YAŞAMAK DEDİĞİN..

'Ben, biz olduğumuz zaman Ben olurum' demektir. Hani Nazım der ya..

Bir pazar günüydü..
Yüreği kıpır kıpırdı..
Çünkü Dünyanın En İyi Çiftçisi Yarışması’na katılmıştı..
Bugünü aylarca beklemişti..
Onlarca ülkeden, yüzlerce çiftçi yarışıyordu..
Heyecan doruktaydı..
Herkes iddialıydı..
Medya yarışmaya büyük ilgi gösteriyordu.
Domates üretiminde birinci seçilene sırrını sordular.
“Söylersem herkes üretir, bir daha birinci olamam” dedi.
En iyi fasülyeyi üretene sordular bu kez..
“Bırakın o bana kalsın” diye cevap verdi.
Biber, patlıcan, mısır..
Kimse sırrını söylemiyordu..
Egoları tavanlardaydı..
Sıra buğdaya gelmişti..
O en iyi buğday yetiştirme dalında birinci olmuştu.
Gazeteciler bu kez ona sordu.
“Bu başarının sırrı ne?”
Hiç düşünmeden cevapladı.
“Benim sırrım komşularım” dedi, “Sırrım kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor.’
Gazeteciler şaşırmıştı..
Biri “Ne yani elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz?” diye sordu.
Diğeri, “Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz ki?” diye tamamladı..
O “Neden olmasın.” dedi..
“Bilmediğiniz bir şey var. Rüzgar olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır… Tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün de kalitesinin düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmeyi düşünüyorsam komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.”

*. *. *

Kızılderili şamanı kabileyi toplamış, anlatıyordu..
“Nehirler kendi suyunu içemez;
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez;
Güneş kendisi için parlamaz, ısıtmaz;
Çiçekler kendileri için kokmaz;
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.”
Sonra sordu.
“Anladınız mı?.”
“Hayır” dedi tüm kabile..
Şaman açıkladı..
“Doğanın kanunudur..Her şey birbirini için yaşar.. Arkadaşlarınızla, komşularınızla birlikte yaşayın.. Birbirinizi tamamlayın.”

*. * . *

1700’lü yıllardı..
Hollandalı psikolog Dr. Daan, Güney Afrika kabilelerinde kültürel insan davranışlarını araştırıyordu..
Zulu kabilesinin çocuklarını bir meydana topladı..
Onlara şöyle seslendi.
“İlerideki büyük ağacın altına meyveler koydum.. Şimdi hep birlikte koşacaksınız..Ağaca ilk ulaşan tüm meyvelerin sahibi olacak Tamam mı?”.
Çocuklar hep bir ağızdan bağırdı..
“Tamam”
Dr.Daan startı verdi.
“Haydi o zaman, koşun.”
Çocuklar önce elele tutuştu, sonra birlikte ağaca koştular ve meyveleri hep birlikte yediler..
Hollandalı antropolog şaşkına döndü.
“Neden böyle yaptınız?”
Çocuklar “Ubuntu yaptık” dediler,”Biz birbirimizle yarışsaydık, sadece birimiz meyveleri yiyecekti..Diğerleri mutsuz olacaktı.. Oysa biz ubuntu yaparak, hepimiz mutlu olduk.”
Antropolog merakla sordu.
“Ubuntu nedir?..
Zululu çocuklar açıkladı.
“Ubuntu, ‘Ben, biz olduğumuz zaman Ben olurum’ demektir.

*. *. *

Hani Nazım der ya..
“Yaşamak bir ağaç gibi hür..
Ve bir orman gibi kardeşcesine.”
Yaşamak demek bu olmalı..
Tam da böyle yaşamalı..
İyi pazarlar..

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?