Metin Oktay’ı tanımanın gururu

Metin Oktay…

Türk Futbolu’nun gururu olması bir yana, insani kişiliğiyle de ön plana çıkmıştır.

Yanılmıyorsam 1958-59 yıllarıydı. İzmirspor’a gittiği o yıllarda rahmetli babam sayesinde tanıma olanağına sahip oldum Metin Oktay’ı…

Ve o nedenle de İzmirspor’a sempati duydum, İzmirsporlu oldum…

Ardından 1 yıl sonra da oynadığı başarılı futbolla tüm dikkatleri üzerine çekti ve Galatasaray’a transfer oldu…

Galatasaray’da oynadığı futbolla da Milli takımımızın değişmez oyuncusu oldu.

xxx

Yıllar su gibi gelip geçti ve Metin Abi futbolu bıraktıktan sonra Futbol Yazarlığı’na başladı.

Milliyet Gazetesi’nde başladığı yazarlığı sonrası Güneş Gazetesi’ne transfer oldu.

Ben de Demokrat İzmir, Yeni Asır ve Hürriyet gazetelerinde görev yaptıktan sonra 19 Şubat 1982 yılında yayın hayatına başlayan GÜNEŞ GAZETESİ’ne transfer oldum.

Ve 4-5 yıl sonra da Metin Oktay Güneş Gazetesi’ne geçti.

Yani, 26-27 yıl sonra Metin Abimle aynı çatı altında tekrar bir araya geldik.

xxx

Uzatmadan…

Belleğim beni yanıltmıyorsa 1987 yılının Aralık ayı başlarıydı.

Hafta sonu Denizlispor, Galatasaray’ı konuk edecekti.

Spor Müdürü kardeşim Sedat Kaya, ben ve foto muhabiri kardeşim Halil Hüner bu maçı takip etmek ve İstanbul’a maç yazısı ve kritikleri geçmek üzere Denizli’ye gittik.

Metin Oktay abimizle statta buluştuk. Maçı birlikte izledik. Kritikleri ve maç yazısını geçtikten sonra İzmir’e dönmek üzere stattan ayrıldık. Halil Hüner maç fotoğraflarını İstanbul’a geçmek üzere gazetemizin arabasıyla İzmir’e hareket etti.

Sedat Kaya ve ben, Metin Oktay’ın arabasıyla dönüş yolculuğuna başladık.

Nazilli’yi geçtikten sonra çıkıştaki tanınmış bir restoranda yemek yemek için durduk.

Yemeklerimiz geldi ve aradan bir süre geçtikten sonra masamızın yanından bir milli piyango satıcısı geçti. Metin Abi milli piyangocuya seslendi ve yanına çağırdı.

Metin Abi piyangocuya, “Beni tanıdın mı?” dedi. Piyangocu hiç tereddüt etmeden, “Metin Abi seni kim tanımaz ki” dediğinde Metin Abi mutlu bir şekilde gülümsedi. Daha sonra piyangocudan 2 tam bilet aldı.

Bileti aldıktan sonra Metin Abi piyangocuya bilet paralarını vermek üzere elini cebine attı. Ardından diğer ceplerine baktı ama para çıkaramadı. Daha sonra biletçiye dönerek, “Maalesef yanımda param kalmamış. Ama buralara yolum düşüyor. Eğer kabul edersen bir dahaki gelişimde restoranın sahibine paranı bırakırım” dedi.

Piyango biletçisi hiç tereddüt etmeden “Ne demek Metin Abicim. Senden kıymetli mi? Tabi ki olur” dedi.

Daha sonra milli piyangocu, arkasına bile bakmadan masamızın yanından uzaklaştı.

Aradan henüz 5 dakika bile geçmemişti ki, Metin Abi masadan kalktı ve Sedat’la bana “Acaba milli piyangocuburalardan uzaklaşmış mıdır?” diye seslendi. Sonra ayağa kalktı ve milli piyangocunun gittiği yöne doğru ilerledi.

Ben de Metin abinin arkasından gittim. Yan taraftaki sokağa doğru yöneldim. Ama piyangocudan eser yoktu. Tekrar geri döndük ve masamıza oturduk. Metin abinin aklı piyangocuda kalmıştı.

Bizde kalkmaya hazırlanıyorduk ki, yaklaşık 100 metre ileride milli piyangocu göründü. Birine milli piyango veriyordu. Yine telaşla yerimizden kalktık ve piyangocuya seslendik.

Piyangocu yanımıza geldiğinde, Metin Abi, “Sevgili kardeşim. Sen tam uzaklaştın gittiğinde, tekrar ceplerime baktım. Meğer paralar cebimdeymiş” dedi ve aldığı 2 tam biletin parasını verdi.

Ardından piyangocuya, “Seri biletin var mı?” dedi.

Daha sonra seri 10 bileti alan Metin Abi, cebinden çıkardığı 100 lirayı piyangocuya verdi.

Piyangocu 50 lira tutan seri bilet ücretinin üstünü vermek üzere cebinden çıkardığı 50 lirayı Metin Abiye uzattı.

Ancak Metin Abi, piyangocunun uzattığı 50 lirayı almayarak, “Hayır kardeşim. Her şeyden önce senin gönlün zengin. O 50 lira sende kalsın ve çocukların için yılbaşı hediyesi olsun” dedi.

Sadece piyangocu değil, ben ve Sedat Kaya kardeşimde olduğumuz yerde adeta donup kalmıştık.

Piyangocu uzaklaşıp gittiğinde, Sedat Kaya ve ben Metin abiye “Metin Abi kutlarız seni. İyi bir sosyal demokratmışsın” dediğimizde, Metin abi, gülümsedi ve bize dönerek, “Sosyal Demokrat değil. Ben Nazım Hikmet’çiyim, Nazım Hikmet’çi” dedi ve yavaşça yanımızda uzaklaştı…

İsmail Özelçinler

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Özelçinler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi