Kötü-İyi-Kötü-İyi-Kötü-İyi-Kötü-İyi…

Kötü-İyi-Kötü-İyi-Kötü-İyi-Kötü-İyi…

Canlı olmak, 'iyi'den çok 'kötü' olmayı gerektiren bir haldir...

Çünkü 'gen' bencil ve acımasız olmak zorundadır...

Evrim bunu gerektirir, türler böyle hayatta kalır, böyle gelişir, böyle evrimleşir...

'İyilik' düşünen, hayal kuran canlıların zihinlerinde oluşan bir hedef, bir temennidir sadece...

Ama canlı oldukları, yani ihtiyaçlarını temin/tatmin etmeleri gereken bir bedene sahip oldukları sürece, o hedefe ulaşmaları mümkün değildir...

Ve bir de... 'Ben kötüyüm, sen kötüsün, o kötü, hepimiz kötüyüz' diyerek bir sosyal hayat/toplumsal düzen kurulup yürütülemeyeceği için, hep iyilikten dem vurmak zorundayız doğal olarak...

'İyi olma' hali bile, öylesi çıkarlarımıza daha uygun olduğu içindir...

Ben rahatça başımı yastığa koyup uyuyayım, çocuğum rahatça okuluna gidip gelsin, sahip olduğum şeyler bir anda elimden uçup gidivermesin, geleceğe yönelik büyük kaygılarım olmasın vesaire...

Eee, o zaman haydi, hepimiz 'iyi' olalım, değil mi?..

Aslında gerçekten zekice bir düşünce, tasarım, hayal...

Fakat, yalnızca bir düşünce, tasarım, hayal işte!..

Geriden geriye 'gen' zorluyor da zorluyor, 'Yürü' diyor, 'Bunlar yetmez sana, daha fazlasına layıksın sen, çok daha fazlasına, hadi git al hakkını!'

Hem zaten, iyi ve kötü nedir ki?..

Beyinlerimiz dışında, evrenin herhangi bir yerinde mevcut mudur bu kavramlar?..

Ayrıca söylesenize; iyi ile kötüyü nasıl tanımlıyoruz, nasıl ayırıyoruz birbirlerinden?..

Birilerinin iyiliği için ölüp, öldürüyoruz... başka birileri kendi iyilikleri için bizleri sömürüyor... sonra bizler kendi iyiliğimiz için hiç tanımadığımız birilerinin hakkını yemeye çalışıyoruz...

Hayvanlara, bitkilere ve yeryüzüne yaptıklarımızı hiç saymıyorum...

Ve, gücümüz yettiği an, başka dünyalarda yapacaklarımızı düşünmek bile ürpertici...

Hangi 'iyilik' sahiden?..

Var mı öyle bir şey?..

İnsanın kendini kandırması da bir yere kadar yani...

Akrep ile Kurbağa…

Akrep nehrin kenarında durmuş, karşı kıyıya geçmek istemektedir. Ama yüzme bilmediği için, bu imkansızdır...

Kıyıda güneşlenen kurbağaya seslenir:

"Kurbağa kardeş, seninle dostuz biz, dostluğumuz hatırına beni karşı kıyıya geçirir misin?.."

"Yapamam akrep kardeş. Evet seninle dostuz ama, sen bir akrepsin ve zalim bir iğnen var. Çekinirim senden..."

Akrep, kurbağanın endişesini anlar, ama vazgeçmez:

"Bak kurbağa kardeş; sen beni sırtında karşıya geçirirken, seni sokabilir miyim hiç? Bunu ancak bir aptal yapar. Ben yüzme bilmem ki, seni sokarsam ben de boğulur ölürüm..."

Bu sözler kurbağaya mantıklı gelir. Hem eski dostlardır zaten, neden soksun ki?.. Kabul eder. Akrep yaklaşır ve kurbağanın sırtına biner, birlikte suyu geçmeye başlarlar...

Derken, tam da suyun ortasında, kurbağa sırtında büyük bir yanma hisseder. Akrep dayanamamış, sokmuştur...

Kurbağa, zehir kanına işlerken sorar:

"Neden?.. Neden yaptın bunu, bak şimdi sen de boğulup öleceksin..."

"Haklısın... Ama ne yapayım, benim tabiatım böyle..."

Murat Hiçyılmaz / murat_hicyilmaz@ yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi