İzmir’i yönetenlere bir babadan mektup

Hüseyin Atılgan, bir engelli babası. Onunla 23 yaşına girince İş Eğitim merkezlerinden çıkarılıp, Halk Eğitim Merkezleri’ne yönlendirilen ve çok mağdur edilen zihinsel engelli çocukların sorunlarını gündeme taşıdığım günlerde tanıştım. Çok dertliydi. Çalmadık kapı, derdini anlatmadığı etkili ve yetkili kalmadı. Herkes hak verdi de köklü çözüm üreten olmadı maalesef. Oysa o kadar kolay ki çözüm üretmek. Hem çocuklar üretime katılıp sosyalleşecek, hem de aileler birazcık nefes alacak. Bir kişi evet sadece bir kişi istiyoruz. Sorunla adam gibi ilgilenecek ve de çözecek. Biz çözüm yollarını anlatmaya hazırız. AB müktesabatına göre çözmek zorunda olduğumuz şu engellilerin sorununa dinlecek bir tek kişi arıyoruz devletin üst kademesinde. Sayın Valim, sayın belediye başkanlarım…Sayın Milletvekilleri…İzmir milletvekilleri orada mısınız. Şu görev süreniz bitmeden çözün şu zihinsel engelliler sorununu da sizi herkes alkışlasın…

Sayın İzmir Milletvekilleri:
1-Ertuğrul Günay
2-Mehmet Tekelioğlu
3-İlhan İşbilen
4-İlknur Denizli
5-Ali Aşlık
6-Rıfat Sait
7-Güldal Mumcu
8-Rıza Türmen
9-Oğuz Oyan
10-Musa Çam
11-Hülya Güven
12-Erdal Aksünger
13-Oktay Vural
14-Binali Yıldırım
15-Aydın Şengül
16-Erdal Kalkan
17-Nesrin Ulema
18-Hamza Dağ
19-Alaattin Yüksel
20-Mustafa Balbay
21-Mehmet Ali Susam
22-Rahmi Aşkın Türeli
23-Aytun Çıray
24-Birgül Ayman Güler
25-Mustafa Moroğlu
26-Ahmet Kenan Tanrıkulu

Bir Babanın aşağıdaki mektubunu lüfen okuyun ve Zihinsel Engellilerin 23 yaşına gelince, iş eğitim merkezlerinden atılması konusunu çözüme kavuşturun.

İbrahim Irmak / [email protected] tel: 0232 246 82 46

***

ZİHİNSEL ENGELLİ BABASI HÜSEYİN ATILGA’NIN MEKTUBU ŞÖYLE:

Yaşar üniversitesinde 17 Ocak’ta yapılan ve otizmli aileleri bilgilendirme toplantısında çok değerli katılımcıların verdikleri bilgiler ve engelli haklarının kullanımındaki son gelişmeler ailelere anlatıldı, hakları, devletle ilişkileri, raporlarından, maaşlarına, bakım ücretlerinden, eğitimine, dava açmalarından, hukuksal mücadelerine kadar bir çok konu tartışıldı.

Bu konularda yetkin konuşmacılar konuları dilleri döndüğünce yasal çerçevede anlattılar. Çokta iyi yaptılar, ancak o toplantılara katılan ailelerin bir çoğu zaten anlatılanları biliyor ve yıllardır yaşıyorlardı, yine de bilmeyenler için aydınlatıcı olmuştur.

Çıkan sonuçlardan en önemlisi HAKLARIN yasal güvence altında olduğu, ancak UYGULAMADA sıkıntı yaşandığı, hayata geçirmedeki sıkıntılar, görevini yerine getirmeyen TÜM YETKİLİLER.

Bir diğer tesbit devlet olanaklarının SINIRSIZ olmadığı, 65 bin engellinin eğitim alabildiği, 450 bin engellinin evde bakım ücretine sahip olduğunu, pilot bölgelerde bir dizi engellilere sosyal yardım ve bakım yapıldığını ama bunun bu gün için yetersiz düne göre çok ileride olduğunu öğrendik!

Yani, “Dün kavuşamadıklarınızın bir çoğuna bugün sahipsiniz!” Anlamını taşıyan beyanları duyduk..
Oysa meclisten geçen, 2005’teki özürlüler yasası, 2009 da geçen engelliler yasası, Avrupa uyum yasaları var.. Amir hükümler, yaptırımlar, cezalar hepsi mevcut…

Uygulamada başta Devlet kurumları, Belediyeler, Bakanlıklar, Mimar- mühendis odaları yüzde 90’lara varan oranlarda YASA HÜKÜMLERİNİ çiğniyor, uygulamıyor…

Binlerce engelli dernek ve vakfı, siyasi partiler, STK’lar bunları bildikleri halde seslerini yeterince çıkaramıyor. HAYATA GEÇMESİNİ sağlayamıyor.. NEDEN?

DEVLET: ENGELLİ HAKLARININ koruyucusu ve uygulayıcısı olmasına rağmen bu görevini tam olarak yerine getiremiyor.. NEDEN?

İktidardaki siyasi parti uygulayıcı konumunda, ancak engelli sorunu siyasi değil, her partiden her kesimden engelli var. Engellilerle ilgili yasalar çok kolay meclisten geçiyor, buna rağmen niçin sorunlar çözülmüyor, hep erteleniyor, hep askıda bırakılıyor, engelliye ulaşmıyor, NEREDE HATA YAPIYORUZ ?

Bunların tesbiti ve çözümü nasıl olmalıdır? ASIL SORULMASI GEREKEN SORU BU.
1. Devlet engelli tanımını doğru yapmamaktadır.
2. Bu yüzden engelli sayısı tesbit edilememektedir
3. Engel gruplarına göre NET SAYILAR bilinmediği için İHTİYAÇLAR da doğru tesbit edilememektedir.
4. Nüfusun yüzde 10 gibi yuvarlak rakamlarla engellilere yaklaşım yanlıştır. ZİHİNSEL ENGELLİLERİN en dezavantajlı gurup olduğu düşünüldüğünde bu insanlarımızın tam ve doğru sayısını bilmemiz ve BUNA GÖRE Eğitiminden- yaşamına yön vermesinden-iş bulmasına kadar her konuda planlamaların DEVLET ÖNCÜLÜĞÜNDE yapılmasında zorunluluk vardır. Yaklaşık 3 milyon insanımız bu katagoride ve evlerde saklanmaktadır.
5. Diğer engel grupları da mahalle ve evlerine kadar tesbit edilerek, ihtiyaçlarına göre TEKERLEKLİ SANDALYE’den, GÖRME CİHAZI’na, İŞARET DİL’inden, kütüphaneye kadar tüm ihtiyaçları sağlanmalıdır.
6. Devlet acil AR-GE çalışması yaparak DURUM TESBİTİ yapmalıdır,
7. Süregen hastalıkları ve 75 yaş üstü yaşlı insanlarımızı ayrı bir programla SOSYAL DEVLET’in imkanlarına kavuşturmalıdır.
8. Tüm bu çalışmaların kaynağını sağlamak çok kolaydır. 10 milyondan fazla emeklisinin maaşını, sağlık harcamaları nasıl yapılabiliyorsa, engelliler için de bu harcamalar yapılabilir. Bütçeden ayrılan pay doğru ve ekonomik kullanılır, israfa ve yolsuzluklara bulaşmazsa DEVLETİN İMKANLARI yeter, artar. YETMEZSE Yüzde 1-2 engelli vergisini bu halkımız seve seve verir, çok basit bir düzenleme ile halledilir.
9. Devlet memurları….. Bürokratlar,doktorlar, hemşireler özellikle öğretmenler, Belediye çalışanları, şöförler engellilerle muhatap olan tüm çalışanlar için ENGELLİ EĞİTİMİ ve HAKLARI konusunda EĞİTİM almalı yeterlilik sınavına tabi olmalıdır. Devlet bu eğitimi zorunlu yapmalıdır.
10. Toparlamak gerekirse ÜTOPYA gibi görünen bu düşüncelerim hayata geçirilmediği sürece hep birileri( siyasiler,dernekler, hayır kurumları) küçük hesaplarla günü kurtarır, Engelli üzerinden çıkar- rant elde ederler, Hep birileri bizden önce sokağa çıkamıyordunuz, bunlarla yetinin diye akıl verir.. oysa ENGELİYE SAHİP ÇIKMAK, HAKLARINA SAHİP ÇIKMAKTIR. Yasal hakları olan engellilerin önündeki en büyük engel bilinmelidir ki en çok onlara sahip çıktığını söyleyenlerin BU KADAR YETERLİ diyerek FREN vazifesi yapanlardır.
11. Son söz. Binlerce engelli derneği ve vakıfları var . Bunlardan bir çoğu,tabela derneği, çakma, naylon denilen çıkar gruplarının paravan örgütleri… bunları temizlemek,engelli üzerinden rant elde etmesini ve engellilere zarar vermesini de engellemek şart. Standartlar getirerek uymayanların tüzel kişilikleri sonlandırılmalıdır. Engelli haklarını savunan tüm dostlara saygılarımla…….18. 10. 2015.

HÜSEYİN ATILGAN

***

19 EYLÜL 2012’DE YAZDIĞIM BU YAZIYI TEKRAR YAYINLIYORUM. BELKİ OKUYUP DA YÜREKLERİ DAĞLANAN BİRİLERİ ÇIKAR / İ.İRMAK

Acı var mı acı?

Reha muhtar haber programının en can alıcı yerinde soruyordu canıyla cebelleşen mağdura.

“Acı var mı acı?”

Var… Sevgili Reha Muhtar.

Çile çeken halkım canına dişine taktığı için sesi çıkmıyor.

Onların yerine ben cevap vereyim.

Çok büyük acı var…

Üstelik ekranlardan İzmirli Gazeteci Fatih Portakal’dan başka acıları soran yok artık.

Acıların koordinatını sorarsanız bana…

Eylem boylam yazmayayım izin verirseniz.

Tek bir yerde değil acı… Bir çok yerde…

İzmir’de, Türkiye’de şu günlerde en çok acı çekenler otistik ve zihinsel engelli aileleri.

***

“Bir yanlışlık var” diyorlar.

Bize göre hem de büyük bir yanlışlık.

İzmir Örnekköy’de, sayıları Türkiye’de sadece 8 olan bir tesis var.

Dünyaya örnek olan bu tesisin adı, İş Eğitim Merkezi.

Otistik ve zihinsel engelli gençler, evlerden alınıp, merkeze götürülüyor.

Burada rehber öğretmenlere emanet ediliyor.

Sağlık memurlarının gözetiminde ilaçlarını düzenli alıyor.

İş Eğitim Merkezi’ne gelen engelli gençler, sürekli eğitim alıyor.

Mobilya, dekarasyon, galoş yapımı, dokuma, seracılık, hayvan bakımı gibi işleri öğreniyor.

Dahası evlerde oturunca büyük bir sorun olan bu gençler, üretiyor.

Az da olsa hem memlekete, hem de ailelere ekonomik katkı sağlıyor.

Çalışmanın verdiği mutlulukla bu gençler sosyalleşiyor.

Arkadaşlarıyla kaynaşıp, şakalaşıp sakinleşiyor.

Otistik veya zihinsel engelli bu gençler buralarda mutlu, aileler huzurlu.

Sebep: Çocuklar güvenli ellerde.

***

İşte “Sosyal devlet böyle olunur” dedirtiyor değil mi?

Yıllardır tıkır tıkır işleyen bu düzen 17 Eylül 2012 günü bozuldu.

Bozan karar da Resmi Gazete’de yayınlanıp uygulamaya konuldu.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre 23 yaşından gün alan otistik ve zihinsel engelli çocuklar, bu okullardan uzaklaştırıldı.

Sadece Örnekköy’deki merkezden uzaklaştırılanların sayısı 150.

Okul yönetimi diyor ki, “Yönetmelik böyle. Biz size artık eğitim veremeyiz. Halk Eğitim Merkezi’ne gidin, istediğiniz bölümü seçin.”

Öğrenciler ağlıyor, velilerin ise iki gözü iki çeşme.

Halk Eğitim Merkezleri’nde bu çocuklar nasıl eğitim alır. Bunların durumu çok özel” diyor.

Halk eğitimlerde okul servisleri, sağlık görevlileri yok. Bunları buralara getirip götürmek için

ailelerin de onlarla birlikte gidip gelmesi gerekiyor” diyor.

Ruhi durumları zaten bozuk olan bu çocuklarımıza, iktidar, “Delirin” diyor.

Uygulamayla sinirleri tepelerine çıkan veliler, “Sadece çocuklar değil, bizi de gözden çıkarıp

hayatımızı karartıyorlar” diye feryat ediyor. Cumhurbaşkanı dahil herkese çağrı yapıyor:

“İş Eğitim Merkezleri, aksayan yanları olmasına rağmen, otistik ve zihinsel engelli çocuklar için ideal yerler. Sürekli eğitim alması gereken bu çocukları 23 yaşından sonra Halk Eğitim Merkezleri’ne gönderirseniz inanılmaz sorunlarla karşılaşılır. Lütfen bu çocuklarımızı kapı dışarı etmeyin”.

***

Bu sesi ilgililer duyar mı dersiniz?

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin.

Başbakan (şimdi Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan,.

Etkin, yetkin ve karar vericiler, valiler, belediye başkanları bu sorunu duyar mı acaba?

***

Duyan olmazsa eğer, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e twitter üzerinden duyurabilir miyiz sevgili okuyucular… Ne dersiniz?

Haydi İzmirliler, yine öncü olalım.

Bu sosyal sorunu hep birlikte çözelim.

İBRAHİM IRMAK

****

AYNI TASAYNI HAMAM

Bu yazıyı 19 Eylül 2012’de o zamanlar görev aldığım 9 Eylül Gazetesi’nde yazmıştım.

Aradan tam 20 ay geçti.

O çocukları önce kapı dışarı ettiler.

Halk eğitimlerde kursa gitsin dediler.

Tepkiler üzerine çocukları okula alır gibi yaptılar.

Servis sorunu çıktı.

Veliler aylarca uğraştı.

23 yaş üstü birçok genç okulu bıraktı.

Evlere kapandılar.

Aileleriyle aralarında büyük problemler çıktı.

Sürekli eğitim alırken üretim yapmanın keyfini yaşayan, özgüvenleri artan ve toplumla uyumlu olan bu çocuklar okuldan, arkadaşlarından kopunca bunalıma girdi.

Velilerle Milli Eğitim İzmir İl müdürleri arasında yapılan toplantılarda bin bir söz verildi.

En son valilikte yapılan toplantıda 23 yaş üstü zihinsel engelliler için 2 yeni okul açılması kararlaştırıldı.

Herkes çığlık atıp sevindi. Ancak 6 aydır hala çivi bile çakılmadı.

Koskoca İzmir’de Valilik ile Bütünşehir arasında çekişme nedeni olan Özel İdare mülklerinden bir kısmı, engelliler için ayrılamaz mı?

Hem belediyelerin, hem de devletin görevi olan engellilerin sürekli eğitim sorunu kolayca çözüme kavuşturalamaz mı?

O zaman, hem engelliler, hem aileler, hem de tüm toplum mutlu ve huzurlu olmaz mı?

****

ÇEVRECİLERE ÇAĞRI

Çevre konusunda her türlü ihbarı, duyarsızlıkları, çalışmaları ve resimleri iletebilirsiniz. Tabii

güzellikleri de..

İbrahim IRMAK: Tel: 0533 414 24 57

Mail: [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?