Tek partili döneme avdet…

Bak arkadaş, tek partili dönemleri sık sık hatırlatıyorsun ya…
Miting meydanlarında Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal ve İkinci Adam ve rahmetli İnönü’yü örnek gösteriyorsun ya…
Henüz çok partili döneme geçilmeyen 1950 öncesi yıllardaki Türkiye siyasetine atıfta bulunuyorsun ya…
Bunların hepsi doğru örnekler değil.
Bunların hiç biri gerçekleri ortaya koyan kanıtlar değil.
Tek partili dönemlerden demokrasiye geçeli 67 yıl oldu.
O dönemler geride kaldı.
Geride kaldı çünkü o günün şartları ogüne ait neler yapılması gerektiğini ortaya koyuyordu ve Atatürk ile İnönü o dönemi tek parti ile yönetmek zorundaydılar.
Tarihi iyi oku arkadaş.
Ogünleri, o ayları ve yılları yeniden aklına getir.
Şartların ne olduğunu araştırmıyorsun, sadece tarihçiler değil, sosyoloji uzmanları, siyaset bilimcilerine danış veya onların yazdıklarını oku anlarsın.
Sarayında bir çuval danışman besliyorsun.
Bir ara 1950 öncesi dönemi araştırıversinler.
Zahmet olacak ama aldıkları maaşı hak etmek için biraz mesai yapsınlar.
Türk siyaseti, demokrasiye geçiş yıllarına kadar iki büyük savaşı yaşadı ve tanık oldu.
Savaşın yıkıntılarını telafi etmeye çalışırken fakir-fukara halkın eğitimini de hale yola koymaya çalıştı.
Ağır şartlar nedeniyle, fakir-fukaralık nedeniyle o günlerde çok partili döneme geçseler ne olurdu, geçmeseler ne olurdu.
İyi ki geçilmemiş.
Yoksa sizin gibiler çıkar Atatürk’ü yerden yere vururlardı.
Nitekim tek partili dönemde bunu yapanlar da çıktı.
Oysa şartların düzelmesini bekleyen rahmetli İnönü, 1950 sonrası artık çok partili döneme geçilmesi gerektiğine inanıyordu ve bunu da hayata geçirdi.
Eğer demokrasiye geçilmeseydi ne olurdu?
Bugün demokrasiden değil, diktatörlükten bahsedebilirdik.
Tabii ne kadar konuşulabilirse…
Tabii eleştirme hakkı olabiliyor idiyse.
Oysa ne yaptı İnönü?
Çok partili sistemi hayata geçirdi.
Ne oldu?
Demokrasi geldi.
Daha sonra ne oldu?
Kurduğu tek parti CHP, 67 yıldır tek başına iktidara gelemedi.
Ne oldu?
Türkiye dimdik ayakta.

Dün çok partili hayat vardı, oysa 17 Nisan 2017’den sonra bundan şüpheliyim.
Eğer Başkanlık sistemine geçilirse-ki hiç ama hiç düşünmek istemiyorum- “Tek Partili Sistem” e işte o gün dönülmüş olacak.
Sarayın tek gücü Erdoğan olacak.
Hem Başkan, hem Partinin yani AKP’nin lideri olacak.
“Tek ses”, “Tek nefes” bir yönetim iş başına gelecek.
Bu gerçeği neden görmüyor benim halkım hala anlayabilmiş değilim.
Şu anda dahi rakip partilere yaşam hakkı tanımayan bir Erdoğan’ın, başkan olduktan sonra karşısındaki partilerin siyaset yapmasına izin verecek mi, o çok kuşkulu…
Bugünkü tablo, yarın yaşanacakların işaretlerini şimdiden veriyor.
Bakın televizyonlara.
Bakın canlı yayınlardaki kişiye…
Tek Adam geliyor…
Bunu akıldan çıkarmamak kaydıyla, gerçekleri görerek sandığa gidiniz.
Sandık başında bir değil, iki defa düşün ey halkım.
“Geliyorum” diyen tek parti dönemini elinin tersiyle it.
İt ki…

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?