‘ADAM KAZANDI !’

O oldu, şu oldu, bu oldu;

Efendilik ile ezikliğin karıştırıldığı bir devirde, kervanın yürüyüşü bu oldu!

‘Adam Kazandı’

Ben size çiçek-böcek yazayım.

Tek gerçek, doğa çünkü.

Bak doğanın döngüsüne, gör gerçekleri.

Öyle al kıssadan hisseni.

*.*.*.*.

Ölümlü dünyada, aksine ölümsüzlük ayrıcalığına sahip tek varlık ağaç.

Ama her ağaç değil.

Çoğunuzu ‘Zeytin’ dediğini duyar gibiyim.

Haklısınız da;

Tek ağaca bahşedilmiş değildir o ayrıcalık.

Bir tane daha var oysa.

Sakız ağacı.

Yavaş gelişir.

5-6 yaşından itibaren sakız salgılar.

15 yaşında en verimli dönemine ulaşıp bitki başına 1-2 kilo sakız verir.

Tam büyüklüğe 40-50 yılda ulaşır.

Ana vatanı İzmir toprakları, bu sular,Ege-Akdeniz, Kısmi Marmara-Karadeniz ile İç Anadolu sınırlıdır.

Ama tanınmadığından, bakılmadığından, sakız adası sayesinde onu da kapmıştır Yunanistan !

Ağacın köküne ölümcül etkisi olan kimyasal madde ve benzeri dökülmedikçe, kökü kepçe-dozer yardımıyla topraktan tamamen ayrılmadıkça yaşamaya devam eder bu ağaçlar.

Ne kadar mı yaşar?

Direk ölümsüz = (eşittir) sonsuz yıl.

Ağaçtan sızan reçine, insanın her derdine devadır neredeyse ölümsüzlüğünün tecrübesiyle.

Kibir yoktur bu ağaçta.

Bilmiyorsanız, bir şeye benzetemezsiniz ilk gördüğünüzde.

Aslında büyük cevherler barındırır bünyesinde.

Kumda, çakılda, çoraktadır.

Her daim rüzgarların-fırtınaların tokadına muhatap alandadır.

Çalı-çırpı ile arkadaştır.

Kibir yoktur çünkü o ağaçta.

3-4 metre boydadır.

Ayaza, buza, denizin tuzuna, kuraklığa dayanıklı, 4 mevsim yemyeşil yapraklıdır.

Arazi yangınında kavrulsa, önündeki ilk bahara serpilip yeniden yapraklanandır.

Kökleri toprağın 20-25 metre derinliğine uzanır.

Kökünün sarıldığı topraklar;

Denizin kıyıyı kırbaçladığı dalgaya, selin-afetin dozer kesilen erozyon hiddetine aldırmayandır.

Yara-beredir onu üretken kılan.

İşin sırrı;

Gövdesinin kabuğuna atılan çiziklerdedir de ondan.

Sıvı pıhtılaştığında elde kalana sakız denir.

Hasat edilen sakız; toz, toprak, taş gibi yabancı maddelerden temizlenir.

İçine sabun tozu konmuş olan soğuk suda çalkalanır.

Temiz suda durulanarak, bez üzerine kurutulmak üzere serilir.

Kuruyan sakızların üzerine yapışmış olan yabancı maddeler bıçak ile kazınıp temizlenir.

Temizleme sonrası sakız damlaları boylarına göre İri Gözyaşı, Ufak Gözyaşı gibi isimlerle gruplandırılıp pazara sunulur.

Antik Yunan yazarları sakızın tıbben kullanımından bahsetmiş.

Hipokrat tıbbi bitkiler arasında sakıza önemli yer vermiş.

Roma döneminde hanımlar dişlerini beyazlatmak için damla sakızlı çubuklar kullanmışlar.

Antik çağda ada halkı sakızın yağını çıkarıp hastalık tedavilerinde, yılan sokmasında, mide yanmasında kullanırmış.

Öksürüğe bile iyi geldiği söylenirmiş.

Tanıyan-anlayanın elinde;

Hasadı, emekle taçlanıyor.

Kurutması, temizlemesi, büyük-küçük ayrımlı alın teri içeriyor.

Kibir nedir bilmeyen sakız ağacı da kendisini işleyerek değerine değer katan emeği ile alın terini asla göz ardı etmiyor.

Kendine değer veren emekçinin de emeğini karşılıksız bırakmıyor.

Emekçisinin kendisini değerli hissetmesini sağlıyor.

Dağ, bakarsan bağ oluyor anlayacağın.

Adam kazandı!

Çünkü sen;

mitingler sürecini geçtim, oy sayımına gönüllü koşanı da geçtim, parti genel merkezi kapısı önünde yardım için bekleyen gençleri bile aç-bilaç beklettin.

Hadi onu da geçtim;

Salonda sadece TV’lere basın mensuplarına bilgi vermek yerine, bina kapısının önünde onların huzurunda değerlendirme yapmanın sana yükleyeceği anlamın ayırdına bile varmadın.

Çünkü sen kendini sakız ağacı sanma kibri yanılgısındasın.

Oysa sen değil, sana gönül verenler Sakız Ağacı olan.

Dağ ile bağ olayı gibi.

Birileri dağı işleyecek ki bağ olsun.

Orada da önemli olan;

Senin kendini dağ mı yoksa bağ mı gördüğün.

Dağ da bağ da sana gönül veren ben söyleyeyim.

Sen işleyecek olansın.

Adam Kazandı!

Sen kendi adamının ve adamlarının ardında ne kadar durdun ki, adam kazanamasın?

‘Adam Kazandı’ diyene kızmamak gerek.

Onu bile telaffuz eden sen değil, ardında durur göründüğün adamın oldu.

O kadar kibirlisin çünkü!

İnsan, fırsatların gelmesini beklermiş.

Fırsatlar da insanların gelmesini beklermiş.

Fırsatlar bekler, insanlar bekler ise;

Kazanan mazeret olurmuş.

Aşağıdaki fotoğrafa da ‘mazeretin fotoğrafı’ diyorum bu nedenlerle ben.

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuz Örnek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?