Hacı Murat – Lev Tolstoy

Bugün, yine bir değerli kitap ve değerli bir yazardan söz edeceğim. Kitabın ismi, “

Hacı Murat

”… Yazarı, bilmeyenler için söylemek gerekirse

Lev Tolstoy…

Bu kitabı gençlik yıllarımda, bilhassa edindiğimiz idealizmin doğrultularında, bir arkadaşımın, hatta arkadaştan öte yoldaşımın önerisi üzerine okumuş, beğenmiştim… Uzun yıllardan sonra tekrar okuma olanağı buldum, yaşımın ortalarında… Şimdilerde ise, üçüncü kez ve aynı heyecan, aynı coşkuyla okudum. Neden defalarca okudun diyorsanız… Tolstoy, sanki benim için veya kimi yoldaşlar içindev Tolstoy!

Tolstoy, romanına; kahramanını Kafkasya’nın tarlalarında gezer bir haldeyken ve kurak toprakta bulduğu, tabirimizle deve dikenini koparmasıyla başlıyor… İlerleyen sayfalarda, çevresinde bulunan ve geçimlerini, dikenler içerisinde olan kurak ve bozkır olarak tabir edebileceğimiz tarlalarından kazanmaya çalışan köylülerin ekmeklerine göz dikerek, kendince onursuz bir yaşama uzananŞamil’le karşılaşıyoruz. Kısaca, dağ eşkıyası!

Adeta bu davranışıyla, bugünlerde bizlerde cereyan eden ve yol kesen eşkıyalar hatırıma geliyor…

Herhalde bu romanı neden tercih ettiğimi ve niçin sizlere bir kez daha okumanız konusunda ricada bulunacağımı betimlemişsinizdir! Çünkü bu roman, hemen her dönemde insanı etkileyebilecek bir roman. Çünkü bir direniş… Çünkü bir başkaldırı… Çünkü haksızlığı ve adaletsizliğe karşı dik duranların romanı… Çünkü gerçektenLev Tolstoy, sanırım, benim için ve kimi okurlar içindev Tolstoy…

Bir gün, nemalanmaya ihtiyacı olan Şamil, köylüsünden, kimi adamlarını göndererek haraç toplatmıştır. Şamil’in bu girişiminden sonra, evde olmayan Hacı Murat, eve döndüğünde ve karşılaştığı manzarayla adeta yıkılmıştır. Çünkü Hacı Murat’ın kızgınlığını ve kendisine yönelik başkaldırıcı lığını da bildiğinden, evini tarumar etmiştir… Bu manzara karşısında hiddetlenen Hacı Murat, o an karar verir! Çünkü babasını bu yüzden kaybetmiştir. Kararını hanımına bildirir. Salt kendi değil, bundan sonra hiçbir köylüsü haraç vermeyecektir! “Nasıl olacak bu?” diye soran hanımına, küçük yaşta hastalıktan kaybettiği bacağının yanı sıra, kalan tek bacağının üstünde dik durarak, aldığı kararı açıklar… Rus ordusuna katılacaktır!

Zaman içerisinde katılmıştır. Ruslar, Hacı Murat’ın köyü onlara ait olduğundan, bu yörede koşullanmış çetenin de varlığından haberdardırlar. Çünkü onların gözünde, Hacı Murat’ta dâhil olmak üzere dağlıdır. Ancak, dağlılardan ve diğer köylülerden pek korkmazlar. Oysa bu yakıştırmalara Hacı Murat hariçtir… Çünkü onların gözünde dürüstlüğünden emin oldukları bir dağlı değil, bir onurlu savaşçı vardır! Oysa yine de temkinlidirler. Korkarlar! Çünkü ne tür ve ne denli yiğitlikler yaptığını bilirler. Fakat tüm bunları bilen Şamil, oğlunu ve karısını esir eder, sonrasında da!

Ve nihayet Hacı Murat, bu tür bir destekle Şamil’i öldürür. İntikamını alır. Geriye Rus ordusuna yapması gereken kalmıştır. Onlardan da ayrılmasının planını yapar. Çünkü boyun eğmeyen bir yapısı vardır. Rusların, koruma amaçlı yanına verdikleri süvarileri, bir gün dağlara doğru, kendisinin gezme isteğiyle, bu askerleri kandırarak götürür. Yanlarındayken, yavaş giden atını birden mahmuzlayarak, hızla yanlarından uzaklaşır. Durdurmak için bağırırlar, ama nafile! Amacına ulaşmıştır. İntikamını da aldığına göre gökyüzüne doğu bakar ve rahat bir nefes alır. Oysa o nefes son nefesidir! Çünkü sırtından vurulmuştur. Boşlukta kalan at, onu sırtından atar. Askerler yanına gelir. Henüz yaşıyordur. Askerler neden böyle bir şey yaptığını sorarlar. Oysa onun yanıtı yüzlerine bakıp, salt tebessüm etmektir. Asker ve Hacı Murat, firarın suç olduğunu, cezasının da ne olduğunu bilmektedirler. Asker, beline sarılı bıçağını çıkarır, yüzünde daha belirgin tebessüm olan Hacı Murat’a verir. Hacı Murat, bıçağı alır ve hiç çekinmeden, cesaretle yüreğine saplar! Gökyüzüne ve gülen gözleriyle, ağlayan askere bakar… Huzurludur, mutludur Hacı Murat! Sapkın bir çete başına, başkaldırıp, onurlu bir şekilde kimsenin boyunduruğuna girmeden öcünü almıştır…

İşte bu nedenle yeniden, yeniden okunması gereken bir kitap. Bağımsızlığını kotarmaya çalışan ve başaran bir insanın, dehşetle okunacağı bir kitap. Hatta öyle ki, “Tam bağımsızTürkiye özlemiyle” içinde yananların mutlaka okuması gereken bir kitap… Hatta içinde niceMustafa Kemal’leribulabiliriz!

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?