“Yapay kaya” komedisi (4)

“Yapay kaya” projesi acaba belediyenin hangi biriminin önerisiydi?

Belediyede park ve bahçeler birimi vardır.

Bu birime ait kim bilir kaç alt birim ve daire vardır?

Bu birimlerde kim bilir kaç çevre mühendisi, peyzaj mimarı ve de kim bilir kaç eleman istihdam edilmişti?.

Hangi akl-ı evvel böyle bir projeye imza atardı?

Olsa olsa ya belediye başkanı, ya da belediye meclisi üyelerinden birinin baskısıyla, birilerine “kıyak” yapmak için uydurulmuş bir projeydi bu.

Bu yapay kayaların “görünür” hale getirilmesi, havuz zeminin demirlerle güçlendirilmesi için harcanan demir-çimento-kum dışındaki işçilik ücretleri acaba kaç milyon liraya çıkmıştı.

Harcanan malzemeyle acaba kaç katlı bir apartman inşaa edilebilirdi?

Bilinmez.

Tabii bu projeyi üstlenen firma bu “yapay” ve “ dandik” projenin gerçekleşmesinden sonra bu işten ne kadar nemalanmıştı?

Acaba belediyeye vergi veren halkın cebinden, ne kadarı bilinmeyen birine hortumlanmıştı?

Bütün bu soruların yanıtları öğrenilebilir.

Bütün yapılanların mutlaka bir kaydı-kuydu vardır.

Ve bu harcama mutlaka defterlerde gösterilmişti.

Bu haberi neden yazma ihtiyacı duydum.

Hürriyet’teki arkadaşlarımın bu ”yolsuzluk kokan”, “insanların kafasını karıştıran” olayı haberleştirmelerini sabırsızca bekledim.

Bunu profesyonel, ya da deneyimli bir arkadaşının yazmasına bile gerek yoktu.

Herhangi bir muhabir, yanına alacağı bir foto muhabiriyle olay yeri olan Dikmen Vadisine gider, oradaki yetkililerle konuşur, soru işaretlerine gerekli yanıtı bulamaz ise belediye yetkililerine ulaşabilirdi.

Hatta belediye başkanından dahi bilgi almaya çalışırdı.

Çünkü halkın öğrenme hakkı vardı.

Ben Hürriyet’teki arkadaşların bu konuda tek kelime yazmamaları, kıllarını kıpırdatmamaları üzerine harekete geçtim ve edinebildiğim bilgilerle bu yazıları kaleme aldım.

Ama günlerce bekledim.

Tek sütun haber dahi yeterli olur bazı hallerde.

Kayıtsız kalınmadığının göstergesidir.

Oysa bu haber bence günlerce sürdürülebilir nitelikte.

İşin iç yüzünü yazamamak gibi bir lüksü yok gazetecilerin.

Gazeteciler olarak, en kıdemsizinden en üst görevlerde bulunanlara kadar hepimiz, halkın vergilerini gözümüz gibi korumak zorundayız.

Bizim işimiz bu.

Emekliliğimden sonra geride bıraktığım yıllar boyunca gazetecilik ummadığım kadar geriye gitti.

Bir daha anladım ki, son 16 yılda çok şey değişti.

Anladım ki, gazetecilik de galiba “yapay” yani “sun’i” hale gelmiş veya getirilmiş.

Şu sıralarda medya değişsin, ya da kendine gelip doğruları yazsın diye beklenti içinde olmak bence çok anlamlı değil.

Hatta boş.

Sıfırı tüketmiş bir medya ile karşı karşıyayız.

Netice:

Sıfırın yarısı, yine sıfırdır…

Üzgünüm…

(son)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?