Almanya'da Türk ana dilinin içler acısı durumu

Bugün başta Almanya’da olmak üzere yurt dışında yaşayan göçmenlerimizin sayısına bakarsak, Türkçeyi ana dili olarak konuşan insanların sayısının, kimi Avrupa dillerini ana dili olarak konuşanlardan daha fazla olduğu gerçeğini görebiliriz.


Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının yüksekliğine rağmen Türkçe ana dili dersleri de gerçek Türkçe’de birçok sorunla karşı karşıyadır. Bilhassa Almanya’da Türkçe eğitimi ve göçmenler arası konuşulan Türkçe-Almanca karışımı yeni bir dil ortaya çıkmıştır.

Almanya’daki vatandaşlarımızın bulundukları ülkede ana dillerini korumaları, gelecek nesillere aktarmaları, kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkma bilincinde olmaları hem onlar hem bizim için çok önemlidir.

Ana dil kişinin çevresiyle iletişim kurması, çevresinde olup bitenleri, gördüklerini duyduklarını, dinlediklerini anlaması, önceden edindikleriyle yeni öğrendiklerini değerlendirebilmesini, yorumlayabilmesinin temel olgusudur. Bilhassa kişinin benliğini ve kimlik duygusunu kazanması da ana dili eğitimine bağlıdır. Bir dil öğretimi aynı zamanda bir kültür öğretimidir. Ana dilini bilmeyen bir göçmen ait olduğu medeniyetin yarattığı kültürün yeni nesillere taşıyamaz. Özgüven sorunu yaşar.

Yurt göçmen Türk çocukları açısından, ana dilin unutulmuş veya yarım yamalak öğrenilmiş olması onların içinde bulunduğu eğitim geriliğinde temel sorundur. Göçmen aileye mensup olan çocuk, bir taraftan kendi ailesi içerisinde yerli toplumunkinden tamamen farklı bir dili öğrenerek farklı değer ve normları edinerek ayrı bir sosyalleşme süreci yaşarken, diğer taraftan içinde yaşadığı toplumun okullarında, yerli arkadaşlık gruplarında, işyerlerinde, yüz yüze, yakından ve uzaktan ilişki içerisine girdiği sosyal çevrede ise, o toplumun dilini öğrenir, inanç, değer ve normlarına göre ayrı bir sosyalleşme süreci yaşar. Kendi ana dilini bilmeyen çocuk ise yarım bir kültürel yapıya sahiptir, her iki toplum açısından da tam anlamıyla sosyalleşemez. Eksik bir sosyalleşmeye yol açan bu süreç,  kimlik bunalımı, uyum sorunu çerçevesinde önemli bir problem alanı teşkil eder.

Yurt dışında yeni kuşaklar arasında uyuşturucu kullanımı, kriminal olaylara katılım, menfi alışkanlıklar, ailelerle çocuklar arasındaki sorunlu ilişki biçimi, çelişki ve çatışmaların ortaya çıktığını göstermektedir. Yeni dahil olunan Avrupalı toplumun toplumsal rolleri ile evde ebebeynlerin çocuktan beklentileri arasında muhteşem çelişkiler oluşmakta, çocuk iki kültür arasında parçalanmışlık hissini yaşamaktadır. Çocuğun Avrupalı çevreyle olan ilişki biçimini negatif olarak etkilemekte ve problemlere yol açmaktadır. İkinci ve üçüncü kuşak göçmen çocukların yaşadığı sosyalleşme süreci, 1.) Aile, 2.) okul 3.) arkadaş çevresi içinde gerçekleşir. Bu çevrelerde oluşan ilişkiler ağı, uyuşturucu alışkanlığı, şiddete yönelme, psikiyatrik problemler, okulda başarısızlık gibi, birtakım meseleleri doğurabilmektedir.

Bu sosyalleşme problemi üçüncü ve dördüncü kuşağın kimlik ve uyum problemlerinin kaynağıdır. Yeni göçmen nesiller, birinci nesle nispetle geliştirdiği kimlik tanımlaması ile Avrupalı toplumla olan ilişkilerindeki uyum kalıbında ne ölçüde başarı olabilmiştir?  Yurt dışında yaşayan Türklerin birçok sorunu ortaya çıkmıştır ve bunlardan önemlisi eğitim sorunudur. Türkiye ve Avrupalı ile kıyaslandığında göçmen çocuklarının eğitimi yerlerde sürünmektedir. Yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının eğitim problemleri arasında en dikkat çekenlerden biri de onların genel okul başarısı yanında uygulanan ana dili ve Türk kültürü öğretimi noktasında odaklanmaktadır.

Almanya’da Türkçe'nin mevcut konumuna baktığımızda, her eyaletin kendi sistemini uyguladığını görmekteyiz. Farklı sistemlerde olsa da ana dili Türkçe olan çocuklara, hatta bazı eyaletler ve okullarda isteyen Alman çocuklarına da Türkçe dersleri sunulabilmektedir. Dersler haftada 2-5 saat arasında verilmektedir. Türk ahalinin çocuklarına Türkçe dersi verilmesi konusunda isteksiz davranması, mücadele etmemesi, Alman makamların da “entegrasyon” yerine “assimilasyon” programı uygulaması sonucu Almanya’daki 2.-4. Kuşak Türk kökenlilerin Türkçesi %20-25 düzeylerine (okuma-yazma-okuduğunu anlama) seviyelerine düşmüştür. Hâlbuki yurt dışındaki vatandaşlarımızın, Türkçenin yanı sıra bulundukları ülkenin dilini de ana dilleri kadar iyi öğrenmeleri, özellikle başarılı bir eğitim ve iş hayatı açısından önem arz etmektedir.

Bilimsel araştırmalar, ana dili öğrenmenin diğer dillerdeki gelişimi de desteklediğini ortaya koymaktadır. Diğer yandan asimile olmadan varlıklarını sürdürmelerinin yolu ana dili eğitiminden geçmektedir. Yurt dışındaki okullarda Türk çocuklarının ana dili eğitimi almalarının okul başarılarını artırdığı gözlenmiştir. Zira öğrencilerin Türkçeyi iyi kavramaları, bulundukları ülkenin dilini de iyi kavramaları anlamına gelmektedir. Diğer yandan çeşitli nedenlerle ülkelerine dönen gençler, ana dili derslerini almışlarsa hem kimliklerini korumuş hem de uyumlarını kolayca sağlamış olmaktadırlar.

Çocuklarının Türkçe ve Türk Kültürü derslerine girmesini isteyen bilinçli velilerin seviyesi çok düşüktür. Okullar bu isteğe cevap bile verse, bu sefer de, dersler öğrenciler tarafından pek fazla ilgi gösterilmemektir. Bu durum, Türklerin Türkçe öğrenmesini istemeyen Alman assimile programı için büyük bir şans oluşturmaktadır. Türkçe derslerine ilginin azalması, zaten kendileri yeterli eğitim seviyesine sahip olmayan ebebeynlerin gerek yoğun iş temposu, gerekse de çocuklarının okul ve eğitim sorunlarıyla gerektiği kadar ilgilenmemelerinden kaynaklanmaktadır.

Ancak özellikle yurt dışında yaşayan insanlar için Türk dili ve kültürü derslerinin önemi son derece büyüktür. Dil, insanın kendi öz kültürü ile bağını devam ettirmesini sağlayan en önemli araçlardan birisidir. Dil, bir milletin kültürünü oluşturan en önemli temel taşıdır. Dilin kaybı, insan açısından kendi öz kültürüyle olan bağının da kopmasına neden olabilir. Ana dil olmadan matematik kavramak mümkün değildir. Ana dili diğer bilimler içinde Fen Bilimleri, Sosyal Bilimleri öğrenmeye, bilimsel prensipleri kavramaya yardımcı olur ve böylece, bireyin kendini çevreleyen dünyayı algılamasına ve sağlıklı düşünmesine yardım eder.

Dile yeterince hakim olamama çocuktaki öğrenme oluşumunu da etkilemektedir. Çocuk ana dili ile öğretime katıldığında okul başarısı etkin bir biçimde etkilenmektedir. Araştırmacıların elde ettikleri sonuçlara göre; dil seviyesi çocuğun gelişmesine, okul içindeki başarı ve sosyal davranışlarına etki etmektedir.

Mensubu olduğum Almanya Türk Toplumu, yıllardır Türkçe öğretimi ile ilgili olarak Almanya’da aşağıdaki talepleri dile getirmektedir:
1. Türkçenin okullarda isteğe bağlı olarak haftada beş saat öğretilmesi ve sınıf geçmede etkili olması, 2. Türkçenin ikinci yabancı dil olarak yaygınlaşması.
3. Türkçenin lise olgunluk sınavlarında geçerli bir ders olarak kabul edilmesi,
4. Almanya’da Türkçe öğretmenliği bölümünün yaygınlaştırılması,
5. İki dilli eğitim modellerinin geliştirilmesi,
6. Son yıllarda Türkçeye karşı oluşan olumsuz tutum nedeniyle atılan adımların düzeltilmesi.

 Almanya Türk Toplumu “Alman sistemi öteki dilleri ve kültürleri küçümsüyor. Sorun saygı eksikliğinden, yok saymadan, kabul etmemeden kaynaklanıyor” açıklamasını yapmıştır.

Ana vatan Türkiye bu konuda milli eğitim bakanlığı üzerinden Almanya ve diğer ülkelere öğretmen yollamakla birlikte, diyosporada ki Türkler için milli bir “Ana Dili Türkçe” politikası oluşturamamıştır. 

Türkiye Türk dili ve Kültürünü kalıcı kılabilmek için şu politikaları geliştirmelidir. :

Türkiye’den atanan öğretmenlerinin çalıştıkları ülkenin dilini ve kültürünü iyi derecede bilmeleri 
Türkiye’den gönderilen ve mahallen atanan öğretmenlere yönelik olarak iki ülke uzmanlarından oluşan ortak ekiplerce sürekli hizmeti içi eğitimlerin düzenlenmesi
Devletimizin konuya yakından ilgi göstermesi,
Sadece Almanya’da öğrenimine devam eden yaklaşık 650.000 Türk öğrencinin ana dili Türkçe derslerine son derece özen göstermesi için teşvik edilmesi,
Ana dili Türkçe derslerinin öğrenci, öğretmen ve veli bakış açılarıyla ele alınmaya çalışılmalı,
Sürekli devam eden bilimsel araştırmalar ile, öğretim sürecinde ne gibi iyileştirmelerin yapılabileceğine yönelik sürekli yeni öneriler getirmek amacıyla komisyonlar kurulması,

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?