İçimizdeki tohum

Ünal Ersözlü. Zaman zaman, edebiyat dilinde mensur (düzyazı) şiir adını verdiğimiz yapıtlar da verdi. Bunun en güzel örneklerini de Zaman, Ayna, Bıçak adı altında kitaplaştırdı. Ayrıca gazeteci olması nedeniyle güncel, ancak günlük olmayan, kalıcı köşe yazıları da yazdı. Bu alanda özellikle sanata değin yazıları hep beğenimizi kazandı. Ancak biz onu yıllardır ülkemizin en iyi şairlerinden biri olarak bildik. Ruhumuzun bir köşesinde bazen duyarlı, bazen hüzünlü, bazen asude duygu ve dalgalanmalar bırakan bir şair.

Bu yönleriyle tanıdığımız, ancak felsefeye olan ilgisini, bilgisini, kültürünü ve birikimini de yakından bildiğimiz Ersözlü, son zamanlarda yapıt vermenin zor, geniş kitlelere okutmanın daha zor olduğu bu alanda iki kitap birden yazdı: Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba ve Tanrının Yaşam Kılavuzu.

Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba, çok büyük bir ilgi gördü. Son yıllarda yurt çapında en çok ses getiren kitaplardan biri oldu. Kitap, kısa sürede, ardı ardına 5 baskı yaptı, hem de hatırı sayılır sayılarda. Gerisini takip edemedim.

Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba ile ilgili, o zaman görev yaptığım Ege Telgraf gazetesinde bir değerlendirme yazısı yazmıştım. O yazıyı da (özetle) şöyle bitirmiştim:

“Hani bir söylem vardır, bir solukta okudum ya da okuyacaksınız.

Bu söylem Dört gün Buda, Üç Gün Zorba için geçerli değil. Çünkü öyle bir solukta okunacak kitap değil. Tam anlamıyla ‘sindire sindire’ okunacak nitelikte. İkincisi zaman zaman kaldığınız yere parmak basıp üst satırlara, paragraflara dönmek zorunda kalacaksınız…” gibi devam edip gidiyordu…

O yazdıklarım Tanrının Yaşam Kılavuzu için de aynen geçerli. Ayrıca, bu kitap bir başucu kitabıdır da. Hangi bölümden başlarsanız başlayın; o bölümü okuduktan sonra başka bir gün başka bir sayfasını açın ve okuyun. Hiç fark etmez. Ancak ben, kitaba başladığınızda “Acaba bundan sonraki bölüm nasıl?” diye diye bitirmeden başka bir kitaba geçmeyeceğinize inanıyorum.

Yine Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba’nın sonunda Ersözlü yeni bir kitabın da müjdesini vermişti. Yazar bizi çok bekletmedi. Kısa süre sonra, şubat ayında, Tanrının Yaşam Kılavuzu’nu ellerimize teslim etti.

Ehhh, sözü biraz uzattık gibi, isterseniz artık kitaba girelim:

Ersözlü, kitabın Sunum bölümünde şöyle diyor: “Doğanın bize küstüğü, bu nedenle giderek yalnızlaşan yeryüzünde ömür sürerken, dünyayı değiştirebilmek için, önce kendimizi değiştirmeliyiz. Tüm karanlıklar karşısında, önce ruhumuzun aydınlanması gerekiyor. Biz kendimize ateşböceği olup ruhumuzu ancak bize elini uzatacak esrarlı lütuf sayesinde aydınlatabiliriz. Bilinmelidir ki, hepimizin içinde bunun tohumları saklı.”

Evet! Her şey, sonsuz ve sınırsız iyilik, işte bu yazının başlığını da oluşturan iki sözcükte saklı: İçimizdeki tohum. Aslolan, bu tohumu nasıl çimlendireceğimiz/uyandıracağımız ya da kurutacağımız/çürüteceğimiz. Ya da Sisifos efsanesinde olduğu gibi, nasıl umuda ve pes etmemeye dönüştüreceğimizde. (sayfa 50)

Yazar bunun ipuçlarını sayısız filozof, psikolog, yazar-şairden seçtiği alıntıları kendi kültür ve iyilik potasında eriterek, okuyucuya sunuyor.

Yazar kitabın ilk bölümünün başlığını Alman Adorno’nun bir aforizmasından, yani özdeyişinden, seçmiş: Yanlış Yaşam, Doğru Yaşanamaz.

Bu, rasgele bir seçim değildir. Çünkü Adorno bize iyilikçi yaşamın temel gerçeğinin rotasını çizmiştir. Ersözlü de gerek bu kitabın öncülünde, gerekse bu yapıtında “doğru yaşam öğretisi”nin peşine düşmüştür: Gidilen yol doğruysa menzil önemli değildir. Çünkü o kendiliğinden iyilikli olacaktır…

Adorno, savaşın acımasızlığının ezdiği ruhlardan birini taşımaktadır içinde. Görüp yaşadıklarından, savaşın yıkımlarının asla onarılamayacağını öğrenmiştir. Şiir bile bu yıkımları tamir edemez Adorno’ya göre. Öyleyse bize düşen bir daha savaşların yaşanmamasıdır. Bu ütopyanın gerçekleşmesini umup dilemekten başka şimdilik elimizden gelen olamayacak gibi görünüyor ama, neyse.

TOLSTOY

Bu acı, kitabın ileriki bölümlerinde, (bana göre, dünyanın en iyi yazarlarından biri olan) Stefan Zweig’ın en önemli yapıtlarından biri olan Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’da anlattığı Tolstoy’un yaşam öyküsünde de karşımıza çıkar. Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından olan Tolstoy’un bir giyotinle idam karşısında yaşadığı travmanın, bütün hayatını, hayata bakış açısını nasıl değiştirdiğini öğreniyoruz Zweig’dan. Aynı kitaptan yapılan alıntılarda çapkınlığın piri kabul edilen Casanova’nın hüzünlü sonunu da öğreniyoruz (Sayfa 60). Bunları öğrenirken bir başka savaş karşıtı, başkasının yerine ölmeyi seçen Maximilian Kolbe’nin hüzünlü sonu ile tanışıyoruz (sayfa 249)…

İyi insanların kötü halleri…

***

Bu kitabı tanıtmak için bir kitap yazmak gerekiyor

Bugüne kadar sayısını bilmediğim, aslında saymadığım kadar kitap tanıtım yazısı yazdım. Kimi bana ayrılan yer ölçüsünde, kimi sınırsız. En sınırsızı bir gazete sayfasıydı tabii ki. Ancak Tanrının Yaşam Kılavuzu için bilgisayarın başına geçtiğimde, daha üçüncü bölümde yazı, “en uzun sınırlarını” da aştı.

Bu durumda şuna karar verdim:

Bu kitabı layıkıyla tanıtmak için, bir kitap yazmam gerekiyor.

Ancak buna benim ne birikimim yeter ne nefesim. Üstelik Ersözlü gibi disiplinli bir insan da değilim. Bu nedenle ben, en iyisi, biraz kaytarayım ve sadece yazarın alıntılar yaptığı, üstte de belirttiğim “sayısız filozof, psikolog, yazar-şair”in adlarını sıralayarak bu yazıyı sonlandırayım: Theodor Adorno, Ludwig Feuerbach, Sokrates, Fernando Savater, Platon, Deepek Chobra, Leon Denis, Alan W. Watts, Giornado Bruno, Kant, Cicero, Rollo May, Martin Buber, Ortega y Gasset, Stefan Zweig, Willam James, Nesimi, Hallacı Mansur, Şeyh Bedrettin, Safi Nidiaye, Ursula K. Le Guin, Luis Borges, Nietzche, Selahattin Hilav, Rene Guenon, Roger Maridot, Carl Gustova Jung, Mevlana Celaleddini Rumi, H. İnayet Han, Annemaria Schimmel, Alim Şerif Onaran, Ahmed Yüksel Özemre, Neyzen Tevfik, Ebu Hüreyre, Aşık İsmail Daimi, Meher Baba, İbni Arabi, Tenzin Gijatso, Howard C. Cutler, Dante Aligheri, Geşe Langri Thangpa, Eduard Schure, Laertios, Monly P. Hall, Thomas Taylor, Sokrates-Glaukon (diyalog), Yucatanlı Mayalar, Marcellus, Pierre Vidal Naquet, Mehmet Kanar, Abdülbaki Gölpınarlı, Feridüddin Attar, Erich Fromm, John White, Richard Bucke, Lao Tse, Raynold Alleyne Nicholson, Rıza Aresteh, Mahmut Erol Kılıç, Ahmet Eflaki, Hasan Ali Yücel, Diogenes Laertios, Thales, Solon, Kihilon, Klibulos, Pariandros, Bias, Pittakos, John Randolph Price, Charles Fillmore, Lao Tzu (Li Tan), Annette Von Heinz, Freider Kur, Chuang Tzu, Joseph Murphy, Edip Cansever, Hans Peter, Dürr, Thomas Young, Richard Feynman, Albert Einstein, Muhammed İkbal, Ömer Hayyam, Honore de Balzac, Ergun Kocabıyık, El Gazali, Laurence Boldt, William Law, Aziz Elselm, Robert A. Emmos, Ahmet Muhip Dıranas, Karl Jaspers, M. Heidegger, David Hume, Seneca, Bonhoeffer, Mir Derd, Voltaire, Agostino Steuco, John Locke, William K. Clifford, George Smith, Jean Bottero, Aldous Huckley ve diğerleri ve bütün kutsal kitaplar…

Bu kadar kişinin kitaplarını okuyup ya da sözlerine ulaşıp, notlar alıp, aldıklarını kendi potasında eritip bizlere sunmak bile, bu kitabın okunması için yeterli bir neden sanıyorum.

İyi okumalar…

Bu arada bir de anımsatma:

Değerli Ersözlü 6-14 Nisan günlerinde düzenlenen İzmir Kitap Fuarı’nın son gününde okurlarının karşısına çıkıyor. Ersözlü, Kültürpark’taki fuarda yer alacak olan Destek Yayınları standına imza gününde okuruyla buluşacak.

***

Kitaptan seçmeler

Yazının bu bölümünde, kitaptan beğeneceğinizi düşündüğüm bazı alıntılar yapmak istedim. Ancak, baktım ki kitabın yarısını buraya aktarmam gerekiyor. O zaman da sevgili İbrahim Irmak “Ağabey nereye sığar bunca yazı” diye isyan edecek. Şunlarla yetindim:

* Yanlış Yaşam Doğru Yaşanamaz. (sayfa 15)

* Kaderiniz sizin gölgenizdir. (sayfa 103)

* Unutmayın, sadece ne kadar uzun yaşadığınız önemli değil. Yaşamınızı, ne çok anlamlı, ne kadar üretici, ne kadar dolu, ne kadar mutlu, ne kadar huzurlu, ne kadar nitelikli, ne kadar aşk dolu ve sevgiyle taçlandırarak yaşadığınız, ne kadar uzun yaşadığınızdan çok daha önemli. Daha değerli. Daha doyurucu. Daha zevkli. İşte, bu anlamda kaderi anlamak size yeni bir yol açar. Dönüştürücü, manayı keşfettiğiniz muhteşem bir yol. (sayfa 125)

* 141. sayfada başlayan ve “Çünkü hepimiz bir tiyatro sahnesindeyiz. Evrensel mağarada, insanın sınandığı bir oyunun aktörleriyiz.” diye biten Şiirlerini Yakan Filozof Kimdi? Başlıklı bölümün tamamı.

* Tüketimin sahte mutluluğu yüzlerimize yansıyor. İnsanlar bu dünyada amaç olarak para peşinde koşarken, ne yazık ki, fark etmeden ruhlarını da tüketiyor. Dünya, bir “ruh tüketim merkezine” dönüştü. (sayfa 226)

* Gülümsemeden, kahkahalarla gülmeyi öğrenemezsiniz. (Sayfa 263)

*…Aynanın kendi yüzü yoktur, bakana kendi yüzünü yansıtır ancak. (sayfa 290)

…Ve final: Jasper’in dediği gibi, “Felsefe yolda olmaktır.”

Unutmayalım ki, İnsan da bu yolda sabırla yürüyendir.

Sizler de ben de, biz de, bu yolda sabırla yürüyoruz.

En güzeli ben yine çalışayım, siz şimdilik sabredin.

(Son cümlenin meali: “Yeni kitap yolda”dır.

***

Kitabın künyesi

Karakarga Yayınları arasında çıkan kitap 380 sayfa. Kitap 17 başlıkta toplanan 17 bölümden oluşuyor. Belki içeriği hakkında bir fikir verebilir diye bunları şöyle sıralayalım:

“Yanlış Yaşam, Doğru Yaşanamaz”,

Kader Psikoterapisi,

Uygun Kader,

Tasavvuf ve Kader,

Yaşayan Bilginin Yüreği,

Şiirlerin Yakan Filozof Kimdi?,

Esrarname, Genç Mevlana’yı Sarstı,

Mevlana’da Kozmik Duyum, Kutsal Bilinç,

İlk Yedi Bilge’nin Öğütleri,

Sonsuz Bolluk

Yeni Dünya İçin Kuantum İşareti,

Kuantum Alanı,

Tao: Yolun Gücüne Dair,

Zenginlik Sırları,

Tesadüf, Tevafuk,

Kant’ın Üç Sorusu,

“Bilgeliğe Giden Yol”

www. haberhurriyeti.com / TALAT KIRCAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Talat Kırcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi