.

www. haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?