Yazar’ın Özgürlüğü

SİYASİ EDEBİYAT

Altıncı Bölüm / Yazar’ın Özgürlüğü

Evet, her çağda özgür yazarların karşısına dikilen zorluklar sayısızdır. Zordur bir yazarın tam bir özgürlüğe ulaşması. Çoğu defa da, pek çok yazar için imkân dışıdır. Bugün için de, yarın için de! Öyledir, ama gerçek yaratıcı kişiliğine sahip olanlar her şeye rağmen bu özgürlüğe kavuşmak için didinirler. Ne geniş halk yığınlarının yıkıcı direnci, ne çeşitli iktidar sahiplerinin, yetkili kişilerin, kurumların ezici baskısı bu özgürlüğü kökünden yok edemez.

Yazar için, gerçek yazar için yaratma özgürlüğü her yerde, her çağda, her ülkede, her zaman vardır, olmuştur. Bu özgürlük yok edilmez bir cevherdir. En karanlık günlerden, en korkulu dönemlerden yarınlara kalan işte bu yitirilmez cevherin bir adı da kişioğlunun sönmez iç alevidir diyebiliriz… O alev yandıkça özgür yaratma alanında yeni yeni yapıtlar yükselecektir. Zoru, imkânsızı, ele geçirilmez, ulaşılmazı gerçekleştiren kişiler hep bu iç alevinden güç alırlar. Bu alev yandıkça, özgür yaratma isteğini hiç kimse önleyemeyecektir. Yazara, yazarlara düşen özgürlüğü her değerin üstünde tutmaktır. Özgürlükle yaratma alevi eştir çünkü… Biri sönünce öteki de yok olur. Bunu bilmeyen yazarlara acımak bile gereksiz. Onlar yollarını kendi elleriyle seçmişlerdir. Her yazar kendi yapıtından sorumludur. Bizi ilgilendirmez böyleleri!

Özgür yaratıcı çeşit çeşit engelle savaşıyor… Bu engelleri yenmesini başaran kimse gerçekten bir yaratıcı olduğunu ispat etmiş sayılır. Yoksa daha ilk adımda toplumun baskısı karşısında çekinip sinen, alışılmış düzene kendini kaptıranlar yaratıcı olmaktan uzaktır. İçinde yaşadığı toplumun beğenisini yenmemiş tek bir yaratıcı yoktur. Kalıcı olmayı başarmış yaratıcılar hep bu özgürlük savaşından başarıyla çıkanlardır.

Yazar özgür olmalı… Bunu herkes istiyor. Ama nasıl? Bir yazar nasıl özgür olabilir? Mümkün mü böyle bir şey? Önemli olan bu. Çünkü yazarın özgür olmasını isteyenlerin pek çoğu gerektiği zaman bu özgürlüğü çekinmiyorlar? Demek böyle bir kanı çoğu defa önyargıdan ileri gitmiyor. Öteden beri sık sık tekrarlanan bu dilek düşsel bir amaç olmaktan kurtulamıyor. Düşsel amaçlar için savaşmak da ne çare, kişiye vergi bir özellik. Kişioğlunun geçmişi, kısacası uygarlık dediğimiz şey de düşsel gibi görünen birtakım duyguların, düşüncelerin gerçekleştirilmesinden başka nedir? Demek düşsel dediğimiz dilekleri, amaçları bir gün ele geçirmek umuduyla savaşmak kaçınılmaz bir görev…

www.haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?