Tunç Soyer’in düşündürdükleri…(1)

Tunç Soyer, İzmir Belediye Başkanı.

Tanımam ama sadece babası Nurettin Soyer’i hatırlıyorum.

Nasıl anımsamam ki?

1980 Askeri Darbesi sonrası Milli Selamet Partisi lideri rahmetli Erbakan ve milletvekillerinin yargılandığı Mamak Askeri Mahkemesi'nde, gazeteci olarak dinlenen tek tanık bendim.

Konya olaylarını başından sonuna izleyen tek gazeteci sayılırım.

Olayların patlak vereceğini sezmiş, bir hafta önceden Konya’ya gidip, Hürriyet Haber Ajansı Konya temsilcisi arkadaşım rahmetli Mehmet Gazel ile birlikte olup bitenler bir yana, Erbakan’ın katılacağı son mitingde neler olup biteceğini kestirmeye çalışmıştık.

Mamak Askeri Mahkemesi'nde Ankara Sıkıyönetim Başsavcısı Nurettin Soyer’in ilk sorusu şu oldu:

“Konya olayında yaşananlar ve tüm olanları nasıl değerlendiriyorsun?”

Olayı baştan sona tek tek aktarmaya çalıştım. Hani, saklanacak bir yanı da yoktu olayların. Olaylardan hemen sonra da ihtilal olmuştu zaten.

Duruşmalardan bir gün önce Ankara Oteli'nin barında rahmetli Erol Simavi “Bak oğlum, yarınki Erbakan duruşmasında ne gördünse, neye tanık oldunsa en küçük ayrıntısına kadar anlat. Hiçbir şeyden endişe etmeden ve korkmadan anlat ki gerçeklerin oraya çıkmasına yardımcı olalım” dedi ve ekledi:

“Eğer duruşmada söyleyeceklerin ve sonrasında ola ki başına bir iş gelirse ve güç durumda kalırsan, bil ki eşin ve çocukların bize emanet. Sakın ola gözün arkada kalmasın”

Anladım ki, vereceğim bilgiler bir ihtimal başıma dert açabilir.

Duruşma sırasında tutuklu milletvekillerine şöyle uzun uzun bir göz attım. Çoğunu tanıyordum zaten.

Olayı baştan sona anlattığımda, rahmetli Erbakan’ın elinin kalktığını son anda gördüm;

“Sayın Mahkeme Başkanımızdan bir ricam var” dedi, söz verilince de şu soruyu sordu:

“Bu olayları takip eden kardeşimiz Sezai bey, Konya’ya olaylar patlak vermeden bir hafta önce neden gitmiştir? Başlangıçta bazı izlenimleri olmuş mudur?”

Miting gününden önce gitme nedenlerimi şöyle anlattım:

“Biz gazeteciler müneccim değiliz. Ama her gazetecinin bir ön sezgisi olması gerek. Ben Hürriyet Haber Merkezi’ne, Konya mitingi hakkında bazı kuşkularım olduğunu, yerel muhabirimizin bana aktardığı ön bilgiler nedeniyle tedirginlik duyduğumu ve bu nedenlerle bir hafta önce gitmek istediğimi aktardım. Merkez bir engel görmedi ve ben de Konya’da miting güzergahını en güzel şekilde görebilecek bir otelde yer ayrılmasını istedim. Büyük gazetelerin, büyük düşünme ve sezgilerinin peşinden gitme gibi bir avantajı vardır.”

Nitekim Hürriyet olayları en tarafsız, en objektif ve en ince detayına kadar sayfalarına aktardı. Hatta bazı kısımlarının o günün koşulları içinde yayınlanmasına gerek olmadığı gerçeğini de dikkate aldı.

Bunlardan biri ve en önemlisi olan mitingten günler önce Konya’ya askeri birliklerden sevkiyattı.

Yüzlerce, belki de binlerce erin bedevi kıyafetleri giydirilerek törene katılmaları ve yürüyüş sırasında belki de olaylara neden olmalarıydı. Bu açık açık bir provokasyondu ki, bu Hürriyet sayfalarında yer almamıştı. Bu askerler, mitingin bir yerinde Orduevi'ne doğru koşarlarken, başlarındaki kapüşonları arkalarına savulduğu için üç numara traşlı kafaları açıkta kalıyordu.

Yani foyaları ortaya çıkıyordu.

Hani “Takke düştü, kel göründü” misali.

(Devam edecek)

www. haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?