İki logo bir künye, yazdırdı işte…

Gazeteciliğin gazetecilik.
Hürriyet’in de Hürriyet olduğu, yıllar.
Ne büyük şeref, onur benim için.
O muhteşem günlerde çalışmak, emek vermek.
Ben de varım, demek.
Karınca kaderince de olsa
Kabe’ye varamasa da yolunda ölmek.

Kesip saklamışım.
Ağustos 1987, günlerden pazar.
Yıl 40, Sayı 14120.
Fiyatı ise 130 lira.

Yazma anlamında gazeteciliğe başladığım zaman.
Öncesinde Tercüman Gazetesi’ne gece 2 saat, paketleme yapmaya giderdim.
5-6 çeşit gazete ve dergiyle, eve dönerdim,
Gazete kokusu o zaman ciğerime işledi, işte.

Hürriyet’in muhteşem logosu ile künyesi.
Nasıl akıl ettiysem, kafam basmışsa kesip saklamışım.
Ve de TSYD İzmir Şubesi’nin antetli kağıttaki, bilgileri.
Telefonun 6 rakamlı olduğu günler.

Hürriyet Gazetesi’nin künyesine, görev dağılımına, en tepedeki emek verenlere bakıyoruz.
Çetin Emeç var, mesela.
Hunharca katledilen, üstadım.
İzmir’e geldiğinde, gazetecilik dersi vermişti.
Tıfıl’ız, ne gerek var, daha erken diye bizi toplantıya almamazlık, yapmamıştı.
Büyük adam, büyük insan, mekanı cennet olsun.
Ağzım açık dinlemiştim.

Daha bir kaç aylık muhabirim.
Öyle imza dediğimiz şey, yani adımız soyadımız hemen konmazdı.
Çok emek verip hak etmeniz gerekirdi.
Bir gün bir zarf uzattılar.
Açtım bir baktım, kağıdın tepesinde adım var, en altta da Çetin Emeç adı ve imzası.
En orijinalinden.

Orta kısmı okurken, kalbim küt küt attı.
Teşekkür ve tebrik ediyordu bana, koskoca Çetin Emeç.
O kadar işinin gücünün arasında hem de tee İstanbul’dan.
Benim imzasız haberime.

9 sütun manşet.
Niye isim koymadınız demiş, kızmış, öyle söylediler.
Ne kadar doğru bilemiyorum.
Belki de beni gaza getirmek için.

Tebrik yazısıyla bitmedi.
Muhasebeden Aysel ablam, çağırdı.
Kovuldum galiba diye beklerken, Çetin Emeç yolladı bu sana dediler.
Valla rakamı net hatırlamıyorum.
Ama, o parayla evin buzdolabını doldurmuştum.

Künyede bir mübarek isim daha var.
Cafer Yarkent abim, üstadım.
Teknolojik gazeteciliği getiren, yayan büyük usta.
Tanırdım, bilirdim ama.
Yıllarca görme fırsatım olmamıştı.
Haberhürriyeti ocağımız ve sevgili duayenim İbrahim Irmak sayesinde, tanıma onuruna eriştim.
Mütevazi insan.
Emekliydi ama gazetecinin emeklisi olmaz zaten.
Yazılarımı satır satır okur, fikrini söylerdi.
Şu cümlen harika, filan derdi.
Gözlerim parlardı.

Öyle aman şımarır filan demezdi.
Hatta hakem yazılarıma bayıldığını söylerdi.
Devam et yaz, senden başka yazan olmaz zaten, derdi.
Yazıyorum, Allah sağlık, sıhhat verirse yazmaya da devam edeceğim canım abim.

Emeç ve Yarkent ustalarıma yüce Yaradan’ımdan gani gani rahmet dilerim, mekanları cennet olsun.

İbrahim Irmak abime de az şekerli, az stresli uzun ömür dilerim, Allah başımızdan eksik etmesin.

İki logo, bir de künye.
Böyle yazdırır işte.

www.haberhurriyeti.com / Metin AYDINOĞLU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi