Çoklu yönetim yetersizliği…

AKP iktidarı 20 yıla yakın süredir bu ülke yönetiminde rol üstlendi, kadrolarıyla halka hizmet etmek için elinden geleni yaptı.

“Elinden gelen” bu kadardı sanırım, ki hemen hemen her sorunu yüzüne gözüne bulaştırmaktan geri kalmadı.

Bana “Ama haksızlık etme, şu şu konuda çok başarılı oldu” derseniz;

“Öyleyse bana dört dörtlük yaptığı tek bir icraat gösterin derim” ve örnek isterim.

Ekonomi mi dediniz?

Gerçekten ekonomi 2002 yılında felaketti.

Bir yıl öncesi ise ülke cehennem gibiydi…

Bankalar batmış, Türk ekonomi İMF ‘nin kucağına itilmişti.

Ekonomiyi kurtarmak için Dünya Bankası'ndan çağrılan Kemal Derviş, İMF kucağına itilmiş ekonomi için bir yol haritası çizdi, 2002 yılında bu programa aynen uyan AKP yönetimi, hem borçları ödedi ve hem de ekonomiyi iyileştirmeye çalıştı.

Dünyada ekonomi son derece iyi gidiyordu, Türkiye de bu şahlanmış ekonomiden payını almayı bildi.

Dış yardımlar ve yatırımlar sayesinde AKP’nin ekonomisini yönetenler başarılı oldular.

Ta ki 2008’lere kadar.

Sonrası, ülke ekonomisi nerdeyse Fethullah Gülen kadrosuna teslim edilmiş durumdaydı.

Gülen ve kadrosu henüz FETÖ olmamıştı o dönemler.

Tüm ekonomi bakanları sayın Erdoğan’ın emriyle ve Gülen takımının vesayetine girdi.

Ekonomi batışa geçtiğinde 17-25 Aralık patlak verdi.

Sayın Erdoğan ekonomik önlemler almakta gecikti.

Üstelik Gülen hareketinin etkinliğine göz yumdu.

Fetö palazlandı.

Örgütlenme aşamasında geç kaldı.

Erdoğan’ın gecikmeleri bununla da kalmadı.

ABD Irak’da Rajova bölgesindeki Kürtlere yardım edip PKK’nın isim değiştirmiş yan kolu PYD‘ye silah gönderirken, Türkiye çoktan treni kaçırmıştı.

Suriye konusunda da geç kaldı…

Emevi Camisi'nde Cuma Namazı kılma hedefi bir hayalden ibaretti. Rusya ve İran Esad ile aynı masaya oturmuş plan yaparken, sayın Erdoğan Filistin yüzünden İsrail’le kavga ediyordu.

Esad birden Esed oldu.

Hangisini saymalı?

Mısır konusunda SİSİ ile papaz olduk.

Amerika ve Rusya hemen Mısır’ın yanında yer aldı.

Kıbrıs Rum kesimiyle 1974’den bu yana bir milim yol alamadık, adamlar Avrupa Birliği'nden sonra şimdi de Doğu Akdeniz’de söz sahibiler.

Biz Doğu Akdeniz konusunda da geciktik.

2002’den bu yana Akdeniz Mısır-Israil-Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından parsellenirken biz uyuyorduk herhalde.

Libya ile temasa geçerken bile, 18 yıl önce kalkan treni kaçırmıştık.

Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan bu yana da gerek iç ve gerekse dış sorunlar konusunda hep geride kaldık, ya da karar almakta geciktik.

Bu gecikmeler, bakan değiştirmeler.

Bürokrat kıyımları.

Yanlış atamalar…

Ve geç alınan kararlar

Adalet reformu konusunda girilen ATALET tablosu, Türkiye’yi son derece kötü yönetilir duruma getirdi.

Devlet organları arasında da uyum ve senkronizasyon bozuklukları yaşandı ve hala yaşanıyor.

Yani devlet aygıtında arızalar tavan yaptı.

Hani, yaşlanmış, ömrünü tamamlamak üzere olanlar için sarf edilen “ Hastamız çoklu organ yetmezliği konumuna gelmek üzere” cümlesi ve teşhisi var ya, Türkiye’nin hali biraz da bu tabloyu andırıyor.

Allah hiçbir ülkeyi bu noktaya getirmesin…

Getirmesin ama yönetimde görülen “Çoklu organ yetmezliği” tablosuna da tez elden müdahale edilmesi gerekiyor.

Bir gün dahi “gecikmeme” durumdayız.

Yoksa çok geç olabilir…

Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?