IŞIK ATLASI

Şiir, olması mümkün olanı, gerçeğe uygunluk ve zorunluluk yasalarına göre ifade ediyor. Şiirin yaptığı şey, olmuş bir olayla sınırlı değildir; şiir olması mümkün olanın genelliğine sahiptir; örneğin ‘X’ adındaki kimliği kesin bir kişinin başına gelenleri anlatmaz. Anlattıklarına özel adlar verse de, anlattığı şeyler, yalnızca ‘X’ veya ‘Y’ kişisinin değil, hepimizin başına gelebilecek, hepimizi ilgilendirecek, hepimizin yaşayacağı şeylerdir. Demek ki,olmuş olandan sıyrılmak veya olmuş olanı, olması mümkün şeymiş gibi yaşamak, şiire herkes için geçerli olma niteliğini yüklüyor, çünkü her şeyden önce şairin yaratma yeteneğini, öznelliğini gerektiriyor; olması mümkün ve herkes için geçerli olayları, gerçeğe uygunluk ve zorunluluk yasalarına göre ifade etmek zorunluluğu ise, öznelliğin bireyciliğe kaymamasını, gerçeklik tarafından sürekli olarak denetilmesini sağlıyor…

“… O gece gündüze karşıydı işte, / Eylül’den yana umut olmayanlara / Ve isyanın komşuluğundan azatlara / O gece gündüze karşıydı işte… / Mülteci cinnetler taşındı pencerelere, / Çukurova’nın ortasına çığ düştü, / Kervanlar geçti acının kader’ in içinden / O gece gündüze karşıydı işte… / Akgül’ler misafir oldu sevda yangınına, / Henüz tanışmayanlarsa hâlâ uykuda / Omzundan yarın’ı düştü yoldaşımın, / O gece gündüze karşıydı işte…” (*)-(67).

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu sayfanın konuğu sevgili kardeşim ‘Nuray Tunç’… Şiirimizin mihenk taşları gibi olan kimi isimlerin anısına yüksündürdüğü şiir kitabı ‘Işık Atlası’nda, çok sevdiğim şair büyüğüm ‘Behçet Aysan’ı ve bir zaman ‘Madımak’ olayının gerçekleştiği yöreye giderek, görme isteğimi gerçekleştiremediğim için üzüldüm. Ama sonrasında yaşananlar ve değerlerin yitimi, canımı çok acıttı…

Bir şiirin, şairin zihninde nasıl oluştuğu, nasıl yazıya döküldüğü, mutlaka çok yönlü inceleme ve araştırmaları, insan beyninin gizlerle dolu işleyişinin aydınlatılmasını gerektirmektedir. Ancak hiç kuşku yoktur ki, her şiir sözcüklere dönüştürülerek, dilin sözvarlığından, onun kimi zaman dışına çıkılan çeşitli kurallarından yararlanılarak ortaya konan bir insan yaratışıdır. Kısacası, şiirin hamuru da mayası da dildir. Bu özellikleriyle ve yoğunlaştırdığı ‘Işık Atlası’ kitabında, şair ‘Nuray Tunç’u içtenliğimle kutlarım. Şiirlerinde hissettirdiği, adanmışlıkların dışında yürekten gelen şiir inancıyla bu tasavvufu benliğimize bırakıyor. Elbette okura kalan bu diyaloglara yakın durmaktır. Çünkü dizeler, ancak anlak ve hayalimizle perçinleşebilir!

Şiirin, özünün söze dönüştürülmesi sırasında şair, dilin daha önce kullanılmış ya da kullanılmamış olan bütün anlatım yollarından yararlanması gerekir. Burada ‘Tunç’ bu perspektif açısına eğiliyor. Ve hatta zaman zaman onları, gizlediği imge ve maskelemelerle dizelerine yansıtıyor. Bu sırada arka arkaya gelen dizeler ve sözcükler, başta gelen yapıtaşları realitesini, okurca algılatılıyor! Bu bakımdan baştan beri şiirlerini izlediğim ‘Tunç’u, derinden ve dikkatlice okumak, dizelerinin yarattığı anlatım olanakları üzerinde durmak gerekir. Çünkü belleğimde adeta liriksem bir haz bırakan ‘Işık Atlası’nı salt, okumak ve bitirmek için okumamak gerekli! Algılamak ve her şiirin dizesini matematiksel düşüncelere de bırakmak gerekir…

Meraklısına;

1972 Manisa doğumlu olan şairimiz yazmış olduğu ve yayımladığı şiir kitaplarının yanı sıra, birçok dergilerde yazıları ve şiirleri yayımlanmıştır. Ayrıca bir Şiir Antolojisinde de yer almıştır.

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi