İnsanları yaşatmak için yırtınan bilimadamı: FLEMING

Değerli okurlar, bilmediğini bilen bir bilim adamı daha.
Ne yapmış Alexander Fleming?
II. Dünya Savaşı çıkmış.
Kaçacağına savaşa katılmış,
Hem de cephede.
Tıpkı babam gibi.
Pek çok asker gözlerinin önünde, ağır enfeksiyonlar sonucu, yaşamlarını yitirmişler.
Ne yapalım öldüler dememiş, savaş biter bitmez, insanları enfeksiyonlardan kurtarabilmek için, neyi var neyi yoksa ortaya koymuş.
Büyük çaba harcamış.
Sonunda da başarmış.
İnsanları öldürmek yerine, yaşatmak için yırtınan bir bilimadamı ve yaşamını bilime adayan yüce bir kişi.
Bazıları ise tersine, insanları nasıl öldürür de para kazanırsızın peşindeler.
Aslında ‘Yüce Allah’ın verdiği canı, ancak Allah alır’ diye yazılıdır Kuranı Kerim’de.
O zaman soruyorum sizlere!
Can almak için tank, top, uçak ve mermi
üreten ve kullananlara hayır dememiz gerekmez mi?
Onlar gibi olacağımıza, Fleming gibi olalım.
Alexander Fleming 6 Ağustos 1881
Lochfield, Ayrshire, İskoçya’da doğdu.
Penisilini bulan bakteriyolog.
1924-1948 yılları arasında, Londra’da Azize Mary’nin Hastanesi’nde “Aşılama Bölümünde” görev yaptı ve bilimsel çalışmalarını burada yaptı.
1927 yılından itibaren penicillium cinsi içinde bir küfün özelliklerini incelemeye başladı.
Ne saptadı?
Çıbanlara sebep olan bakterileri üretirken, havadan gelen bazı sporları takip ediyordu.
Sporların saf kültürü, mavi-yeşil renkli bir küf lekesi gibi çevrelediğini ve bakterileri öldürdüğünü saptadı.

Aynı sene, penicillium üzerindeki bakteriyolojik tetkikleri bitirdi.
Ancak, maddeyi üretemiyordu.
Çünkü, maddi imkânı yoktu.
Bu nedenle, 1939 yılına kadar beklemek zorunda kaldı.
Sir Howart Florey, Ernst Boris Chain adlı iki bilimadamı, ona yardım ettiler.
Birlikte Oxford Okulunda, penisilinin formolojik ve klinik çalışmalarını bitirdiler.
Ardından, Amerika’da penisilinin üretimi, başladı.
Fleming, iki arkadaşı ile birlikte, 1945 yılında Nobel Tıp Ödülünü kazandı.
Bu arada, Penisilinin Tatbikatta Kullanılması adlı bir de kitap yazdı.
Onun antibiyotikler üzerindeki çalışmalarına, katıldığı Dünya Savaşı etkili olmuştu.
I. Dünya Savaşı çıkana kadar, Londra’da St. Mary’s Hospital’da çalışıyordu.
Savaşa katıldı.
Cephelerde bulundu.
Cephelerdeki askerlerin, ağır enfeksiyonlar sonucu gözlerinin önünde ölümlerine şahit oldu,
Bu nedenle savaş sonrasında, antiseptikler üzerindeki çalışmalarını yoğunlaştırmak kararı aldı.
St. Mary’s Hospital’a geri döndü ve derhal çalışmalara başladı.
İki önemli keşfi var.
İlk keşfi, lizozim.
Fleming 1920li yıllarda lizozimi, rastlantılar sonucu buldu.
Fleming tesadüfen, birgün içinde bir bakteri ağı olan kapların içine hapşırır.
Birkaç gün sonra, ağzında çıkan mukusla temas eden bölgedeki bakterilerin öldüğünü görür.
Lizozim böyle bulunmuştu.
Fleming’in dağınık bir kişiliği vardı ve bu
laboratuvarına da yansırdı.
1928 yılının Eylül’ünde, dağınıklığı işe yaradı.
Labaratuarı toparlamaya çalışırken, ilginç bir mantar kolonisi keşfetti.
Mantarlar, Staphylococcus aureus bakterisi tarafından sarılmış, kaplarda yetişmişlerdi.
Dikkatle incelendiğinde bu mantarların, zararlı olan bakterileri yıktığına şahit oldu.
Bir yıl sonra yani 1929 yılında, Penisilin adını verdiği keşfi hakkında bir makale yayınladı.
Ve yukarıda da belirttiğim gibi, 1945 yılında Nobel Tıp Ödülünü kazandı.
Fleming, 11 Mart 1955 yılında 73 yaşındayken kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Buluşuyla modern tıbbın antibiyotiklere bakışını değiştirdi ve milyonların yaşamını kurtardı.
Bunların içinde babam da var.

www.haberhurriyeti.com / MEHMET FUAT ABUT

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Fuat Abut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?