Aceleye ne gerek var?

* * * * * * *
Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog,
bir kaç yerli rehberle yola koyulur.
Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolun yarısına geldiklerinde yerliler
kendi aralarında konuşup birden yere oturur ve sessizce beklemeye başlar.
Tabii ki Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremez.

Saatler sonra, yerliler yine kendi aralarında konuşup tekrar yola koyulur
ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına gelirler.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere dayanamaz sorar;
“Doğrusu hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “

Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzeldir ki;
“Bakın anlatayım beyim.
Biz hepimiz çok kısa sürede çok hızlı yol aldık.
Ruhlarımız ise bizden çok uzakta ve geride kaldı.
Bizde oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik…” !!!

* * * * * * *

İşte hep bir koşturma içindeyiz hikayedeki gibi…

İçimizde hep eksik duygularla yaşadığımızı, niçin mutlu olmayı beceremediğimizi, neden kendimiz gibi yaşayamadığımızı
açıkça ifade ediyor hikayemizdeki yaşlı rehber.

İçinde bir takım salaklıklar barındıran hayat yolunda o denli hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok geride kalıyor,
hatta onu hatırlamıyor, değer bile vermiyor, onu nerede bıraktığımızı bile unutuyoruz.

Hepimiz kendimize göre bir başka arayış içindeyiz,
Büyük çılgınca bir hengamenin içinde neyi, niçin, neden aradığımızı bile bilmiyoruz.

Öyle sanıyoruz ki, muhteşem bir kariyerimiz, pembe panjurlu konforlu bir evimiz, son model spor bir arabamız,
cebimiz, cüzdanımız dolu olunca çok mutlu olacağız.

Hadi bunlar maddiyat ve finansal işler…
Bir şekilde karşılıyor ve geçinip gidiyoruz yuvarlana yuvarlana…

Ya aşk, ya sevmek, ya sevilmek?
Kaçımızın ruhu ferahta?
Kaçımız aşkta aradığını bulmuş durumda?
Hiç kimse nerede yanlış yaptığını,yanlışın nerede olduğunu da bilemiyor.
İkinci bir şansımız da yok ki yeniden başlayalım hayata.
Vakit geçip gidiyor saçlara aklar düşüyor, yeniliyoruz!

Ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının da önemine inananlardanım.
İnsanların mutlaka eş ruhlarının olduğuna da adım gibi eminim.
Ancak ruhsuz bedenlerin bir araya gelmesi ne kadar mutlu edebilir ki insanı?

Evvel ezel ilk göz görür lâkin ruh sever adamı.
Ruhu gayretsiz olanı seçtiysek vay halimize…
Sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşarız ebediyyen.
Mutsuzluğumuz hep bizimledir.
Antidepresanlarımız vardır mesela evdeki komidinin bir çekmecesinde…
Duvarlara çarpa çarpa kendimizin kanattığı kanatlarımız bir de sağımızda solumuzda!

Akrep ve yelkovanla yarış halindeyken vakitsizlikten yakınırız…
Sevgilerimiz, ilişkilerimiz bölük pörçük, sevdalarımız hep yarım yamalıktır ne yazık ki.
Sevmeye bile vaktimiz yok mu bizim?
Oysa sevmek ne güzel şey!
Ama yine de “vaktimiz yok işte!…” demek ise en büyük hadsizliğimizdir.

Ruhsuz insan sevgisiz insandır.
Tabiatın kara bir laneti bu bence.

Biz ruhumuzu yüceltmedikçe, yeterince sevmedikçe ve uzaklaştıkça,
bütün güzel zamanları kaçırıyoruz maalesef.

Bırakalım ruhlarımız özgürce yaşasın içimizde…
İzin verelim sevmeyi öğrensin gözümüz sevmeden önce.
Zamanın hızına karışıp gitmeyelim.
Bedenimizin olduğu yerde ruhlarımız da olsun bizimle birlikte…

Unutmayalım…
İnsan, bir ruh, bir soluk ve bir gölgeden başka bir şey değildir.

Biraz mola isteyelim hadi hayattan…
Yaşamın hızına yenik düşmeyelim.

Aceleye ne gerek var?

Usul usul…
Önce kendi ruhumuzla buluşalım en kısa zamanda!

www.haberhurriyeti.com / NUR SAYLAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Saylan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi