İşte ‘Rehine’ buna denir!..

Sevgili dostum, bir zamanlar Hürriyet Gazetesi’nde birlikte çalıştığım, kalemini kıran fakat satmayan meslektaşım, Serdar Koçak, IŞİD’in kaçırdığı ve 101 gün sonra salıverilen Rehine olayında birbirini tutmayan açıklamalar yüzünden kafayı sıyırma moduna girmiş…

Meslek hayatında birçok olayı birebir yaşayan, elinde kamerası tehlikeden tehlikeye koşan Serdar Koçak’ın, Rehine olayı ile ilgili yazısını, biraz sansürleyerek, sizlerle paylaşmak istedim. Buyurun okuyun.

“Üstadım gazetecilik yaşamımda bir yığın rehine olayı izledim. Bunların arasında 52 rehine olayıda var. Yıl 1979 … Kasım ayının dördüncü günü… İran Devrim Muhafızları Amerikan Büyükelçiliğini basmış, 52 rehine ele geçirmişti. 52 rehine ancak444gün sonra serbest bırakıldı. Amerika rehinelerini kurtarmada çaresiz kalmıştı. Tahran’da gözlerimle gördüm. Beraber yattım, kalktım ve konuştum. İslam İnkîlabı Devrim Muhafızları Amerikalılar ile kucak kucağa, omuz omuza beraberdi. Bu süreci, bir Fransız Fotoğraf Ajansı olan Sipa Press adına İran Devrimi’nin ünlü fotoğrafçıları ve sizlerin de National Geographic Channel’dan tanıyacağınızRezaveManoocherile birlikte izledim. Bizlere büyük usta Gökşin Sipahioğlu’nun sıkı dostu (bir bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden) Cumhuriyet’in sarsılmaz savunucusu, gerçek bir Kemalist devrimci Profesör DoktorAhmet Taner Kışlalıda yardımcı oldu.

***

Üstadım bu olayını neden mi yazdım? Anlatayım. Tahran’daki 52 rehinenin fotoğrafları için günlerce koşturduk. Sonunda ne ben ne deİranlı arkadaşlarçekebildi. Bir aylık çalışma sonunda Pastarlar’dan10bin dolar karşılığında toplam8bobin (ışıklandırılmamış) film satın aldım. Bir Alman bankasının en fazla300Mark karşılığı olan çek karnesine10bin dolar yazdım. Gökşino parayı filmler yıkandıktan sonra ödedi. Para da olaydan bir yıl sonra ilgili bankadan çekildi.

***

Nereden nereye! Yıl 2014 artık her şey değişti.Musul baskınısonrasında bizim rehinelerin fotoğrafları çıktı. Kendileri çekip göndermişler. İşte rehine buna denir. Kırmızı boyalı ve üzerinde Türkçeyangınyazılı bir dolabının önünde grup fotoğrafını bir İstanbul gazetesi yayınladı. İlginç değil mi?

***

52 Rehine’ninışıklandırılmamışfotoğraflarını Tahran’dan dışarıyanasıl çıkarttığımı burada yazmaya terbiyem izin vermiyor. Ama tüm dünyailk kezrehinelerin fotoğraflarını benim kameramdan izledi. İster istemezMusulolayı beni Tahran‘a götürdü. O koşulları çok iyi biliyorum.

Musulolayını düşünmekten kafayı yemek üzereyim….

Rehine böyle mi olur?Telefonlu rehine nerede görülmüştür?Telefonu nerede saklamışlar?Çocuk bezi de cabası…

Rehin kaldıkları sürede 8 ya da 9 kez yer değiştirmişler. Düşünebiliyor musunuz: ABD ve İngiliz vatandaşlarınınkafalarını kestikleri görüntüleride sık sık izletmişler. Zulüm ve işkence değilmoral eğitimiolsa gerek. Konsolos, yanında hep bir telefon olduğunu ve bu telefonla Ankara ile sürekli irtibat kurduklarını dile getiriyor.

Vallahi bravo…”

www.haberhurriyeti.com / FİKRET KALMUK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Kalmuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?