Biz ne zaman bu kadar terbiyesiz olduk?

Başlık biraz sert gibi görünse de bir hafta sürecek yazı dizimin sonunda sanırım bana hak vereceksiniz.
Bilmeyen okurlarım için yazayım, ben Danimarka’da yaşıyorum. Vatandan uzak olmanın dayanılmaz hüznünü hafifletebilme adına balkonumuza dev bir prabol anten koyduk, Türk kanallarını seyredebilelim diye. Ancak 15 yaşındaki oğlum Kaan’ıma en sonunda televizyon seyretmeyi yasakladım. Uzaktan kumanda benim elimde olsa bile, kanal değiştirirken ki o kısacık zaman aralığında bile kulağa dokunanlar bu dokunanlar karşısında benim tepkim evladımı terbiyesinden edecekti az daha.
Büyük oğlum Anıl’ım 24 yaşında. Kaan’ıma göre daha şanslı. Anıl’ımın çocukluk döneminde televizyonlarda ahlaki sınırları zorlayan diziler, katılım alt sınırı 18 olan evlilik programları, bayanlarla, bayları aynı eve koyup hadi bakalım seç beğen al programları, toplumun Yüzde 80’e yakınının pişirme imkanı olmayan yemek tariflerinin verildiği yemek programları yoktu.
Türkçelerinin düzgün olması amaçlı televizyon seyretmenin yararlı olacağı düşüncesinden ise, artık iyice uzaklaştım. Benim Avrupa’da doğmuş büyümüş evlatlarım, Türkiye’de doğup büyümüş pek çok kanaldaki sunucu ve katılımcılardan çok daha düzgün Türkçe konuşuyorlar. ‘’Abartma’’ demeyin, ‘’mesela, örneğin, misal olarak söyleyebilirim ki’’ diye cümleye başlayan katılımcıların olduğu tartışma programları var bazı kanallarda. ‘’Esnaflar’’ diyebilen devlet büyükleri var. Ben çocuğumu şehitlerimizin ve ailelerinin değerini daha iyi anlasın diye, şehitliğe götürüyorum. Orada evladının mezar taşını öpüp oksayan ana babaları gösteriyorum, haberlerde bakıyoruz birisi kalkıp şehit babasına ‘’karaktersiz’’ diyebiliyor.
İlk okunuşta dağınık gibi duran bu konular aslında ortak bir noktada buluşuyor. Biz belki görünüşte dini bütün! bir toplum olma yolunda gibi görülsek de, terbiyesini yitiren bir toplum olma yolunda da hızla ilerliyoruz.
Bu, bize televizyon kanallarındaki diziler, programlar, reklamlar ile bilinçsiz öğretilmişlik metodu ile empoze ediliyor. Biz günün stresinden uzaklaşmak için dizi ya da gün içi programları seyrettiğimizi sanırken neleri bilinçsiz olarak algılıyoruzu bir yazı dizisi ile sizlerle paylaşacağım.
Az televizyonlu, az sanal ortamlı, bol temiz havalı, bol sohbetli hafta sonları dilerim.

www.haberhurriyeti.com / BEYHAN BİÇKİN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Zeynel Kozanoğlu Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Beyhan Biçkin’in yazı yazmakta ustalaşması konusunda en ufak bir katkım olabilseydi, hayatımın en büyük övüncünü yaşayacaktım. Ne yazık ki, elli yıldır hemen hemen dirsek teması halinde yaşadığımız halde bir gün bile “Şöyle yazmalısın, böylesi daha uygun düşer” deme fırsatını bana vermedi. Yazıyor, yayına gönderiyor, ben de yedi kat eller gibi yayınlandığı gazetelerde görüyorum. ve bu arkadaşla gurur duyuyorum.

Teşekkür ederim babam

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ekim 08:42

İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?