Hayatımın kazığını nasıl yedim?.

Jandarma Er Sedat Kaya..İstikamet, İt Durmaz Tepesi..Marş, Marş..

Ülkenin iç karartan gündeminden bıkıyor bazen insan..
Bu kadar adaletsizliğe, bu kadar baskıya, bu kadar hainliğe yürek dayanmıyor.
Bugün gündemden kopacağım biraz..
Hayatımın en büyük kazığını anlatacağım sizlere.
Öyle böyle bir kazık değil bu..
Beş ayda 35 kilo verdiren bir adam satma..
*. *. *
Yıl 1984 idi..
Üniversiteyi bitirmiş, iş hayatına başlamıştım..
İzmir’de toy bir muhabirimdim..
Üç can arkadaşım vardı..
Üçü de aynı okuldan, aynı meslekten..
Biri bugün CHP İzmir milletvekili olan Atila Sertel
Diğerleri eskimeyen dostlarım Zafer Ertem ve Sedat Pişirici
Üstelik Atilla ve Sedat ile aynı gazetedeyiz..
Güneş Gazetesinin İzmir bürosunda..
Temsilcimiz de ustamız ve ağabeyimiz, bizde çok emeği olan Nahit Duru..
Dördümüzün de askerlik vakti geldi çatmıştı.
Nahit abiden izin almak zorundaydık..
Çünkü bir bürodan 3 kişinin birden aynı anda askere gitmesi işleri aksatabilirdi.
Başka biri sorun çıkarabilirdi..
Ama o Nahit Duru’ydu..
Sağolsun izin verdi..
Üniversite mezunu olduğumuz için önümüzde iki seçenek vardı.
Ya yedek subay olacağız..
Ya da 8 aylık kısa dönem er..
Ne olacağımızı bir sınav belirleyecekti.
Sabah erken saatlerde soluğu sınavın yapılacağı Narlıdere’deki istihkam okulunda aldık.
Dördümüzün gönlünden kısa dönem askerlik geçiyordu..
Bir de mümkünse aynı birliğe düşmek..
Sınav test usulü yapılacaktı.
Soruları öyle cevaplayalım ki, sınav sonuçlarımız aynı olsun dedik.
Ortak bir karar aldık.
Soruları beş A, beş B, beş C, beş D olarak işaretleyecektik.
Böylece hepimizin alacağı not aynı olacaktı.
El sıkıştık..
Tamam mı, tamam..
Söz mü, söz..
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için..
Haydi hayırlısı..
*. *. *
Dördümüz birlikte girdik salona..
Yanyana ön sıraya oturduk..
Zafer sürekli konuşuyor.
“Beyler sözümüz söz değil mi?”
Elbette, sözümüz söz..
O anda bir yüzbaşı bana seslendi..
“Sen yeşil gözlü, en arka sıraya geç!”
Tipimi beğenmedi herhalde..
Askerlikte “Emir demiri keser” dedim, arkadaşlarımdan ayrılıp, en arka sıraya geçtim..
Sorun yok..
Nasıl olsa soruları aynı şekilde cevaplayacağız..
Yanyana ya da ayrı ayrı olmamız farketmez..
Sınav başladı, ben soruları anlaştığımız gibi beş A, beş B, beş C, beş D diye işaretledim.
Kağıdı verdim ve salondan çıktım..
Dışarda arkadaşlarımı bekliyorum.
Birazdan onlar da çıkacaklar.
Ama zaman geçiyor, bir türlü çıkmıyorlar..
Oysa anlaştığımız şekilde soruları cevaplamak en fazla 10 dakika..
Bekle babam bekle..
*. *. *
Sonunda çıktılar..
Biraz mahçup, biraz sinsi bir ifadeyle..
Meğer içeride karar değiştirmişler..
Nasıl olsa Sedat’a haber veririz demişler..
Ama en arka sırada olduğum ve salondan erken çıktığım için verememişler.
Benim cevaplarım ile onlarınki arasında dağlar var..
Kızdım..
“Neden karar değiştirdiniz?” diye sordum.
Güya içeride kötü puan alanlar jandarma yapılıyor diye bir söylenti çıkmış.
Maazetleri bu..
Bu yüzden de bildikleri soruları cevaplamışlar ve birbirlerine kopya vermişler.
Neyse dedim, hele bir sonuçları bekleyelim..
*. *. *
Bir hafta sonra sınav sonuçları açıklandı..
Topçu Er Atilla Sertel: İzmir Bornova 57.Topçu Tugayı..
Topçu Er Sedat Pişirici: İzmir Bornova 57.Topçu Tugayı.
Topçu Er Zafer Ertem: İzmir Bornova 57.Topçu Tugayı
Ve sıra bana geldi.
Jandarma Er Sedat Kaya: Çanakkale 116. Er Eğitim Alayı..
Olaya bak.
3’ü 1 arada..
Üstelik İzmir’de
Ben ise Çanakkale it durmaz tepesine marş, marş..
Hayatımın kazığı..
Öyle böyle bir kazık değil hemde..
18 aylık bölükte tek 8 aylık ve eğitim çavuşuyum.
Toz toprak içinde, it durmaz tepesinde..
Beş ayda 35 kilo verdim.
*. *. *
Askerliğim boyunca düşündüm..
İntikam çorbası soğuk içilir Sedat..
Acele etme, bekle..
Nasıl olsa birgün hesap sorulur.
Ve dilimden düşmeyen şarkı.
“Bu hayat böyle mi olur.
Düşen hep yerde mi kalır.
Gün olur belim doğrulur”
Kim ne olacak belli olur.”
*. *. *
Sonunda hepimizin askerliği bitti.
Aradan aylar yıllar, geçti..
Tam 32 yıl geride kaldı.
Çorba soğudu, buz tuttu, hatta koktu.
Ne intikamı..
Ne hesap sorması..
Bugün Atilla, Sedat ve Zafer hala en can arkadaşlarım..
Onlar benim eskimeyen dostlarım..
Ama bazen Voltair’in sözü gelir aklıma.
Ne demişti?..
“Tanrım beni dostlarıma karşı koru.. Ben kendimi düşmanlarıma karşı korurum.”
Haksız sayılmaz değil mi?.
Herkese iyi hafta sonları..

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?