Mantığın egemenliğinden kurtulamadık

SİYASİ EDEBİYAT

İkinci Bölüm / Mantık

Mantığın egemenliğinden kurtulamadık daha. Sözü buraya getirmek istiyordum. Ama günümüzde mantık yöntemleri ikinci derecede önemli sorunlardan gayrısına uygulanmıyor artık. Moda olarak sürüp giden salt akılcılık, deneyimimize sıkı sıkıya bağlı olaylardan başkasını ele almaya izin vermiyor. Öte yandan mantığın amaçlarını gözden kaçırıyoruz. Deneyin kendisine sınırlar çizdiğini hepimiz biliyoruz.

Deney bir kafesin içinde dönüp duruyor. Onu kafesten çıkarmak gittikçe güçleşiyor. Deney bile dolaysız yararlılığı gözetiyor, ona dayanıyor. Sağduyu onun bekçiliğini yapıyor. Uygarlık ve ilerleme uğruna kuruntu ve batıl inanç denebilecek ne varsa, haklı ya da haksız, hepsi zihinden dışarı atıldı.Kullanışa uygun olmayan her araştırma biçimi aforoz edildi. Görünüşe bakılacak olursa düşünsel dünyanın en önemli parçalarından biri son günlerde rastgele aydınlığa çıkarıldı. Kimsenin ilgileniyormuş gibi görülmediği bu parça bence çok önemlidir.

Ruhumuzun derinliklerinde, yüzündeki güçleri artıracak ya da onlarla başarılı bir şekilde savaşacak güçler varsa, bu güçleri önce yakalamamız sonra da, gerekirse aklımızın denetimine sokmamız çok yararlı olur. Çözümleyicilerin kendileri de kazançlı çıkarlar bundan. Ama bu işin yürütülmesini sağlayacak araçlardan bir tekinin bile deney öncesi belirlenmemiş olduğunu unutmamalıyız…

Buraya kadar indirgediğim, psikanaliz olarak betimlediğim konuların bütününde; yaşanılan korkunç bir açlık var. Bu açlık geçiştirilecek gibi değil. Hatta bir tür yaşamsal kangrene bile dönüşmüş. Hem öyle bir kangren ki günden güne vücudu çürütüyor, ilerliyor. Göz kapamakla, birilerinin çarkına dümen suyu tutmakla, durumu uyuşturmakla, üç beş çuval pirinç, sekiz on kamyon buğday dağıtmakla bitmez bu. İnsanlığın üçte ikisi aç işte. Bunu dünyayı parmakları ucunda çeviren politikacılar duysunlar. Peki, tek çare nedir? ‘Barış’! Sürekli bir barış… Bugün Batı ülkelerinin. Doğu ülkelerinin savaş için, belki hiçbir zaman çıkmayacak bir savaş için, belki de çıktığı anda dünyayı ortadan kaldıracak bir savaş için harcadıkları milyarları bir düşünün!

Yıllar önce, üniversitemde, üniversiteye ait bir dergide, ‘sosyal ilerleme teknik ilerlemeden geride kaldı…’ bir makalemde bu satırlarla düşüncemi belirtmiştim. Elbette arkasından da soruşturma geldi. Önemli değil, ancak önemli olan edebiyatımızda, edebiyat dışı söylemlerle sosyalleşmemiz. Ancak edebiyat içinde de siyaseti vurgulayabilmemizdir! Kısaca betimlemek isterim ki, bir yazar veya bir şairsek, salt edebiyat akımlarıyla ilintili olarak savlar üzerinde durmalıyız. Bugün Avrupa yazarlarının rutin dışı yayınlarını izleyin. Global düşüncelerle hareket ediyorlar. Oysa bizim edebiyatçılar (kendini dış dünya penceresiyle buluşturanların dışındakiler) kısır döngü usulüyle, aynı düzende yazıyorlar!

Bunu elbette aşacağız. Sosyal ve teknik düşüncelerin yoğunluğunda, matematiksel kurgu, şiir ve öyküler yazarak. Edebiyatımızın varlığında siyaset olacaktır. Ancak üretmemizi, eserler verebilmemizi engelleyecek türden değil…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Cemal Zöngür - Mustafa Bey Merhaba; elinize yüreğinize ve kaleminize sağlık çok güzel bir konu ela almışsınız. Benim eklemek istediğimse, Mantığın gerçek geçerli durumu, içerisinde bulunulan sosyal ve siyasal şartlara göre en uygun tahlille hareket etmektir. Ancak demokrasi vb. sosyal ve siyasal kavramları nasıl ki herkes kendi egoist ve bencil dar çıkarlarına göre yorumlayıp anlamsızlaştırıyorsa, mantığı da aynı şekilde herkes kendi egoizmine göre yorumlamakta. Bu da kimin mantığının doğru olup olmadığı tartışmasını yaratıyor. Diğer bir olumsuzluk etki, kendi kültürel ve ulusal öz güvenini kaznanamaış aşağılık kompleksiyle yaşayan toplumlar, asla global veya evrensel çerçevede yamazlar. İçerisine düştükleri dar dini ve etnik milliyetçi aşağılık komleksinden çıkmaları gerekiyor. İşte o zaman edebiyat ve sanat gerçek yerini alacaktır. Her zaman olduğu gibi düzenin dümenine yakın olanlar evrensel düşünüp yazamazlar. Bu görev dümene karşı olanların sırtında en büyük yük olsa da severek yapmak zorundayız, başka türlü siyasal edebiyat var olamaz. Selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 18:29
01

Mustafa Gökçek - Teşekkür ederim. Maalesef yeni dünyanın yazarları, yandaş olduğu bir düzene bir şeyler

yazıyorlar… Ama nedense yazar görünümündeler!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 18:29


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?