Ne yazdıysan o’sun!

İşim gücüm yazmak benim, çok seviyorum kelimelerle haşır neşir olmayı… Hayata baktığım pencereden gördüklerimi yazıyorum, oradan biliyorum bir yazarın satırlarına nasıl şekil verdiğini. Diyebilirim ki ben ne yazıyorsam o’yum; sen ne yazıyorsan o’sun!

Dünden beri düşünüyor, debeleniyor, kendimi ifade etmekte güçlük çekiyorum. İlk romanımın kahramanı Zümrüt ile aynı ismi taşıyan bir apartmana dair hikâyelerin yer aldığı kitaptan okuduğum tek sayfa ile sarsıldım, dumura uğradım, dehşete düştüm…

Zümrüt Apartmanı… Ne hoş, ne masum bir isim! Ziyadesiyle sıradan… Melek yüzlü şeytan misali içindeki fenalık tenhalarında gizli… Abdullah Çevki’nin içindeki sapkınlık bu besbelli! Sosyal medyadaki infial hepimizin malumu, üzerine söyleyecek tek sözüm yok. Cümlemizin ağzına sağlık…

Benim derdim başka! İsyanım da öyle! Kendini yazarlardan üstün sayan yayın evleri, eleştirmenler, kapıyı yüzünüze çarpan editörler, dosyanızı okumadan buruşturup kenara atan yayıncılar maalesef çoğunlukta! Emek verdiğiniz dosyanız onların gözünde potansiyel çöpten ötesi değil çoğu zaman! Yazılan eserlerin çoğu bilgisayarların belleklerinde bir yerlerde yok olup gidiyor.

Dosyanızı öyle ya da böyle yayımlayacak bir yayın evi ile anlaştınız diyelim! Şanslısınız ama iş orada bitmiyor, editörler giriyor devreye. Yazdığınız her satır didik didik ediliyor, hata aranıyor… Akabinde kitabınızın tescil edilmesi aşamasına geçiliyor. Kitabınızın altı nüshası, yayımlandıktan sonraki ilk 15 günde yayıncınız tarafından; 5846 sayılı ‘Fikir Eserleri Kanunu’ ve 2919 sayılı ‘T.B.M.M. Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu’ gereğince; İstanbul’da Derleme Müdürlüğü’ne, Ankara’da Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğüne diğer illerde ise İl Halk Kütüphanesi Müdürlüklerine teslim ediliyor… Her kitabın ayrıca 13 haneden oluşan ve eserin adeta künyesi olan ISBN numarası ile yayımlandığını biliyorsunuz sanırım, bu sayede kitap resmi bir kimlik kazanmış oluyor. Demek oluyor ki dosya halindeki sıradan bir metin, kâğıda basılı, ciltli bir kitap haline gelene kadar didik didik edilerek inceleniyor! Ne içerik kalıyor, ne de maddi hata!

Hal böyleyken; bu ülkede yazar olmak, bir yerlere gelmek, kitap yayımlatmak deveye hendek attırmaktan zorken nasıl oluyor da “Zümrüt Apartmanı” adlı “şey” yayımlanıp 2013 yılında bu yana satışta kalabiliyor? Üstelik içindeki kimi öyküye ödül dahi verilmiş! Bu zihniyet gücünü hangi mecradan, hangi oluşumdan alıyor merak ediyorum! Hayatı sapkınlıkla kirletmek vebali ödenemeyecek, büyük bir günah olmalı… Kelimeler, yüreğinizdeki irini somutlaştırdığınız birer silah belli ki; YAZIK! Dedim ya az evvel Abdullah Çevki, ne yazdıysan o’sun belli ki!

www.haberhurriyeti.com / ÖZLEM ABUT

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özlem Abut Otluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi