BOMBACI ALİ ÇAVUŞ (Manastır, 1875- )

Manastır’ın “Lara” köyünde yaklaşık 1843 yılında doğan Ali Çavuş; uzun boylu, geniş omuzlu aslan gibi bir Osmanlı gencidir. Çeşitli Cephelerde askerlik görevini tamamladıktan sonra köyüne dönmüş, eşiyle birlikte çiftçilik yaparak hayatını idame ettirmektedir. 30-35 yaşlarındadır.

Lara’dan Mansatır Pazarı’na giderken, yol boyundaki talim yapan askerleri gördükçe imrenir ve kendi kendine söylenir:

–Biz askerken hiç böyle eğitim yapmıyorduk yahu! Hele atış talimlerinde bize o kadar az mermi veriyorlardı ki en fazla beş kurşun! Baksana bunlar ise talimde bile yüzlerce kurşun harcıyor! Allah bilir ama bunlar bu eğitimle, bütün dünyayı yener, hiçbir kurşunu boşa atmazlar be!”

Tam bunları düşünürken Muhtar Ramiz’in o gür sesiyle kendine gelir:

-Ali, Askerlik Şubesine uğra da sana bir evrak vereceklermiş, komutan sıkı sıkı tembih etti, mutlaka kendisi gelsin dedi, bana bile vermedi o kadar önemli yani!

-Neymiş bu kadar önemli olan acaba? O zaman ben önce Şubeye gideyim, sonra Pazar işlerimi hallederim! Hadi kal sağlıcakla Muhtar dayı!

Tarih doksan üç senesinin [1877-78] Haziran ayıydı, Ali telaşla Askerlik Şubesi Komutanının huzuruna çıkar.

-Komutanım ben Lara Köyünden Ali, beni çağırmışsınız da!

-Evet evladım! Biliyorsun Rusya ile yeni bir savaşa girdik, sizin gibi tecrübeli askerlere ihtiyaç hasıl oldu, hazırlıklarını yap, yarın sabah yola çıkacaksınız!

-Emredersiniz komutanım! Yarın sabah erkenden gelirim ben!

-Hadi o zaman işlerini gör, hemen köyüne dön ve ailenle helalleş de gel!

Ali, pazar işlerini hallettikten sonra yola koyuldu, aklına eski Komutanının söyledikleri geldi.

–Çocuklar yurdunuz tehlikeye düştüğünde silah altına çağrıldığınız zaman, hiç vakit geçirmeyin. Çünkü geç giderseniz, düşmanın pis ayakları güzel vatanımızı kirletir. Birliğe giderken. daha önce tecrübe edilmiş iki tane kalın kazak, giyilerek denenen iki çift potin ve iki çift yün çorabı alın! Olur ya devlet potin verir ayağınızı sıkar, kazağınız olmaz soğuktan donarsınız!”

Köye dönene Ali, eski Komutanının uyarıları doğrultusunda çantasını hazırlar. Artık işin en zoruna gelmiştir, eşiyle vedalaşma vakti!

-Alim, hiç olmazsa bir gün daha kalsan, bir daha ya görürüm ya göremem seni!

-Güzel karıcığım, ben şimdi gitmezsem, geride huzur içinde yaşayacağımız ne evimiz ne köyümüz kalır! Bu aziz vatana olan borcumuzu ödemeliyim! Allah nasip ederse yine kavuşuruz, hadi kal sağlıcakla!

İlk önce Şubeye giden o olmuştu. Bu durum Binbaşının çok hoşuna gitmiş, kalkıp Ali’nin alnından öpmüş ve şunları söylemiştir:

-Sen askerliğini yapmıştın değil mi?

-Evet komutanım!

-Hem tecrübeli olmadan hem de göreve ilk önce gelmenden dolayı seni Onbaşı yapıyorum Ali! Kendi takımını da kendin seçersin artık!

-Emredersin komutanım!

Günlerce süren kara ve deniz yolculuğu sırasında, acemi askerlere silahları verilmiş, silahların doldurulup boşaltılması öğretilmişti. Yüzbaşı 1.Bölüğün 2.Mangasını Ali Onbaşıya vermişti. O gece Rusların saldıracakları haberi alınmıştı. Ali Onbaşı, Dursun çavuştan aldığı badem yağıyla potinleri bir güzel yağladı. Ertesi gün yola çıktıklarında bazı askerler yeni potinleriyle yürüyemiyorlardı. Bir süre ilerledikten sonra yapılan yoklamada üç askerin olmadığı anlaşılmıştı. Bir süre sonra iki asker çıka geldi.

-Diğer arkadaşınız nerede?

-Komutanım yolda 25-30 Rus askerine rastladık, biz karanlıkta kaçıp kurtulduk ama arkadaşımız Ekrem’i öldürdüler galiba!

1500 metre ileride düşman askerlerini gördüler, komutan mümkün oldukça az ateş etmelerini,hatta öksürmemelerini tembih etmişti. Düşman askerleriyle çatışmaya girmişlerdi ki Ali’nin gözünün önünde bir asker düşüp yuvarlandı, ben öldü diye yanına gittiğinde bktı ki asker ölmemişti. Komutan seslendi:

-Yanındaki askeri nasıl öldü sandın Ali Onbaşı? Mermi vızıltısı bana kadar geliyordu! Vızıldayan mermi sesi geldiğinde, asker ölmemiş demektir! Bunu iti belle tamam mı?

-Emredersin komutanım!.

Yine bir gün düşmanla çatışırken bir mermi Ali’nin omzuna isabet etmişti ama bir süre sonra yarası kapanmıştı. Ali’nin bölüğündeki 95 askerden 53’ü şehit olmuştu, geriye 42 asker kalmıştı, cephaneleri de bitmek üzereydi ki Dursun Çavuş tüfeğine süngü takarak ileri atıldı. Diğer askerler de süngü taktılar, düşman askerlerinin çoğunu yere serdiler, kalanlar da kaçmışlardı. Komutan Dursun Çavuşu tebrik etmiş ve alnından öpmüştü. Bir süre sonra Komutanın sesi duyuldu:

-Asker geri çekil! Geri çekilin!

Balkanlarda bu savaş devam ederken, düşman askerlerinin Anadolu’ya girdiğini öğrenmişlerdi. Hatta düşman Kars’a girmiş Kars kalesine kadar ilerlemişti. Komutan birliği etrafına topladı.

-Askerlerim Rus birliklerinin Kars’ı işgal ettiği haberini aldım. Balkanlarda yapabileceğimiz fazla bir şey kalmadı. Zaten ailelerimizi çoğu Anadolu!ya doğru göç etmeye başlamışlar! Biz de Anadolu’daki kardeşlerimizin yardımına gidiyoruz!

-Emredersin komutanım!

Ali Onbaşılıktan Çavuşluğa terfi etmiş, bomba konusunda da iyice ustalaşmıştır. Birliği Anadolu’ya gelmiş, kısa sürede Kars ve Erzurum civarındaki düşmanı kovulmuştur. Bu arada

Ali Çavuş’un ailesi de Karşıyaka’ya göç etmiş ve şimdiki Bahariye Mahallesine gelerek yerleşmişlerdi.

Doğu Anadolu’daki görevini tamamlayan Bombacı Ali Çavuş ve birliği Batıya geçmiş ve Yunan işgal ordusunun Anadolu’dan atılmasını sağlayan birliğin içinde yer almıştır.

Bombacı Ali Çavuş. Menemen ve Karşıyaka’nın işgalcilerden kurtulmasında büyük kahramanlıkları göstermiştir. 9 Eylül 1922’de Karşıyaka’ya ilk sancağı diken de Bombacı Ali Çavuş’tur.

Savaş sona erdikten sonra kendisine tahsis edilen köşkte oturmayıp, Bahariye Mahallesindeki aile yadigarı evlerinde oturmayı tercih etmiş, ölene kadar hep asker kıyafetleri ile dolaşmıştır. Bir iddiaya göre de kıyafetleri ile gömülmüştür.

Bombacı Ali Çavuş’un anıtı mahallenin girişinde Alaybey [Metro] İstasyonu yanında bulunuyor.

Çocukluk yıllarında Bombacı Ali Çavuş ile tanıştığını anlatan Muhtar Fuat Pusat, onunla ilgili olarak şunları söylüyor: “Biz çocukken milli bayramlarda Bombacı Ali Çavuş müfrezesini toplar davul zurna eşliğinde törenlere katılırdı. Bizi evinin bahçesinde toplar savaş anılarını anlatırdı. Biz de kendisini büyük bir keyif ve heyecan içinde dinlerdik”

www.haberhurriyeti.com / ALİ AKSAKAL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Aksakal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi