Bir adam yalnızlığını gülüyordu!

BİR ADAM YALNIZLIĞINI GÜLÜYORDU!

Bir adam yalnızlığını gülüyordu ağlamaklı

Hangi uzaklardı varamadığı bilmiyordu

Milimetrelerle ölçüyordu aklında yarattığı evreni

Balık yumurtalarını sayıyordu körfezde

Bir adam yalnızlığını gülüyordu ağlamaklı

Hangi dudaklardı öpemediği bilmiyordu

Kadınsı caddelerdi hep ellerinde

Çaresizliğini kaldırımlara tükürüyordu

Avanaksı türküler dökülüyordu dudaklarından

Hangi ellerdi tutamadığı bilmiyordu

Bir adam yalnızlığını ağlıyordu gülmekli

Uzak bir sevgiydi özlemlerinde

Yarınlar hasad ediliyordu tarlalarda

Yine ölçüyordu evreni aklınca

Bir adam yalnızlığını gülüyordu

Aptalca…

Tuğhan Ayhan Çıkın

“Profesyonel bir şair değilim. Ama çocukluğumdan beri şiirle iç içeyim. O kadar ki, şiir adeta yaşamımın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Şiire gençliğimden beri ilgi duyarım. Hatta yazarım. Üniversitede öğrenci iken Nazım Hikmet’in şiirleriyle karşılaştım. Benim öğrencilik yıllarında Nazım’ın şiirlerinin Türkiye’de yayınlanması yasaktı. Günlerde Nazım’ın bulabildiğim tüm şiirlerini okudum. Hatta bir dostumun sözlü olarak bana aktardığı şiirini belleğimde öyle değiştirmişim ki, bugün aslına hâlâ ulaşamadım. Nazım’ın şiiriyle tanıştıktan sonra, şiir yazmaktan değil ama yayınlamaktan vazgeçtim. Kendimi üniversitedeki işime verdim. Sanırım uluslararası düzeyde olmasa da ulusal düzeyde, üzerinde çalıştığım bilim dalında ülkemde birkaç isimden biri oldum…”.

Değerli profesörümüz, bir yazısında böyle diyor. Üstte yazdığım, bu sayfaya alıntıladım şiiri, yıllar önce yayımladığı ‘Zaman Çiçeği’ adını verdiği şiir kitabından…

Bende, elbette ki hocam olması nedeniyle sevgili ‘Aziz Nesin’e adeta hayrandım. Öyle tatlı sohbetleri, öyle diyalektik konuşmaları… Felsefi bilgisi ve zekâsı, ne denli yüksek seviyede olduğu salt benim dememle değil, ülkem insanları ve ülkemin dışındaki edebiyat dostlarının malumudur… Ancak, yıllar önce bir gün… Üniversiteye görevli olarak adım attığım yıllarda ve zaman içerisinde tanıştığım sevgili ‘Tuğhan Ayhan Çıkın’ hocayla, öğretim üyeliği boyutunda konuşup, sohbet etmiştik. Oysa ilerleyen günlerde ve benim şiirle ilgilenmem, sanırım bu yakınlığı daha perçinledi gibi. Ortak noktalar olduğu için diyalogumuz daha da arttı. Üstelik o diyalog, hayran olduğum değerli üstadıma benzemesinden de biraz kaynaklanıyordu… Ve yine bir yazısında şiir üzerine söylemleri;

“Şairin ilk yapması gereken şey ‘kendini tüm olumsuzluklara rağmen ayakta tutabilmesidir. Hayata direnebilmesidir. Yaşamın olumsuzluklarına karşı bu direniş, bireysel ve toplumsal içerikli olabilir. İnadına yaşamak! Kime karşı? Yaşama egemen olmak isteyen herkese karşı, her olguya karşı. Demek ki şair, kendine yansıyan olumsuzluklara karşı direniş şiirleri yazarken bu direncini diğer insanlara da aktarır. Zaten şiiri okuyan/yorumlayan her başka kişi, o şairin direncini kendi kimliği içinde yeniden kurgulayacak ve yaşamla yeniden bütünleşecektir…”.

Yıllardır dile getirmek istediğim konulardan birisi budur! Elbette, sosyalleşmemizi artıracak aşk ve duygusallık temalarını içeren şiirler yazılmalı… Yazılmalı ama halkımızın ekonomisi yerle yeksan olmak üzereyken, direnişten uzak bir söylev ve mısralar bana, pek bir şeyler anlatmaz. Ayhan hoca hep bu düşüncede ve bu duruşta bulunmuştur. Hem üniversite yaşamında ve hem de şiirlerinde… Tüm bu sözleri sarf edebilmem için, elbette birebir dostluğumuzun olduğu ve kişiliğini de yıllarca takip ettiğimin bilinmesini isterim. Ayhan hoca, naiftir ve bir şaire yakışan duruşunu hiç bozmaz… Ayrıca da bir öğretim üyesi olmasının vakurluğunu her daim yüreğinde ve benliğinde taşır. Haksızlıklara hiç tahammülü yoktur. Kimsenin boyunduruğu altına girmez. Ve hiçbir zaman da muktedir olanın karşısında, şirin görünmeyi bir anlamda benimseyerek mısralarını eğmez, bükmez… Ona, nice sağlıklı ve özgür, özgün mısralarla süslü şiirlerini kucaklamak adına uzun ömürler diliyorum…

Bir Üniversite Anadolu

Tanrı Hades doğradı tüm umutlarımı

Işığı gördüm bilimin kuytusunda

Çırılçıplaktı kaybettiğim çocuk

Yaşlı bir ormanın kucağında

Sevgi duvarlarına vurdum başımı

Vapur düdüklerinde salkımlanan güneşde

Göçebe yurttaşlarımı uğurladım

Ellerinde bavulları, sepetleri, denkleri

Bir boyun büküştür anılar şimdi

Ağlayan bebeklerini ülkemin

Kirli bir limanın rıhtımına bağladım

Tohum unutmuşsa yeşermeyi

Yağmıyorsa dostluk yağmurları gözlerimizde

Bir ölüm sessizliği dolaşıyorsa ellerimizde

Bırak orada yalnızlığı

Çiçeklendirelim sevgiyi

Sarmaşık güllerinde…

Bana ufkunda karanfiller açan

Bir yer gerekli

İnsanları yıldızları avuçlayan

Oyun bahçeleri çocuklarla dolu

Çiğdem çiçeklerinde ören sevgiyi

Bir üniversite Anadolu…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?