Tunç Soyer’in düşündürdükleri (II)

(Dünden Devam-İlk bölümü bu linkten okuyabilirsiniz)

Konya duruşmaları devam ederken, Mamak Askeri Mahkemesi'nde Erbakan ve arkadaşlarını savunan avukatlardan bir heyet, Hürriyet’in Rüzgarlı Sokak’taki Tesisleri'ne geldiler.

Bana, “Duruşmada tarafsız, yansız verdiğiniz bilgiler için size, yayınlanan objektif haberler için de gazete ve yöneticilerine teşekkür etmeye geldik” dediler.

Ben de durumu ve ziyareti Haber Merkezi sorumlularına ilettim.

MSP davası aylar sonra beraatla sonuçlandı ve tüm parti sorumluları serbest bırakıldı.

Bu duruşmalarda tarafsız tutumuyla tanıdığım Nurettin Soyer, 1 Mayıs günleri kutlanan Hürriyet gecesinde davetli olarak geldiği kokteylde karşılaştım. Bir grup arkadaşla birlikte sohbet ettik.

Tabii Ankara’nın güçlü adamı Nurettin Soyer, Alpaslan Türkeş ve partisinin yargılanması sırasında da iddia makamında görev aldı. Fethullah Gülen’in (O zamanlar Feto-Meto yok) mahkumiyetinde de…

Geçen gün, Haber Türk TV’de dört gazeteci karşısında İzmir ve bu şehir hakkında ne yaptığını ve neler planladığını anlatırken Tunç Soyer’in babasını anımsadım.

Onun için önce babası hakkında yazarak, Tunç Soyer’le ilgili ne düşündüğümü aktarmak istiyorum.

Babalar ve oğullar…

Benzerler veya benzemezler bilemem.

Benim dinlediğim Tunç Soyer gerçekten güvenilecek bir “hizmet” adamı gibi duruyordu ekranda.

Güvenilir, sözüne inanılır.

Samimi ve ikna edici etkisi olan…

Yapacaklarını anlatırken, beklentisiz.

Yaptıklarını izah ederken aldığı keyfi, adeta yüzüne yansıtıyor.

Korkusuz ve halka güveni tam.

Daha önceki İlçe Belediye Başkanlığı dönemi ve yaptıklarını hiç bilmem.

Kendisini önceden hiç tanımam ama TV’de dinledikçe “İşte böyle biri Türkiye’ye gerçekten lazım” diye söylendim.

“Aynen” diye bir yanıt aldım aynı anda…

Eşim de katılmıştı fikrime…

Siyasette, çok nadir olsa da aynı noktada buluşmuştuk eşimle.

Açık oturumda, Saray yanlısı sözde kadın gazetecilerin soruları evlere şenlikti açıkçası.

Başkanın yaptıklarında hiçbir “açık” bulamamaktan kıvranıyorlardı adeta.

Saray’ın bayan savunucusu “sözde” yazarlar, sonunda Atatürk ve Kemalizm tartışmasına çektiler Soyer’i.

İzmir ve sorunları tartışılırken açık bulamadılar ya…

Kendilerine göre Atatürk “kaygan” zemindi CHP’liler açısından.

Ve “Tuzak sorular” ile güç durumda bırakmaya çalıştılar Soyer’i.

“Belediye yönetiminde kadınlara eşit fırsat verme, eşit davranma” konusunda açık bulamadılar.

Hizmetlerde hata yoktu.

Vaat ettiklerini tek tek ve planlı şekilde yerine getiriyordu ya…

Belediye Meclisindeki üyeler ve AKP örgütleriyle “medeni işbirliği”nden yanaydı ya…

Bunlar olumlu icraatlar “kesmedi” hatunları…

İzmir’i bir dünya kenti yapmak, Uluslararası planda bu şehri öne çıkarmak düşüncesi ve hedefi de, sözde köşe yazarı hanımları ikna etmedi…

Varsa yoksa Kemalizm ve Atatürk’cülük…

Malum, CHP içindeki ufak-tefek yarıkları, ayrılıkları kaşımak için fırsat arayanlar nedense Kemalist ile Atatürk’cülük tanımlarındaki farklıklıları dile getirip, birini ötekine tercih eden olursa onun üzerine saldırmak, çullanmak.

Bir marifetmiş gibi…

Hele ağzınızdan bir de “Kemalizm” kelimesi çıkmışsa yandınız…

AKP taktiği malum.

“Öğretilmiş zırvalar” kurbanlarına pek fazla yüklenmek istemiyorum.

İzmir Belediye Başkanı bu tartışmaları aşmış, yerel sorunlardan genel sorunlara yönelmiş, ama AKP’ye gönül vermiş bu gazeteci sayılan hatunların umurunda değil.

Soyer, anlatıyor ama dinleyen kim.

Nitekim tartışma öyle bir noktaya geldi ki, tarafsız gazetecilerden biri olan İsmail Saymaz, “İzmir’in sorunları, belediye hizmetleri, bu şehre yapılması planlananlar, çevre, sokak hayvanlarının korunması, doğanın bozulmaması konularının, Atatürk ve Kemalizm’le ne ilgisi var? İnsaf yani.” diyerek isyan etmek zorunda kaldı.

Ortalık buz kesti.

Lafı uzatmaya gerek yok.

Benim kanaatim şudur.

60 yıldır siyaseti izliyorum. Hem de Başkent’in göbeğinden.

Rahmetli İnönü ve ardından rahmetli Süleyman Demirel dahil, ardından rahmetli Ecevit dahil, yüzlerce siyasetçi tanıdım.

Hizmet insanlarını izledim.

Dünya görüşü, kültür ve birikimi, insani değerleri, ikna becerisi, inandırıcılığı çok yüksek bir siyasetçi Soyer.

Tolerans eşiği güçlü, çözümlerde ortak görüşe saygılı, sorunlara partiler üstü yaklaşımı, sabrı ve sinir katsayısının düşük oluşu ile yerelde değil, genel siyasette şans tanınacak kadar inandırıcı özelliği var Soyer’ in.

Burada sözüm CHP üst yönetimine:

Biliyorum çoğunuzun gözü İmamoğlu’nda ama Tunç Soyer’e daha fazla şans tanımalısınız.

Bence, gelecekteki cumhurbaşkanlığı adaylığı için banko Soyer.

Sakın Soyer’i yıpratmak için erken davranmayın.

“Eski huyunuz depreşmesin” derim.

Son söz :İzmir’de yaşayanlar çok şanslı…

(Son)

www. haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?