Günün İçinden – 29.04.2024

Günün İçinden – 29.04.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

Acemi bülbül

Nasreddin Hoca, bir gün yolda giderken bir evin bahçesinde bir incir ağacı görmüş. Canı incir çekince çıkıp incirleri yemeğe başlamış.

Yoldan geçerken onu göre bir adam:

– Sen de kimsin? Ne yapıyorsun orada?, demiş.

Hoca:

– Ben bir bülbülüm, diye cevap vermiş.

Adam:

– Bülbül gibi öt de görelim, demiş.

Hoca hemen ötmeye başlayınca adam:

– Bu nasıl bülbül sesi böyle, demiş

Hoca:

Acemi bülbülüm ben, diye cevap vermiş.

Yorum

Din ve Mustafa Kemal Atatürk (3)

Türk Milleti dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Din, şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor…” .

Bizim dinimiz hiçbir vakit, kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emanet ettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmelidir. Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olmak zorundadır…

(devamı yarın…)

Bir yazar / Bir öykü / Kitap incelemesi

ÖMER SEYFETTİN

Hakkında

Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul),

Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır. 1884 yılında Gönende (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönende bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönenden ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu. Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı. Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı. Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü. Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi. En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.

Yalnız Efe / Kitap hakkında

Ömer Seyfettin asla sadece bir dönemin hikâyecisi değildir. Dünden bugüne Kaşağı, Diyet, Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit okunmaya devam ediyorsa, bu, onun coğrafyasına ve tarihine olan aşkıyla birlikte, insanı iyileştiren değerler karşısındaki tavrıyla da ilgilidir. Evet, Türk hikâyeciliğinde Ömer Seyfettin önemli bir basamak… Çünkü onun hikâyesi, tarihi henüz çok yeni olan ‘Avrupai Türk Hikâyesi’nde başlı başına bir aşamadır. O, günlük hayattaki sıradan, basit olaylardan yakaladığı ufacık konuları hikâye haline getirmeyi bilir. Onun bu gücü, realizm (gerçekçilik) anlayışı ile klasik hikâyede ilerleyişiyle devam eder.

Bir şair / Bir şiir

AHMET HAŞİM

Merdiven

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller

Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Hakkında

Bağdat'ta doğmuştur. Babası mülkiye kaymakamlarından ve Bağdat'ın eski ve bilinen ailelerinden birine mensup Hikmet Bey'dir. Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili gördü. Dil olarak da aynı sebepten sadece Arapça öğrendi.Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul'a geldi.

1897'de Galatasaray Sultanîsine yatılı olarak verildi. 1907'de mezun olunca Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Mekteb-i Hukuk'a devam etti. I. Dünya Savaşı'ndaki askerliği (1914 - 1918) sırasında Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. 1924'de Paris'e. 1932'de de hastalığı sebebiyle Frankfurt'a gitti. Çeşitli yerlerde memur olarak çalışan Hâşim, daha çok öğretmenlik yaptı. Sanâyi-i Nefise Mektebinde (Güzel Sanatlar Akademisi) mitoloji dersleri hocalığı ve Mülkiye Mektebindeki Fransızca öğretmenliği görevlerine ölünceye kadar devam etti.Hâşim'in sanat ve edebiyata ilgisi Galatasaray Sultanîsinde başlar.

Bilinen ilk manzumesi 'Leyâl-i Aşkım' 1901'de 'Mecmua-i Edebiyye'de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin'in tesiri altında kaldı. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleri tanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerini kitaplarına almadı.1905 - 1908 tarihleri arasında yazdığı ve Piyâle kitabına aldığı 'Şi'r-i Kamer' serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti ve beğenildi.1909'da kurulan Fecr-i Âtî'ye girdi. 'Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek' prensibinden hareket eden Fecr-i Âtî grubunun yayın organı Servet-i Fünûn dergisinde şiirler yayınladı ve Servet-i Fünûn - Edebiyat-ı Cedide - topluluğuna yapılan hücumlara makaleleriyle katıldı. 1911'de yayınlanan Göl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazandı. Fecr-i Atî dağıldıktan sonra siyasî ve edebî akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kaldı.

Dipnotum

Resme Yaklaşım (7)

Bir akım olarak Romantizm çağı geçmiştir. Çağımız insanının genel duyarlılığı böle davranışı güç kabul eder. Ama romantizm, genel bir insan eğilimi olarak her zaman vardır. Ne var ki, insan yapımızdaki bu genel romantik eğilim, bir akım olarak romantizmi anlamaya yeterli değildir. Onu ancak yeşerdiği, oluştuğu, geliştiği dönemin tarih, kültür ve beğeni koşulları içinde kavrayarak tadabiliriz. Çünkü ancak bu yolla, temellendirilmiş bir beğeniye sahip oluruz; ancak bu yolla çağımızın baskın duyarlığına yenilmeyerek, başka dönemlere özgü sanat gösterilerine yaklaşabiliriz; ancak bu yolla, sanat olgusunun bireysel niteliğini, tarihsel ortamında gerçeklediği temellendirerek, evrensel kılmak olanaklı olur. Yoksa sanat eserinin çağları e kuşakları aşan etkinliğini, yani evrensellik dediğimiz özelliğini, akılla açıklanması olanaksız metafizik ilkelere bağlamak tehlikesi vardır…

(devamı yarın…)

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 1903 - Alberta, Kanada'da meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.

* 1916 - Kut'ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu, Irak cephesinde Kut'ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.

* 1920 - TBMM, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu onayladı.

* 1939 - Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak, 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.

* 1945 - İtalya'daki Alman birlikleri teslim oldu.

* 1945 - Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin'de evlendi ve Amiral Karl Dönitz'i veliahtı tayin etti.

* 1945 - Sovyet tankları Berlin'e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lideri Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.

* 1945 - Dachau Toplama Kampında tutulanlar, ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtarıldı.

* 1949 - Sabahattin Ali'yi öldüren Ali Ertegin'in yargılanmasına başlandı.

* 1951 - Helsinki'de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nı Türk Milli Takımı kazandı.

* 1955 - Güney Vietnam'da iç savaş başladı.

* 1959 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara Garında ve Eskişehir Tren İstasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.

* 1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Bakşık'ı usulsüz tekzipten 14 gün hapse mahkum etti. İstanbul Toplu Basın Mahkemesi, Havadis gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hamdi Tezkan'a, aynı suçtan 12 gün hapis cezası verdi.

* 1960 - Ankara ve İstanbul'da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi’nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.

* 1964 - Parlamento Muhabirleri Derneği kuruldu.

* 1968 - Hair Müzikali, Broadway'de perdelerini açtı.

* 1969 - Arsa Ofisi Kanunu TBMM'de kabul edildi ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kuruldu. (15 Aralık 2004 tarihinde kaldırıldı)

* 1971 - Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.

* 1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü'ye verdi.

* 1979 - Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu'nun 5. Genel Kurulu'nda "Türkiye Muhtarbaşı" seçildi.

* 1980 - 1 Mayıs'ın yasaklandığı il sayısı 30'a yükseldi.

* 1981 - Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.

* 1983 - Resmi Gazete'de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242'si 10 yıl, 481'i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.

* 1991 - Bangladeş'te meydana gelen kasırga, en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.

* 1992 - Los Angeles'da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.

* 2004 - Oldsmobile, son otomobilini üretti. Şirket, tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.

* 2005 - Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan'dan tamamen çekildi.

* 2007 - İstanbul'da Çağlayan Mitingi düzenlendi.

* 2011 - Büyük Britanya'da Galler Prensi William, Kate Middleton ile evlendi.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1854 - Henri Poincaré, Fransız matematikçi (ö. 1912)

* 1899 - Duke Ellington, caz müzisyeni (ö. 1974)

* 1901 - Hirohito, Japon imparator (ö. 1989)

* 1943 - İlker Başbuğ, Türkiye eski Genelkurmay Başkanı

* 1954 - Jerry Seinfeld, ABD'li komedyen

* 1958 - Michelle Pfeiffer, ABD'li sinema oyuncusu

* 1969 - İzel Çeliköz, Türk pop müziği şarkıcısı

* 1970 - Andre Agassi, ABD’li tenisçi

* 1970 - Uma Thurman, ABD'li sinema oyuncusu

* 1975 - Ziynet Sali, Türk Pop Müzik Sanatçısı

* 1976 - Taner Gülleri, Türk futbolcu

* 1982 - Cengiz Coşkun, Türk model ve oyuncu

* 1983 - Semih Şentürk, Türk futbolcu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 1771 - Francesco Bartolomeo Rastrelli, İtalyan kökenli Rus mimar (d. 1700)

* 1924 - Ernest Fox Nichols, ABD'li eğitimci ve fizikçi (d. 1869)

* 1947 - Irving Fisher, ABD'li ekonomist (d. 1867)

* 1951 - Osman Batur, Çinlilere karşı bağımsızlık mücadelesi veren halk kahramanı. (d. 1899)

* 1951 - Ludwig Wittgenstein, Avusturya kökenli İngiliz filozof (d. 1889)

* 1956 - Wilhelm Ritter von Leeb, Alman mareşal.(d. 1876)

* 1967 - Anthony Mann, ABD'li film yönetmeni, aktör (d. 1906)

* 1979 - Muhsin Ertuğrul, yönetmen, oyuncu, yapımcı (d. 1892)

* 1980 - Alfred Hitchcock, İngiliz sinema yönetmeni (d. 1899)

* 1988 - Leman Cevat Tomsu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın mimarı (d. 1913)

* 1992 - Burhan Uygur, Türk ressam (d. 1940)

* 2006 - John Kenneth Galbraith, Kanada kökenli ABD'li ekonomist (d. 1908)

* 2008 - Albert Hofmann, LSD'yi sentezleyen ilk kişi olarak tanınan İsviçreli bilim adamı (d. 1906)

* 2009 - Sedat Balkanlı, Türk futbolcu (d. 1965)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi