Dünya çapında bir Devlet Adamı: ATATÜRK

DÜNYA ÇAPINDA BİR DEVLET
ADAMI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Sevgili okuyucular,

Atatürk aleyhinde konuşanlar O büyük insana iftira atanlar ve iftiracılara inananlar, aşağıdaki Atatürkle ilgili anıyı dikkatle okumalılar ve daha sonra ellerini vicdanlarına koyarak işledikleri günahlarından kurtulmaları için Tanrı’ya- Allah’a dua etmeliler.

Atatürk karşıtı soytarılar aslında O’nun nasıl dünya çapında bir devlet adamı, nasıl büyük bir komutan olduğunu bilirler ama, sırf maddi çıkar ve makam kapma hırsları yüzünden kendilerini alçaltarak yalan söylerler.

Halkımızın bu yalancılara soytarılara inanmamaları için Atatürk’ün başyaveri Salih Bozok’un anlatılarını çok dikkatli bir şekilde okumaları gerekiyor. İşte Bozok’un anlatıları;
-Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir’de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa İzmir’de ilk gecesini çalışarak geçirdi. Zengin bir sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı.

Ertesi sabah erkenden uyandık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.
Vali, İngiliz konsolosu ile konuşuyordu. Biz gelince vali ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’yı tanıştırdı. Konsolos iyi Türkçe biliyordu.

Paşa valiye sordu:
-Konu nedir ?”
Vali anlattı:
-Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve Ermeni azınlığın güven altında olup olmadığından endişeleniyorlar. Ben kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim”.

Mustafa Kemal Paşa konsolosun Türkçe bildiğini biliyordu, buna rağmen kendisine valiyi muhatap aldı:
-Ee, peki daha ne istiyormuş?”
Bu soruya konsolos Türkçe cevap verdi:
-Tebamız için hükumetinizden yazılı teminat istiyorum!”
Paşa:
-Ne yani, Yunanlılar zamanında siz tebanızı daha emniyette mi görüyordunuz?”
Konsolos kasılarak:
-Evet, Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk.”
-Öyleyse buyrun, tebanızla birlikte Yunanistan’a gidin!”
Konsolos sinirlenerek sesini yükseltti:
-Yani majestelerimin hükumetine savaş mı açıyorsunuz?”
Paşa:
-Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz? Ben Türkiye Millet Meclisinin başkanı ve Türk orduları başkomutanıyım. Savaş açmaya da barış yapmaya da tam yetkiliyim.
Peki siz kimsiniz ?! Hükumetiniz adına savaş ve barış görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetkiniz varsa görüşelim. Yoksa (eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz dışarıya!.. ”

Konsolos, Mustafa Kemal Paşa’nın son sözleri üzerine sapsarı kesildi ve tek bir kelime söylemeden kapıdan çıktı gitti.Mustafa Kemal Paşa, adamın arkasından valiye döndü:
-Bunlara yüz vermeyin vali bey ! Bir donanma önünde pısacak, bir blöf karşısında yelkenleri suya indirecek bir devletçik sanıyorlar bizi! Küstahlık derecesine bakın, bana ‘savaş mı açıyorsunuz?’ diye soruyor. Barut kokan bir odada adamın sorduğu şeye bak!.. Savaş halinde değiliz sanki! ”

Birkaç saat sonra, İngiliz donanması komutanı hükümet konağının kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa’nın odasına yöneldi. Nazik fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref kendisine ne istediğini sordu.
-Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum!..”
Birlikte odaya girdiler, kapı kapandı. Amiral:
-Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Çanakkale’deki başarınızı rastlantıya borçlu olmadığınız kanıtlandı böylece. Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum.” diyerek övgüler yağdırmaya başladı.

Pasa, bıkkın bir ifadeyle:
-Bunları geçin amiral. Çok işimiz var. Asıl konuya gelin” dedi..
Amiral bu tavır karşısında bocalayarak konuya girdi:
-İzmir’de tebamız ve sizin azınlıklarınız Ermeniler, Rumlar var. Yeni yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler ? ”
-Hic kuşkunuz olmasın amiral. Tebanız ve azınlıklar hükumetimizin koruması altındadır. Suç işlemeyenler, kendilerini güvende sayabilirler.”
-Peki suç işleyenler ? ”
-Suç işleyenler sayın amiral, muhtemelen sizin ülkenizde de olduğu gibi, adaletin huzuruna çıkar. Suçlu olanlar, cezalarını çekerler.”
-Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumlar şımarıklık yapmış olabilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedirler. Ermenilerin biliyorsunuz büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemli bir bölümü hayatlarını kaybetti. Bu ruh haliyle Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır, bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kişiler halkın husumetine bırakılacak olursa, bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır !..”

Son cümleye kadar amirali sakince dinleyen Mustafa Kemal Paşa,”dünyanın koparacağı gürültü” ile tehdit edilince amiralin sözünü kesti:
-Üstünlük pozunuzu derhal bir kenara koyunuz amiral ! Milletleri tehdit etmekten de vazgeçiniz. İngiltere ve müttefiklerinin kıyamet koparıp koparmayacağını düşünmem bile ! Bunlar memleketin dahili işleridir ve de sizin bu işlere karışmanıza müsaade etmem. Majestelerinin devleti bizim azınlıklarla uğraşmaktan vazgeçsin. Kim ki bize saygı beslemez, bizden de saygı beklemeye hakkı olmaz”

Amiralin yüzü bembeyaz oldu:
-“İngiliz hükumetinin tebasını her yerde koruma hakkı devletler hukuku teminati altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu guvenliği sağlayacak güçteyiz…”

Paşa:
-Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen cesetlerini herhalde görmüş olmalısınız. Ordumuz asayişi sağlamıştır. İzmir limanını donanmanıza kapatıyorum. İsterseniz, tebanızı gemilerinize doldurabilirsiniz. Donanmanızın en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum !”

Sert sözler karşısında amiral ne yapacağını şaşırdı:
-İngiltere’ye savaş mı açıyorsunuz ?”
Paşa:
-Savaş açmak mı ? Siz yoksa Vahdetti’in imzaladığı Sevr antlasmasının halen yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırtıp attık bile.Karşımda serbestce oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz ! Fakat nezaketimizi kötüye kullanmanıza musaade edemem. Şu anda hukuken ” barıs antlaşması yapmamış” iki devletiz. Savaş hukuku halen yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size tekrar ve son defa ihtar ediyorum !…”

Bir balmumu heykeline döndü amiral….Sert adımlarla girdiği Mustafa Kemal Paşa’nın odasında oturduğu sandalyede kekeleyerek:
– Affedersiniz!” dedi ve geri geri kapıya gidip dışarı çıktı.

Olay kısa süre sonra İngilizler ve Fransızlar kendi uyruklularını gemilere bindirmeye başladılar. Birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler…”

Bu hatıratı okuduktan sonra bir düşünün, O büyük insandan sonra iktidara gelenler bugünküler dahil böyle bir durum karşısında Atatürk gibi konuşabilirler miydi ?..”
…………………………………………………………..

SEVDİĞİM SÖZCÜK

“ Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür.“

www. haberhurriyeti.com / HULUSİ ŞENEL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hulusi Şenel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi