Kolay olan uyutmak mı, uyandırmak mı?

Eğer konu, sorunsuz bir bireyse uyutmak da uyandırmak da kolaydır. Uyuması için rahat bir yer hazırlarsınız, ılık süt, hafif bir müzik, olmadı film izletirsiniz, olmadı dayarsınız ilacı o yine uyur. Uyandırmanın da yolları vardır tabii. Hafif dürtüklersiniz, yüzünü veya kollarını okşarsınız olmadı suratına su atarsınız. Yani sonuç olarak uyandırırsınız.
Ama eğer uyutulması gereken bir toplumsa işte burada durmak gerekir. Uyutmak kolaydır ama uyandırmak (toplumsal değişim) hiç tahmin edildiği gibi kolay değildir. Nerede, nasıl uyutulduğu bilinmeyen toplumu oluşturan bireylere tek tek müdahale zor olduğundan, uyandırma da çoğu zaman zor bir işlemdir. Toplumları uyutmanın en kolay yollarından biri görsel ve yazılı medyadır. Günümüzün en güzel uyku ilaçlarından biri diziler diğeri futboldur. (Din konusuna girmek istemiyorum, o zaman parmaklarıma hakim olamadığımdan konu başka yerlere kayabiliyor). Bakarsınız uyuttuklarınız uyanmaya başlıyor, dizideki başrol oyuncusunu başka bir kadına aşık edersiniz, ya da üç büyüklerden birinin maçında olmayacak golü kabul ettirirsiniz, hadi buyrun bakalım iyi uykular size. Bu en basit yöntemdir. Diğer yöntemlere girmeye gerek yok bakınız şekil 1 A’da içinde yaşadığınız toplum.
Ama bazen, uyutma işlemi beklendiği gibi gitmez ve toplum vaktinden önce uyanma belirtileri gösterir. Ne diziler ne futbol işe yaramaz hale gelir. İşte o zaman, uyanmayı geciktirecek en kolay yönteme başvurulur. TERÖR.
Terörün en belirgin amacı, yoğun olarak (mesela hergün) örgütlü bir şekilde (mesela belirli bölgelerde), şiddet olayları (mesela polis ve askere saldırı) yaratarak toplumsal yapıyı aşındırmaktır. Toplumsal yapıyı aşındırmadan beklenen sonuç ise, toplumsal değişimi engellemektir. Toplumsal değişimin, halkın yöneticilerinden hesap sorması noktasına geleceği düşüncesi yönetenleri her zaman korkutmuştur.
Toplumsal değişimi etkileyen üç etken aslında fiziksel, sosyal ve siyasi koşullardır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, amacı, şekli yöntemleri ve etkileri değişse de insan hayatını travmatik olarak etkileyen terör de toplumsal değişimi etkileyen önemli bir faktördür.
Teröre doğrudan (bir yakınını kaybederek) veya dolaylı (basın yoluyla izleyerek) maruz kalan bireylerin psikolojik tepkileri; duygusal uyarım dışlaması, olayları kabullenme, herşeyden usanmış ruh haline bürünme, kör uzmanlaşma (bilmediği halde biliyor sanma) aşırı basitleştirmedir.
Toplumun bireylerden oluştuğu düşünülünce bu psikolojik sorunların, sosyolojik boyutunun korkunçluğu daha da belirgin hale gelir.
Yani bu son günlerde yaşanan ve bizim artık alışageldiğimiz terör olaylarının, aslında uyanmayı yani toplumsal değişimi engelleme çabaları olduğu aşikardır.
Eğer bir bütünü yok etmek isterseniz önce onu parçalamanız gerekir. Parçalanan bütün artık yok edilmeye hazırdır.
Hergün gelen şehit haberleri aslında haber değil hayatın gerçekleridir. O hayatın gerçeklerinde kaybedilen umutlar yatar. Kaybedilen umutlar, belki bire bir sizin umutlarınızla örtüşmüyor ama, şundan emin olun ki kaybedilen her umudun ucu aslında size de dokunuyor.
Kısaca söylemek istediğim, bir bütün olan toplumu bölmek için de önce bireyleri ayrıştırmak gerekir. Son zamanlarda da bize yapılan budur. Bunu bir kenarda bilgi olarak saklamak lazım ki zamanı geldiğinde 5N 1K ya danışmadan yapılanların farkına varalım.

www.haberhurriyeti.com / BEYHAN BİÇKİN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?