Günün İçinden – 19.04.2024

Günün İçinden – 19.04.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

Yağmurdan Kaçıyorum

O gün çok yağmur yağıyormuş. Nasreddin Hoca da pencere kenarında oturmuş, dışarıyı seyrediyormuş.

O sırada bir komşusunu yağmurun altında koşarken görmüş. Camı açmış ve:

– İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı komşu, demiş.

Komşusu utanmış ve yürümeye başlamış.

Başka bir gün yine yağmur yağıyormuş ama Hoca bu sefer dışardaymış. Yağmura yakalanınca koşmaya başlamış. Bu sefer de komşusu evdeymiş ve onu görünce:

– Hoca utanmıyor musun rahmetten kaçıyorsun, demiş.

Nasreddin Hoca:

– Ben rahmetten kaçmıyorum, düşen rahmetin üstüne basmamak için koşuyorum, demiş.

Yorum

Osmanlı Ermenileri (10)

Osmanlı Ermenileri, Doğu Anadolu’daki isyan hareketlerinde İngiltere’den umduklarını bulamayınca, yüzlerini Rusya’ya çevirdiler. Aslında zavallılar, İngiliz-Rus nüfuz rekabetinde bir piyondu. İngiltere’nin de, Rusya’nın da Ermeni çıkarlarını düşündükleri yoktu. Her iki taraf Ermenileri maşa olarak kullanıp kendi çıkarlarını kolluyordu.

Ermenilere büyük umutlar verilmişti. Kasten e sürekli körüklenen bu aşırı umutların Hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği biliniyordu. Umutları gerçekleşmeyen Ermeniler, ileride daha aşırı hareketlere ve silahlı ayaklanmalara kalkıştılar. Bu isyan hareketleri Ermeni umutlarını körükleyen Avrupalular tarafından acımasızca sömürüldü!

(devamı haftaya…)

Bir yazar / Bir öykü / Kitap incelemesi

NAZAN BEKİROĞLU

Hakkında

3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon'da doğdu.

İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edip Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 Mayıs 2001'de profesör olmuştur

Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle 'ehl-i kalem ve kelam' bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin, iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak, korunarak, esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir, bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na verdiği bilgilerle, kendini ve (birbirini andıran) hikâyeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır. Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikâyelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikâyelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; 'Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.' Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkâr ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir. On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu'yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikâyelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkâr, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay'dan teşvik ve destek gördü. Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkârımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı'nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. 'Saray'ı özellikle insani yanı ile yakalamaya çalışır.

Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası 'Hedef' adlı bir mahalli bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu 'güzele ilgi duymayı' babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. 'İçinde Bir Sızı Var' hikâyesinde kahraman da babasıdır. Bir zamanlar Tanpınar'ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski'den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde'ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikâyeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikâyeler yazmak ister. Nun Masalları'nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu'dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç'tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.

Mücellâ / Kitap hakkında

Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı’ndan sonra merakla beklenen yeni romanı Mücella’da bizleri 1920-1970’li yılların Türkiye’sinden nostaljik bir hikayeyle buluşturuyor. Mücella, genç Cumhuriyet’le yaşıt bir kızın, unutulmuş kumaşların, kokuların, alışkanlıkların, iğne oyalarının, kimi yarım kalmış kimi tamamlanmış aşkların, hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı.

Zamanın daha ağır aktığı, hayatın ritminin daha çok mahalle aralarında karar bulduğu vakitler. Gaz lambasının ışığında içilen nohut kahvesinin ağızda buruk bir tat bıraktığı dönemler. Arka planda Türkiye, pek çok çalkantının içinden geçerken bile kendini bildi bileli çeyiz işleyen bir genç kız Mücella. Adım adım hayattan çekilirken bunu neredeyse hiç fark etmeyen... Neyi beklediğini bilmeden bekleyen... Derken günün birinde, kıyısında kaldığı hayata son bir çabayla dönmek isteyen...

Sümbül kokulu bembeyaz yastık kılıfları, kanaviçe işli peçeteler, uçları fistolanmış havlular, çeyiz sandıkları arasında… Hanımeli, yasemin ve leylâk kokulu yaz ikindileri gibi uzun kış gecelerinde de, ya çardağın altında ya hep o soldaki pencerenin içinde...

Mücella’nın dupduru ve çarpıcı hikâyesi.

Bir şair / Bir şiir

A. HİCRİ İZGÖREN

Suzinak

Aşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden

Akşamın buğulu yorgunluğunda

Gözlerinin ormanındayım yine

Bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler

Günlerdir peşim sıra susmak bilmiyor

Ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma

Kanatlanıp uçuyor bütün sevinçler

Bu şehrin en tenha yeri kalbimdir şimdi

En güzel yeri çiçekçileri

Bir demet nergis aldım sana getiremedim

Bugün Nevruz’du, oturdum hevalno'yu dinledim

Tenimde bir ateş yandı gün boyu

Biliyorum seni sevmek yeni yalnızlıklardır

Uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır

Yoksa ömrünce borçlu kalırım aşka

Seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok

Yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini

Yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi

Başımı kitaplara yaslarım

Toplarım şarkılardan yasadışı aşkları sürerim alanlara

Seviyorum

Başka seçeneğim yok

Yeter sınama beni.

Hakkında

1950 Yılında Siverek'te doğdu.

Diyarbakır Eğitim mezunu, halen Diyarbakır'da yaşıyor.1980 den beri şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanıyor. Yurtiçi ve yurtdışından ödülleri var. Son olarak 'Suç Duyurusu' adlı kitabıyla 1999 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü aldı.

Dipnotum

Resme Yaklaşım (2)

Her gerçek sanat eseri, geleneğe bağlılığı oranında, onu yadsıyıcı bir özellik taşır. Bu nedenledir ki, bir yandan tarihsel, bir süreç içinde yer alır; bir yandan da eşi olmayan, benzersiz, tek bir olgudur. Yani hem toplumsaldır, hem de alabildiğine bireyseldir. Sanatçının özgün kişiliğinden gelen ve alışılmış biçimlere, kalıplara ters düşen, ama aslında yeni bir gelenek oluşturacak unsurlar taşıyan anlatım yollarından haz alabilmek, her zaman kolayca gerçekleşen bir ilişki değildir. Çünkü “beğeni” dediğimiz yetenek, doğuştan getirdiğimiz gibi kalan, durgun bir eğilim değildir. “Beğeni”, gelişen, ilerleyen, zamanla tamam bir özellik taşır…

(devamı haftaya…)

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 1775 - Amerikan Devrimi başladı. Sömürgeci İngiliz birlikleri ile bağımsızlık savaşçıları, Massachusetts eyaletinin Lexington kentinde ilk çatışmaya girdi.

* 1904 - Toronto'nun büyük bir kısmı, çıkan yangında harabeye döndü.

* 1909 - Jeanne d'Arc azize ilan edildi.

* 1926 - Türk karasularında her türlü denizcilik işlerini Türk vatandaşlarına tahsis eden ve yabancıların kabotaj hakkına son veren Kabotaj Kanunu kabul edildi.

* 1927 - Mae West, Sex adlı oyundaki rolü müstehcen bulunarak 10 gün hapse mahkûm oldu.

* 1934 - Shirley Temple, Stand Up and Cheer adlı filmde ilk rolünü oynadı.

* 1938 - Kırşehir ve çevresindeki 6,6 büyüklüğündeki depremde 149 kişi öldü.

* 1943 - İsviçreli kimyager Albert Hofmann çavdar mahmuzundan ürettiği LSDnin etkilerini yaşayan ilk insan oldu

* 1943 - II. Dünya Savaşı: Alman askerleri Yahudileri toplamak için Varşova Gettosu'na girdi.

* 1947 - Hindistan'da Kongre Partisi, ülkenin Hindistan ve Pakistan olarak iki ayrı devlete bölünmesini kabul etti.

* 1948 - Amerika Birleşik Devletleri yeni bir atom silahını Marshall Adası'nda denedi.

* 1951 - General Douglas MacArthur, ordudan emekli olarak ayrıldı.

* 1956 - Monako Prensi III. Rainier ile ABD'li sinema oyuncusu Grace Kelly Monte Carlo'da evlendi. Tören için 25 ülkenin temsilcileri Monako'ya geldi.

* 1961 - 27 Mayıs'tan sonra ilk basın mahkûmiyeti: Ahmet Emin Yalman 25 lira ağır para cezasına çarptırıldı.

* 1961 - Küba'ya karşı yapılan Domuzlar Körfezi Çıkarması ABD açısından başarısızlıkla sonuçlandı.

* 1964 - Ford, Mustang modelini piyasaya sunuldu.

* 1969 - Milliyetçi Hareket Partisi lideri Alparslan Türkeş, "doğum kontrolü suikasttır" dedi.

* 1971 - Sierra Leone'de cumhuriyet ilan edildi.

* 1971 - İlk uzay istasyonu Salyut 1 uyduya fırlatıldı.

* 1971 - ABD'li seri katil Charles Manson, aralarında Roman Polanski'nin hamile eşi Sharon Tate'in de olduğu beş kişiyi öldürdüğü için idam cezası aldı, cezası ömür boyu hapse çevrildi.

* 1975 – Hindistan'ın ilk uydusu olan Aryabhata fırlatıldı.

* 1980 - Ajda Pekkan, Eurovision Şarkı Yarışması'nda Şanar Yurdatapan'ın düzenlediği 'Petrol' adlı şarkıyla 19 yarışmacı arasında 15'inci oldu.

* 1987 - Simpsonlar televizyonda gösterime girdi.

* 1989 - USS Iowa zırhlısının top taretlerinin birindeki patlama 47 denizcinin ölümüne yol açtı.

* 1995 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Oklahoma eyaletinde Alfred P. Murrah Federal Binası bombalandı, 168 kişi ölü.

* 1999 - Almanya Federal Meclisi (Bundestag), Bonn'dan Berlin'e taşındı.

* 2000 - Filipinler havayollarına ait Boeing 737-200 tipi bir yolcu uçağı Davao (Filipinler) şehri yakınlarında düştü: 131 kişi öldü.

* 2002 - İBDA/C'nin lideri Salih Mirzabeyoğlu'nun idam kararı Yargıtay tarafından onandı.

* 2005 - Katolik dünyasının yeni Papa'sı 78 yaşındaki Alman Kardinal Joseph Ratzinger oldu. Yeni Papa'nın, 16'ncı Benedict adını kullanacağı belirtildi.

* 2009 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde VIII. dönem milletvekili seçimleri yapıldı. Oyların %43.97'sini alan Ulusal Birlik Partisi 26 milletvekili, %29.34'ünü alan Cumhuriyetçi Türk Partisi 15 milletvekili çıkardı. Bu sonuca göre UBP tek başına hükümeti.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1793 - I. Ferdinand, Avusturya imparatoru (ö. 1875)

* 1832 - José Echegaray y Eizaguirre, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İspanyol yazar (ö. 1916)

* 1899 - Cemal Tollu, Türk ressam (ö. 1968)

* 1933 - Jayne Mansfield, ABD'li sinema oyuncusu (ö. 1967)

* 1935 - Dudley Moore, İngiliz oyuncu, komedyen (ö. 2002)

* 1946 - Duygu Asena, Türk gazeteci ve yazar (ö. 2006)

* 1950 - Jacques Herzog, İsviçreli mimar

* 1970 - Kelly Holmes, İngiliz atlet

* 1972 - Binnur Kaya, oyuncu

* 1972 - Rivaldo, Brezilyalı futbol oyuncusu

* 1978 - James Franco, ABD'li oyuncu

* 1978 - Gabriel Heinze, Arjantinli futbolcu

* 1979 - Kate Hudson, yapımcı, yönetmen ve aktris

* 1981 - Hayden Christensen, Kanadalı oyuncu

* 1987 - Joe Hart, İngiliz futbolcu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 1768 - Canaletto, İtalyan ressam (d. 1697)

* 1824 - George Gordon Byron, İngiliz şair ve yazar

* 1881 - Benjamin Disraeli, İngiltere başbkanı (d. 1804)

* 1882 - Charles Darwin, İngiliz biyolog (d. 1809)

* 1906 - Pierre Curie, Nobel Fizik Ödülü sahibi Fransız fizikçi (d. 1859)

* 1964 - Dr. Hafız Cemal, (lakabı ve sonraki soyadı: Lokman hekim ) Kıbrıs *lu Türk doktor (d. 1857?, 1874?, 1878?)

* 1967 - Konrad Adenauer, Alman devlet adamı (b. 1876)

* 1989 - Daphne du Maurier, İngiliz romancı, oyun yazarı (d. 1907)

* 1993 - Sabahattin Kudret Aksal, Şair, öykücü ve oyun yazarı (d. 1920)

* 1994 - Turgut Boralı, sinema sanatçısı (d. 1923)

* 1998 - Octavio Paz, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Meksikalı diplomat ve yazar (d. 1914)

* 2005 - George Pan Cosmatos, Yunan/İtalyan kökenli film yönetmeni (d. 1941)

* 2007 - Jean-Pierre Cassel, Fransız aktör (d. 1932)

* 2009 - J.G. Ballard, İngiliz romancı (d. 1930)

* 2015 - Oktay Sinanoğlu, Türk kuantum kimyacısı ve moleküler biyolog. (d. 1934)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi