AYBENİZ

Şiir, konuşulan dil öğelerini kullanışı, içtenliği ve kısalığı, içtenliği ve kısa, öz anlatımıyla kendine özgü bir lirizm örneğidir, kanısındayım…

“… Hiç hesapta yokken / ecelsiz ölüm çağa kanat gerdi // serkeş umutlar / çözülse de turuncu ufuklara / yüzüme çocuk korkuları değdi // denize bakan sevdalılar / bahar düşkünü gülüşlere yetişemedi // şair, bir yer izler uzakta / ürperir dokunsam // ezber bilen suları / gücü yetse yazmaya / yürek ağrısı bilmeyen / güzel insanların yüzünden / gurbeti seyreder / çıkmazdık hayattan…” (*)-(sy.67).

Nesnelerin, kavramların (kelimelerin) simgesel gücü veya imgesel duruluğu hakkıyla yerini bulur doğada. O donanımlarıyla çıkartılır okurun huzuruna. Eğer öyle çıkarılmışsa an’lık etkisi de güçlü olur.

Hayat, beyaz kâğıt üzerinde ‘cereyan’ eden –edebilen yüce bir ‘aktif’ yenileşmedir. Öyle bir eylem ki, taa bilincin oluşmaya başladığı andan itibaren adım adım değişmiş, gelişmiş ‘hal’dir. Devinim belirtisidir, kâğıdın işaretlerle / seslerle dolması / doldurulmasıdır. Özetle, ‘kutsal’ belirtidir. Varoluşun atomunu-ruhunu sonraya aksettirir. Yani yaşam öyle yansır, metinle doğaya. Metinlerden metinlere. Yazmak, serüvenin önemli parçası değil, tamamıdır kesinkes; “… Yürek ağrısı bilmeyen…” diyerek, ‘Aybeniz’ kadar hayati değerler bütünüdür… “…Hiç hesapta yokken / ecelsiz ölüm çağa kanat gerdi…”. Anlamı değil de anlamayı didiklemenin eylemini kolaylıkla yakıştırabiliriz, söz konusu modern derviş, bilge kişiliğin üzerine. Her fırsatta okurun karşısına çıkan (çıkma yürekliliğini gösteren) şair-yazar ‘Nilüfer Açılan Yıldız’.

Önceleri, okumaktan ve yorumlamaktan keyif aldığım romanının ötesinde bu kez şiirleriyle bu sayfamızın konuğu ‘Yıldız’… Gerçi romanda söz ettiği yaklaşım dışında, yazmış olduğu liriksem duygularla perçinlenen şiirlerin topluluğu ‘Aybeniz’i okumaktan da keyif aldım. “… Şair, bir yer izler uzakta / ürperir dokunsam…” ; dizelerini okuyunca, böyle düşünmek doğallaşıyor okur için. Şairimizin söylemi, tereddütsüz bir çağrıştırma-yansıtma hızı yaratıyor okurda. Algı yetisini de ona göre hızlı ve kıvrak olmaya programlatıyor. Çünkü belirsizlik, bulanıklık, izleğin besin kaynağı gibi duruyor: Şiir sözcüklerin işlenmiş halidir ne de olsa, bilinen… İşlenmiş olansa, kuşkusuz dönüşmüş ve anlam-anlamsızlık katmanları çatılmış yapıdır. Ve bir tür kuyumcu işçiliğinde, işlenmiş altınları görebiliyorum!

Artık buraya dek düşündüklerimin ışığında toparlayabilirim ‘Aybeniz’den bana kalanları: Böylesine oylumlu ‘şiirsel metin’, dirimde, hayatın içinde görülen yaşanmışlıkların, düşlerde baş döndürücü etkisini aşılar bünyeye. Gören, duyan, sezen ve yoğuran kişilik, kendine, kendindeki ötekine hükmetmede zaafa düşmez mi? Düşer… Modern zamanın, çağdaş diye nitelenen insanı, entelektüel, sorumlu ya da sorunlu, nasıl denirse densin, hayatın bir yerine sıkışmıştır. Ve bence okur, bu girdabı ancak bu güzel şiirleri okuyup, liriksem hazla yoluna devam etmeli ve açmalıdır!

(*); kıyısız yolcular şiiri // ‘Aybeniz’ şiir kitabı, 29 şiir ve 71 sayfadan oluşmakta, 2019 yılında ‘Temren’ yayınlarınca basılmıştır.

www.haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?