DEPREMLER VE GERÇEKLER…

Ne hikmetse sadece başımıza bir felaket geldiğinde…

Bilen bilmeyen, anlayan anlamayan, işin uzmanı olan olmayan konuşur da konuşur…

Televizyonlarda programlar… Açık oturumlar…

Bilim adamlarının söylemleri bile birbirini tutmamakta…

Birinin “ak” dediğine bir başka kanalda diğeri “kara” demekte…

Korku ve endişe içindeki vatandaşın aklını iyice karışmaktan sanki zevk almaktalar…

Depremlerin oluşumunda bile birbirini suçlamayı marifet sayan siyasetçiler…

Ve öğrenmeden, anlamadan, düşünmeden onların konuşmalarını alkışlayan halk kitleleri… Yandaş takımları…

Kendi partisinden olmayan Belediye Başkanlarının TV kanallarından halka açıklama yapmasını böyle bir günde bile engellemeye çalışan aymazlar…

Ki… Can derdine düşmüş halkın içinde senin partine oy verenler de var…

Bu nasıl bir kindir… Bu nasıl bir insanlık anlayışıdır…

Apaçık belli ki bu zihniyet, felaket günlerinde bile ortak değerler de birleşmeyi bilmeyen, halkı değil sadece kendi siyasal geleceğini düşünen bir zihniyettir…

Bu zihniyetin ülkemizi getirdiği ortam ne yazık ki hâlâ insanlarımızın çoğu tarafından anlaşılamamıştır.

***

Kendisini konunun uzmanı olarak tanıtan bir muhterem TV kanalının birinde açıklama yapıyor dün akşam ve ben hayretle dinliyorum:

-AKP’nin yaptığı en iyi işlerden biri Kentsel Dönüşüm Projesi’dir. Bu proje sayesinde birçok ev yenilenmiş ve depreme karşı dayanıklı hale getirilmiştir.

Birilerine yalakalık için çocuk kandırır gibi konuşmalar…

Evet proje isim olarak çok doğrudur ama eylem olarak çok yanlış…

İsmi üzerinde Kentsel dönüşüm… Bir kenti tepeden tırnağa, modern planlarla yeniden yapılandırma…

Tabii bu bir anda olacak iş değil… Önce ada bazında, mahalle bazında başlarsınız…

Buralarda yaşayan insanlarınızı mağdur etmeden daha önceden tespit ettiğiniz yerlere yerleştirirsiniz…

Bölgenin alt yapısını yeniler, yollarını genişletir, motorlu araçlar için yer altına garajlar, çocuklar için park ve oyun alanları, olası felaketler için sığınaklar yaparsınız…

Hatta bir çok ülkenin imar yasasında olan, her dairede bir odanın sığınak olarak kullanılacak şekilde yapılması mecburiyetini bile getirebilirsiniz…

Çok kısa özetlemeye çalıştığım böyle bir yapılanma Kentsel dönüşüm olarak adlandırılabilir…

Ama ne yazık ki bizdeki uygulama böyle değil ki…

Sadece inşaat sektörüne para kazandırma tuzağı …

Ve bunun adı da KENTSEL DÖNÜŞÜM değil EVSEL YENİLEMEdir.

Söyler misiniz, onlarca evin bulunduğu bir sokakta kaç ev yenilenmiştir.

Yapılan daireler ne kadar küçülmüştür…

Dairene başına oto park yeri var mı dır?

En önemlisi, daracık sokaklara nasıl girilecek, enkaz altından insanları kurtarma çalışmaları nasıl yapılacaktır. Yenilenen evler bu durumdan hiç etkilenmeyecek midir?… Kimse bunun garantisini verebilir mi?

***

En üst düzeydeki yetkililerimizden biri açıklıyor:

İstanbul’da deprem anlarında toplanılacak 470 adet sığınma meydanı var…

Peki, bunlar nerelerde?… Vatandaş bunların yerini biliyor mu?…

Kocaman bir YOK…

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da bir açıklama yapıyor:

-Evet bu doğrudur ama o yıllar önceydi. O alanların çoğu satılmış, üzerlerine siteler, köşkler yapılmış ve bu sayı bugün 70’e inmiş durumda!..

Buyur buradan yak…

Bunların hangisi doğru?… Vatandaş neye inanacak?… Kime ve ne kadar güvenecek?…

Bu 70 yer nerede, kaç kişilik kapasiteleri var? Nasıl ve neyle gidilir? Suyu, tuvaletleri var mı?

***

Bir başka üst düzey yöneticimiz televizyonlarda demeçler veriyor:

-Halkımız merak etmesin, hükümetimiz her türlü önlemi almıştır, gönlünüz rahat olsun…

Peki o önlemleri lütfedip açıklar mısınız?…

Mesela, ülke çapında telefonlar artık saatlerce kesilmeyecek mi?…

Hastanelerimizin kapasitesi yeterli mi?…

Normal şartlarda bile büyük şehirlerimizdeki trafik işkencesi yaşanmaktayken…

Allah göstermesin, bir felaket anında vatandaşın yüreğini ferahlatacak bir şey söylemeyecek misiniz?

Peş peşe çıkan iki orman yangınını söndürecek yeterli helikopterimiz yok iken, kurtardığınız yaralı insanları bir başka yere nasıl nakledeceksiniz?…

Bu konularda çok şükür hiçbir detaylı açıklamada bulunmaya gerek görmedi sayın yetkilimiz…

Sanırım gazetecilerin de aklına gelmedi böyle şeyler sormak…

Sorsalardı belki Beyefendi şöyle cevap verebilirdi:

-Bu sorular boş şeyler, biz nasıl yağmur duasına çıkıp yağdırıyorsak, deprem duasına da çıkıp durdururuz hiç merak etmeyin… İlahi takdire karşı ne yapabiliriz… Ölen ölür kalan sağlar bizimdir…

www.haberhurriyeti.com / FİKRET KALMUK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Kalmuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi