Püf Noktası: Kusursuz Soruşturma

 PASTA NEREDE?

Sevil hanım kusura bakmayın. Bir pazar gününüz var. Sizi rahatsız etmek istemezdik ama inanın çıkamadık işin içerisinden. Bana ‘senin komşun hatırın geçer’ dediler.”.

“Hiç önemli değil Ayla. Söz konusu çocuklarımız. Ama önce doğru mu anlamışım; 

 

Okulun 5/C sınıfının beşinci kümesi ilkokullar arası matematik yarışmasında birinci oluyor. Ve bu pazar kendi aranızda da kutlamak istiyorsunuz. Beş öğrenci,

 

 beş veli. Onların on yakını. Teyzesi, dayısı, ablası… Yirmi kişi. Ismarladığınız pasta hazır. Öğretmenler odasında.

 Çocuklar bahçede oynuyor. Yakınları bahçede bekliyor. Çaylar hazır olunca herkes sınıfa çağrılıyor. Ve kırk kişilik pastanın yerinde yeller esiyor. Doğru mu? Şimdi dinliyorum.”.

 “Kamera Pazar günü çalışmıyor. Gireni çıkanı bilemiyoruz. Müdürümüz, müdür yardımcımız ve ben. Başladık soruşturmaya…

 Çağırdık beşini. Ortadaki şu gözlüklü var ya.

 

İlk bu veletten başladık. Çok bilgiç. ‘Sulu götürür, susuz getirir” cinsinden. Her soruya; ‘bilmiyorum, görmedim, yemin ederim’ dedi. Ama müdür masasının tam karşısındaki boy aynasında bir ayağının kalkık olduğunu gördüğümüzü bilmiyordu.”.

“Vay velet!”.

 “Şu en soldaki boncuklu kısa saçlı var ya.

 

  Bir boş kâğıt istedi. Bize pastanın nasıl gizlice yenmiş olabileceğini on dakika boş kâğıtta anlatmaya çalıştı. Eli boş kâğıtta geziniyordu. ‘Öyleydi böyle oldu. Böyleydi şöyle oldu” sözleriyle… Hiç çizmediği için hiçbir şey izleyemedik. Hiçbir şey anlamadık. Öyküde herkes vardı. Bir tek kendisi yoktu. İnandık (!)”.

 “Vay uyanık vay! Ya şu çember çeviren?”.

 

“Sevil hanım o bir başka alem. Büyümüş de küçülmüş. ‘Benden nasıl kuşkulanırsınız? Bahçe kapısının önünde annemle dedemi bekliyordum. Simitçiye sorabilirsiniz’ dedi. Hadi doğru ancak bugün pazar. Okul kapalı. Simitçi?”.

 “Yani olmayan bozacının şahidi şıracı.”.

 “Aynen Sevil hanım biz de anımsattık; ‘Bugün pazar simitçiyi nereden gördün?’. Yanıtladı; ‘Bizleri görünce gelmiş, pastayı duyunca gitmiş.’. Sonra ‘ben hiç öğretmenler odasına gitmedim’ dedi. Soruları yoğunlaştırınca da sanki bir itiraf geldi: ‘Gitmediğim öğretmenler odasında dördünü pastayı yerken nasıl görmüş olabilirim?’.

 Dördüncü zanlımız şu köşede ‘nasıl çözüm bulurum gözleri’yle fıldır fıldır bakandı.

 İlk sorumuz şuydu: ‘Pasta nerede?’.

  

Sorar sormaz yukarıya baktı. ‘Çişim geldi’ deyip çıktı odadan. 

Döndü. Sorduk gene: ‘Pasta nerede?’.

 Beş saniye yukarıyla bakındı; ‘Çişim geldi’ deyip çıktı.

 Döndü. Sorduk gene: ‘Pasta nerede?’.

 Gene beş saniye yukarı bakındı; ‘Çişim geldi’ deyip çıktı.

 Döndü. Soramadık artık. Pasta çişini getiriyordu… Bizde soru çoktu, fırıldağın çişinin bitmeye niyeti yoktu. Bizi kısır döngüye soktu.”.

“Yani Sevil hanım otuz beş yıllık öğretmenim. Beş yıllık müdürüm. Önümüzdeki yıl emekli oluyorum. İlk kez bir bacaksız beni değirmen taşını döndüremeyen eşek yerine koydu.”.  

 “Makaraya sarmış sizi. Ya şu sevinerek zıplayan?”.

 

“Beşinci ve son zanlımız. Sevil hanım bu zıplama çocuk anasının gözü. Dedi ki;

 ‘Öğretmenim biz öğrencileri boşuna sorguluyorsunuz. Matematikteki başarımızın kutlamasına pastayı duyan geldi. Çocuklarının başarısı umurlarında değil. Amaçları pasta yemekmiş. Biz öğrencileriniz bahçede beklerken pastaya gidip gelmişler. Sonra anlaşılmasın diye toptan bitirmişler. Onları sorgulayın.’.

Bir bakıma doğru. Bu zıplama,öğretmelere akıl veriyordu. Tereyağından kıl çeker gibi sıyrıldı. Tıkandık. Soruşturmada bize göre kusur yoktu. Kamera kaydı yok. Biliyoruz ki itiraf, kanıt değil. En sonunda adli bilimler uzmanı olarak sizi çağırdık Sevil hanım. Ne olacak şimdi?”.

“Önce şu telefon numaranızı verin. 0.616.616 16 16. Birisine gönderiyorum. İlk ben konuşacağım. Sonra sözü size vereceğim. Konuşmaya ‘Bildiğiniz gibi’ sözüyle başlayın. İki telefon yan yana duracak. Telefonunuz çalacak. Telefonları karıştırmış gibi ben açacağım. Tamam mı? Hadi herkesi buraya mikrofonla çağırın. Gelsinler. Ama ne dersem sakın karışmayın.”.

 “Peki Sevil hanım. ‘Dikkat! Dikkat! Herkes öğretmenler odasına gelsin’. ‘‘Dikkat! Dikkat! Herkes öğretmenler odasına gelsin’. Birazdan buradalar. Çay kahve içer misiniz?”. 

 “Sonra içeriz. Hem gelmeye başladılar…”.

………

 “Fazla beklemedik. İşte hepsi burada. Kaybolan pasta için toplandık. Soruşturmamızın tamamlanması için Adli bilimler uzmanı Profesör Sevil Atasoy’dan yardım istedik. Sevil hanım buyurun.”.

“Sayın veliler ve konuklar hoş geldiniz. Siz de sevgili öğrenciler. Çocuklar yarışmayı kazandığınız için beşinizi de kutluyorum.

 Sayın veliler, çocuklarınızın matematikteki başarısını pastayla kutlamak için toplanmıştınız. Ama pasta kaybolmuş. Okulun kameraları bugün çalışmıyor. Pastayı götüren bulunamıyor. Öğretmenleriniz kusursuz soruşturmuş. Polise bildirilecek. Beni çağırdılar.

 Öğretmenlerinize polise bildirmeden önce sizlerin suçlu konumundan kurtarılması gerektiğini söyledim. Şöyle yapacağız az ilerideki hastaneden bir hemşire çağıracağım.

 Hemşire mide sularınızdan örnek alacak. Tahlilde pastayı yemediğiniz anlaşılacak. Böylece kuşkular üzerlerinizden kalkmış olacak. Şimdi diyeceğimi ilkokullar arası matematik birincisi olan öğrencilerimiz özellikle dinlesin. Çocuklar sakın suç işlemeyin. Şu sözü hiç unutmayın;

 Kusursuz soruşturma suçluyu bulmanın püf noktasıdır.

 Öğretmenim söz sizde. Konuştuktan sonra hastaneyi arayacağım. Mide sularını almak için hemşire göndersinler.”.

“Bildiğiniz gibi…”.

 “Durun telefonum çalıyor. Efendim. ‘………’. Hayır ben müdür değilim. Hay Allah. Yanlışlıkla müdürün telefonunu açmışım. Neyse. Müdür yanımda. Hazır açmışken bana söyleyin. Ben ileteyim; ‘……….’. Haaa! Demek öyle. Peki teşekkür ederiz.

Durum anlaşıldı. Arayan pastacıydı. Fırında arıza olmuş. Özür diliyor. Pasta yarım saate kadar okulda olurmuş. Eh artık herkes bahçeye. Pasta gelince yeniden toplanırız.”.

 “Sevil hanım böyle bir şey nereden aklınıza geldi?”.

“Çocuklara pasta sevdası yüzünden çocukluk ezikliğini, suçluluğunu yaşatmayalım.Gelirken pastacıya uğradım. Ne yapacağını söyledim. Siz konuşmadan önce telefonunu çaldırdım. Bir minik oyundu.

Bu arada bu kırk kişilik pastayı götüren beş yiğidin hakkını yemeyelim. Maşallah beşi, boğazda kırk kişilik pasta keyfi sürmüş.

 Çocuklar boşunamatematik birincisi olmamış.Neyse böylelikle deherkese yaşadıkları ders oldu. Mide suyu, hemşire, tahlil deyince nasıl da yüzlerinde şafak attı gördünüz mü?

 

 Bir daha “masumda olsa suç’ işlemezler. Bilirsiniz. ‘Yaşarken öğrenmek en iyi öğrenmektir’ denir.Ve çok net olarak anladılar ki,

Kusursuz soruşturma suçluyu bulmanın püf noktasıdır.

 * * * 

“Sevil hanım! Sevil hanım!”.

“Ne oluyoruz ya? Pasta gelmedi mi? Çocuklar nerede?”

 

“Sevil hanım televizyona çocuklarla gelmediniz. Yayının başlamasını beklerken dalmışsınız. Pastanızdan tatmışsınız. Bitirmemişsiniz. Beğenmediniz mi? Kalsın. Tamam. Program on beş dakika sonra başlıyor. Bu haftaki Kusursuz soruşturma suçluyu bulmanın püf noktasıdır konusuna izleyicilerden çok soru geldi. Yayın uzayabilir.”.

* * *

Murat Tepebaşılı 

*

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?