Hangi cesaretle eleştireceğiz?

Fatih Terim’in, bir hanım gazeteciyi, kendisini köpek konusunda eleştirdiği gerekçesiyle işinden kovdurması, yeni bir şey değil.
Bu, Türkiye’de hep vardı, hep var olacak.
Geçmişte Ahmet Piriştina’nın nice gazeteciyi kovdurduğu, yine Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Burhan Özfatura’nın; genel sekreterini ağır şekilde eleştirdiği için bir gazeteciyi İzmir’den merkeze aldırdığı da çok iyi bilinir.
Bu konuda çok şeyler yazıldı, çizildi.
Aslında gazete yöneticileri, bu tuzağa düşerek aslında kendi kuyularını kazıyorlar. İdare-i maslahatçı, etliye sütlüye dokunmayan gazetecileri yönetmek istiyorlar. Okunmayan, ciddiye alınmayan, on dakikada elden bırakılan gazeteleri yayınlamayı tercih ediyorlar.
Cesaret gösteren, eleştiren, kelle koltukta çalışan gazeteciler, onlara göre değil.

Son yıllarda parmakla gösterilecek özellikle yıldız muhabirlerin yetişmemesinin ardında bu acı gerçek vardır. Oysa öylesine bilgili, donanımlı, heyecanlı gençler var ki… Yeter ki onlara fırsat tanınsın, yeter ki arkalarında duracak yöneticileri, ağabeyleri olsun.
Şerefli bir mesleğin, o meslekte geçen güzel yılların sonu, kıytırık birinin iki dudağı arasında olmamalı. Böylelerine fırsat tanınmamalı.
O zaman denebilir ki, Türkiye’de ‘derin gazetecilik’ yaşanıyor. Gazeteleri, bir takım güçler yönetiyor ve o gazetenin patronlarını da, yöneticileri de parmaklarının uçlarında oynatıyorlar. Gazete künyelerine bakıp, oradaki isimlerle yetinmemeliyiz demek ki. Görünemeyen, okunamayan başka daha nice isim var.

Fatih Terim olayını tahlil edecek olursak, muhtemeldir ki, koskoca adam kalkıp gazete yöneticisini ya da patronunu arayıp “gereğini yapın” dememiştir. Böyle farzetsek bile, kraldan çok kralcı bir zihniyetiyle infaz yapmak, Fatih Terim’in arayıp ‘gereğini yapın’ demesinden çok daha vahimdir.
Artık önümüze baktığımızda umutlu olmayalım.
Eleştiren, korkusuz, kelle koltukta çalışan gazeteci sayısı giderek azalacak. Gençler, ideallerini yüreklerinde saklayıp biriktirecekler. Hep, “uygun gün bir gün gelir” diyerek bekleyecekler, bunun için dua edecekler.
Okuyucu, kamuoyu, bunu bilecek ve gazete satın almayacak.
Bülten haberciliği yapan gazeteyi ne yapsın? Sadece yağ çeken ,sadece ortalığı toz pembe gösteren gazeteyi okumak, ona ne kazandırır ki?
Geleceğin gazeteciliğini böyle dizayn ediyorlar. Derin gazeteciliğin beyinleri, beyinsizlik yaparak böyle bir gelecek hazırlıyorlar bize.
Benzer sebeplerle hep yerlerinden edilen Bekir Coşkun’lar, Uğur Dündar’lar, Yılmaz Özdil’ler, aynı acıyı yaşamışlarsa, varın sonrasını tahmin edin.

Genç gazeteciler, bunun için asla üzülmesin. Kabahat onlarda değil. Onlar, mesleklerinin uzun ömürlü olmasını istiyorsa; sabırlı olsunlar. Konjonktür değişecektir, değişmelidir.
O güzel günleri beklesinler.

www.haberhurriyeti.com / TAYFUR GÖÇMENOĞLU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tayfur Göçmenoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?