Ne dil kaldı ne din, ne kalem, ne kelam!

Pespembe bir gözlük alıp çevrenize öyle baksanız bile, bu ülkede uzun zamandır hakim olan tek rengin “siyah” olduğunu görmeniz kaçınılmaz...

Herşey hızla kirlenirken, birinciliği beyaza vermişler ya, herşey hızla değersizleşip, itibarsızlaşıp, dengesizleşip kirlendikçe, beyaza rastlamanız hayal bile edilemez...

Hani her sabah işe giderken aynı saatte bindiğiniz belediye otobüsündeki yüzler aynıdır ya... Hani, bir süre sonra herkes tanıdık, bildik gelir... Düşünürsünüz... Bunca insanın doldurduğu şehirlerde nasıl oluyor da bir otobüse aynı saatte hep aynı yüzler biniyor diye. Buna mantıklı bir yanıt bulabililrsiniz belki...

Peki ya, ekranları açtığınız o sözüm ona siyasi tartışma programlarındaki “aynı” yüzlere ne demeli... Sanırsınız ki, bu televizyon kanalları abone sistemiyle çalışıyor... Sanırsınız ki, bu yorumcuların cebinde de maça gidenler gibi “passolig” var... Ve bir süre sonra inanırsınız ki, bu ülkede düşünebilen, fikir üretebilen ve fikrine değer verilen insan sayısı, bir elin parmakları kadar.... Çünkü, yeni fikirlere, yeni söylemlere yeni kelamlara kapatmışız ekranlarımızı...

Geçenlerde bir televizyon kanalında izlediğim aynı yüzlerden biri “intifa hakkı”nı anlatıyor, öteki sözüm ona konuşmacıyı düzeltiyor.... “Ona irtifa hakkı denir” diyerek... Kaç metrelik bir irtifadan salladığını siz tahmin edin...

Sadece siyasi yorumcular mı böylesine çapsız sıradan ve klasik... Spor ekranları da en az onlar kadar kirli... Futbol maçlarını artık televizyoynun sesini kapatıp izler olduk... O kötü sesli, kötü Türkçeyle konuşan ve futbolcuların isimlerini bile doğru telaffuz edemeyenlerden gına geldi hepimize... Hakan’a “HAKIN” Sargare’ye “SANGİRİYE” diyen mi ararsın, iki takım arasında skor eşitlendiğinde bunu “MAÇA DENGE GELDİ” diyeni mi ararsın... Yahu bir maçın dengesi, skor kaç kaçsa, öyledir... Dengesi budur iki takımın... Beraberlikte gelse gelse SKORA DENGE GELİR... Ama ne yapsın... Bilmiyor ki garip... Ne gazetecilik yapmış, ne muhabirlik ne de bir gazeteci ya da usta spikerin elinde yetişmiş.... Sokakta ne duyduysa o... Beinsport’takiler rezil, A Spor’dakiler onlardan daha rezil....

Gazetelere gelin....

Açın sayfaları köşe yazalarının bir listesini yapın... Ve sonnra bundan 17 yıl önceki gazeteleri açıp, oradaki “gerçek köşe yazarları”nın listesiyle kıyaslayın... Göreceksiniz ki, artık köşe yazarlarının içinde bile kala kala bir elin parmakları kadar gerçek gazeteci kalmış....

Gazeteler el değiştirdikçe, belirli bir yörüngenin içinde kalıp nemalanmayı seçtikçe gerçek olan gazeteciler de güneye inmiş balık tutmaya.... O yüzden değil mi milyon satan gazetelerin bile sokaklarda bedava dağıtılması....

Yine biri paylaşmıştı sosyal medyada da takıldım ona... Sayıları ve bu ülke insanının vicdanında açtığı yaraları her geçen gün artan “çocuk istismarı” konusunun araştırılması önergesine “RED OYU” verdi bu meclis... Yüreğinde ALLAH KORKUSU, DİN İNANCI olan hiçbir kulun hayır diyemeyeceği bir konuyu hangi dinin emriyle reddettiler çok merak ediyorum...

Demek ki, meclise vekil yollarken bile “ALLAHI VE DİNİ VAR MI” diye bakmak şart bundan sonra...

Kısacası dostlar, öyle bir yörüngedeyiz ki artık; ne dilimiz kalmış ne dinimiz, ne kalemimiz ne kelamımız...

Sonumuzun hayırlı olmasını, yarınlarımızın aydınlık olmasını beklemek de sanırım pek mümkün değil artık.

Levent DONDURAN / haberhurriyeti.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Levent Donduran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?