Özenti – 2

İşte, böyle bir arkadaşımın kız çocuğu var. Babasının anlattığına göre, işi gücü aynanın karşısına geçip, süslenmekmiş… Babası dayanamayıp bir gün çekmiş kızını karşısına ve sormuş; Kızım, ne çok aynanın karşısında vakit geçiriyorsun. Eğer bu kadar çok istiyorsan, seni evlendirelim! Diyerekten… Babası kızının utanacağını sanırken… Kız hiç oralı olmadığı gibi, hareketlerinde de gayet rahat! Üstelik babasını adeta şoke eden söz… “Tamam, peki öyleyse… Evlendir baba…” Demesin mi! Adam, ne yapacağını bir an şaşırmış. Sonrasında da, “e… ne de olsa ablaları örnek… Göre, göre alışıyorsun kızım… Bu türlü şeylere özeneceğine, yaşına göre derslerine çalış…”.

Özenmek… Evet, özene, özene bir şeylere alıştırıyoruz kendimizi… Hep düşünürüm. Acaba bu duyguyu ne aman içimizden atacağız diye! Ama gitmek bilmiyor, öyle değil mi?
Hele bir de yeni kot pantolon alıp, bir şekilde pantolonun modelini bozanlara ne demeli… Sözüm, yeni bir pantolon almaları değil. Elbette bazı gereksinimler yapılmalıdır. Ancak, özenti atmosferiyle model değiştirip, aslımızı yadsımak umar değil gibi! Yani bu tür pantolon, şimdilerde belki rahat kullanılan bir ihtiyaç olabilir. Ancak, bazı kesimlerde hâlâ bir tür özenti konumunda… Nedeni; Kimi insanlar alır, amacı doğrultusunda kullanır. Oysa kimi insan da alır, sanki bir tür özenti unsuru olarak kullanır. Çünkü ihtiyaç gideren, kullanabileceğimizden öte, birilerine şık görünebilmenin pozisyonlarında kullanılır. Yani yine karşımıza özenti hastalığı çıkar. Hiçbir kot pantolon, cep yerleri sökülmüş ve hatta başkaca yerlere dikilmiş olarak satılmaz. Ama emperyalizmin kuralına göre, birilerine özentimiz bizleri neredeyse vatanımıza hiç fark etmeden, sanki hasret yapacak! Sonuçta, yapılan garipliğin savunması moda olur… Oysa algılanması gereken özenti! Avrupa böyle giyiniyor… Biz neden yapmayalım!
İşte bu şekilde örnekleri çoğaltabiliriz. Hatta bir başka örnek daha vermek istiyorum. Ne kadar algılanır… Bilmem!
Çok yakın olarak görüştüğüm bir arkadaşım, salt bu nedenle hanımından ayrıldı! Ayrılmalarının sebebi ise, bizlerin pek önem vermediğimiz, ama onlar için çok önemlilik arz eden bir tür sebep yüzünden! Kısaca incir çekirdeğini doldurmaz türden… Hanımefendinin eşi olan arkadaş, hanımefendiye kumar parası yetiştiremiyormuş Fakat hanımefendi böyle demiyor da, kendine göre bir anlam yükleyerek, durumu hafifleştiriyor. Yani adına kumar değil de, konken diyor… Düpedüz kumar parası, ya!
Kimi vardır, özentinin gerçek anlamında bir iş yapar. Zira özenmek konusu, bir anlamda nedense insanları çelişkiye düşürüyor. Esasen iyi ve temiz (özene, bezene) çalışmak, bir ii yapabilmek sanırım mutluluktur. Bizle, yani özenenler, özentiyi özenmenin dışında olaraktan sadece dikkat çekmek veya desinler düşüncesinde yapıyorlar… Maalesef bu kelime, bir anlamda bu şekilde saptırılıyor. Bu kelime gerçek anlamında, gerçekten çok güzel ve yararlı bir kelimedir. Özenmek, elbette ve aslında çok özel ve güzeldir. Ama bunu yadsımayıp, olumlu bir işe, bir fikre ve elbette yararlı olabileceğe… Vs. Oysa özenti bir işi veya neni, salt yapıyorlar diye yapmak o denli güzel olmasa gerek.
Gelelim, azımın başında bahsettiğim genç kıza… Genç kız diyorum ama şimdilerde büyüdü ve özentisinin esiri, sonucunda da kurbanı olduğunu bariz bir şekilde gördü ve yaşadı! Çünkü bataklık diye tabir ettiğimiz pis bir yerde yaşamının akışında, kendince bir ölçüde yol alıyor… /

DEVAM EDECEK…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?