Poliscanlara sahip çıkacak insan evladı aranıyor!

Canım babamın çok sinirlendiğinde söylediği bir cümle vardı, ” benim bunu aklım havsalam almıyor, ya bunlar insan kafası taşımıyor, ya da insan evladı değiller” diye başlar devam ederdi.
Poliscanlarımın, canlarına kıydığı bu günlerde, emniyet teşkilatı ile ilgili kurum ve kuruluşların en tepesindeki yetkiliden, en aşağıdaki çalışana kadar benim aklım havsalam bunları almıyor, gerisi yukarıda yazılı zaten.
Bir kurumun, hem de devletin güvenlik güçünün en önemli kısmını elinde bulunduran kurumun genci, orta yaşlısı, yaşlısı, emeklisi canına kıyıyor, yetkililerin yaptığı bekçilerin bot rengini değiştirmek.
Ertesi gün yeni bir cana kıyma olayı, sebep malum ”ailesel neden!!”, İç işleri Bakanından açıklama, ” Türkiye’de Doğan 450 Bin Suriyeli’nin Hayrına 15 Temmuz’u Kazandık” dedi. Gözlerime inanamadım, bir daha baktım, yalan haberdir dedim, görselini buldum dinledim. Demiş. Baya baya bu cümleyi demiş. Gölbaşında yiten canlar, sırf arabasının mavi kırmızı ışığı yandığı için hedef olan canların kemikleri sızladı mı bilmem ama, benim yüreğim parça parça oldu.
İki gün sonra bir cana kıyma haberi daha, sosyal medya’da ”inşallah doğru değildir” diye dua eden edene. Ama mesleği bilen, teşkilatın ağlanacak halini görenler çalışma saatlerinden başlayıp, rütbeli mobingine, zamanında açıklanmayan tayinlerden, mazeret tayinine kadar anlattıkca anlatıyorlar. İnsan olan, insanlığından utanıyor okudukca.
Bazı kendini bilmez, beyni 0 km klavye samanları, ”beğenmiyorsan istifa et, şükretmeyi bilin, o mesleği bedava yapacak çok insan var” gibi yorum yaptığını sanıyor ama, atalarımız davulun sesi uzaktan hoş gelir demişler, işte tam da bu yüzden demişler.
Bir insanın canına kıyması hiç, ama hiç kolay bir seçenek değildir. Bu çaresizliğin son adımıdır. O adımın ilerisi uçurumdur. Geride kalanların yüreğine ömür boyu ateşi sönmeyecek kor bırakıp gitmektir.
İşte burada canım babamın cümlesinin son kısmı devreye giriyor. Ya bazıları insan aklı taşımıyor, ya da insan evladı değiller.
Olsalardı, çok ama çok basit yöntemlerle bu cana kıyma eylemlerini durdurabilirlerdi.
Mesela arada sırada müfettiş yolluyorsunuz ya. Müfettişe karşılama komitesi hazırlamayın, rahat çalışacağı bir ortam hazırlayın. Yedirip, içirme kısmını tamamen kaldırın, rapor yazsın su gibi akıcı.
Arada bir şubelere giden anketler, testler var ya, onları korku olmadan doldurabilecek ortam sağlayın. Mesela dijital olsun, kimin ne cevap verdiğini Yüce Yaradan’dan başka kimse bilmesin ki yanıtlar korkusuzca verilsin.
Ya da teşkilat bünyesinde görevli psikologlar varmış mesela!! hayretler içinde kaldım. Bu psikologlardan ne kadar zamanda bir değerlendirme raporu alınıyor? Alınıyorsa nasıl değerlendiriliyor. Yok alınmıyorsa onlar ne iş yapıyor? Aklımda bir dünya deli soru…
Poliscanların çorap rengine kadar karışan yetkililer, sadece ve sadece amirlere ” Bu olayı çözmeniz için sadece 1 ay müsade, sonra herkesi yerinden oynatırız” diyecek olay bitecek. Hep memur sürgün yiyecek değil ya, amir olup, amirliği beceremeyeni de sürün bak nasıl her biri psikolog kesilip, poliscanların derdine derman olmak için çabalayacaklar. Çünkü poliscanların, canlarına kıyma eyleminin en büyük payı evlerinden daha fazla zaman geçirdikleri iş yerleridir. Bunu da bilmemek gibi bir durum olmaz, olamaz. Varsa lütfen babamın cümlesini yüksek sesle okuyunuz.
Son olarak EGM’ye polis değil, imam hatip kökenli bir müdür atadı sayın yetkili. Dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir uygulamadır bu. Düşünsenize, lokantanız var, aşcı lazım, gidip kuaför getiriyorsunuz yemek yapsın diye.
Bence sayın devlet büyükleri! Bu cana kıymaların önüne geçmeyi başaramayacaklarını anladılar, rahmetli olanın ardından son görevlerini yapabilmek için böyle bir uygulamaya gittiler.
Yoksa gerçekten benim aklım havsalam almıyor bu durumu, ya bunlar insan kafası taşımıyor ya da insan evladı değiller.
Not: ”bunlar” diye bahsettiklerim sadece bunlar. O, bu, şu herkes olabilir. Poliscanlarımın canlarına kasdeden kim varsa hepsi ”bu” olmayı hakediyor demektir.

CAN GAZİLERİMİ YÜREK YANGINIM ŞEHİTLERİMİ VE CANIM BABAMI SEVGİ, SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUM.

www. haberhurriyeti.com / BEYHAN KOZANOĞLU BİÇKİN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi