Çanakkale Savaşında Kınalı Hasan!

Kınalı Kuzular

Çanakkale Savaşında Kınalı Hasan!

18 Mart. Çanakkale Zaferinin yıl dönümünde, Kurtuluş savaşımızın “Ön sözü” sayılan bu zaferin nasıl kazanıldığının hatırlatılması bakımından ve kazanılan Cumhuriyetimizin ne kadar değerli olduğunun sayısız göstergelerinden sadece bir tanesi ve en değerlilerinden olan Çanakkale savaşlarında tarihi kahramanlıklarla dolu Türk Milletinin “Kınalı Kuzular”ından bahsedeceğim!

ANADOLU’DA KINA YAKMAK…

Kınalı Kuzular özbeöz Türk milletine, Anadolu’ya ait bir sözdür.

Bu tabiri duyan her kim olursa olsun taaa içinden bir şeyler kopar, inceden bir sızı tüm benliğini kaplar. Akıllara gelen ilk şey de canını bu ülke için feda eden gençler, savaşın kahramanları “Kınalı Kuzular” olur.

Anadolu’da kınayı üç varlığa yakarlar:

-Askere giden gence vatana kurban olsun diye,

-Gelinlik kıza ailesine kurban olsun diye,

-Kurbanlık koça Allah’a kurban olsun diye…

KINALI HASAN…

Çanakkale cephesinde Kumandanı er Hasan'ın saçlarını kınalı görünce yanına çağırır ve sorar:

“Oğlum bir erkek saçlarını kınalar mı?”

Hasan bir cevap veremez, çünkü sebebini kendisi de bilmez.

Okuma yazma bilmediği için arkadaşına, annesine göndermek üzere bir mektup yazdırır.

“Anacığım, kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma. Zabit efendi bana sordu cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”

Mektubu alan annesi, anne yüreğinin sıcaklığını yansıtan cevabi bir mektup yollar oğluna.

“Ey oğul, gözümün nuru Hasan'ım! Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın. Ben senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Zabit efendiye söyle… De ki biz kurbanlık koçları kınalar, öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen İsmail’sin, sen Ali’sin, sen Hüseyin’sin. Sen orada şehit olacaksın inşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, bende senin saçını öyle kınaladım. Allah seni Peygamberin yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anıyor. Gözlerinden öperim. Anan Selvi…”

ONBEŞ’LİLER…

Çanakkale Savaşlarında İtilaf Devletlerinin karadan çıkarmaya başlamasıyla birlikte Osmanlı cephesinde ihtiyaçlar da artmıştır.

Sultan V. Mehmet Reşat 27 Mayıs 1915’te Askerlik kanununda bir değişiklik yaparak Lise talebelerini de cepheye çağırtmıştı.

Bu emirde 18 yaşındakilerden henüz askerlik hizmetine çağrılmamışlar ile bedenleri gelişmiş, harbe elverişli ve silah kullanmaya kabiliyetli olanlarından 15 ila 19 yaş arasındaki müsait bulunanların da kıtalara teslim olmalarını istemişti.

İşte bu 15-18 yaşındaki gençler “Kınalı Kuzu” olarak anılırlar ve onlar için türküler bile yakılır.

Burada sözü edilen “15’liler” 1315 doğumlulardır.

Türküde, bu 1315’li gençlerden şöyle bahsediliyordu:

“Hey onbeşli onbeşli

Tokat yolları taşlı

Onbeşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı…”

İLK DEFA O GÜN KAYBEDECEĞİMİZİ HİSSETTİK…

Bir İngiliz subayın not defterinde, insanın içini titreten şu cümleler yer alır:

" Ölü askerleri vardı; 14, 15, 16 yaşlarında asker çocuklar. Tanrı sizi inandırsın ki gülüyorlardı! İlk defa o gün, kaybedeceğimizi hissettik."

SORU CEVAPSIZ KALMIŞTI…

Bu gün üzerinde göğsümüzü gere gere “Ulus bir devlet” in yurttaşları olarak yaşadığımız ülkemizin kazanılmasında verdiğimiz şehitlerden sadece bir tanesi olan “onbeşli Hasan” da şehadet şerbetini içmiştir. Arkadaşları onun cebinde mektubu bulurlar.

Hasan komutanına “kına”nın cevabını verememiştir...

*

Milletler arasında savaşlar vardır. Bu savaşlarda her milletin kendi penceresinden bakınca haklılık sonucu da çıkartılabilir.

Ancak;

Dünyada başka tek bir savaş yoktur ki Çanakkale Savaşına eş değer olsun.

Çanakkale bir destandır.

Bir Milletin yok olduğu son noktada kükreyerek küllerinden varoluş mücadelesidir Çanakkale, Çanakkale'nin mürekkebi kandır kan!…

Çanakkale, bütün savaşların en haklısıdır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşları ve isimsiz kahraman şehitlerimizi şükran ve saygıyla anıyorum.

Bu vatan için çok bedeller ödendi,

Kimseye terk edilemez.

Reçete bellidir.

Çare Atatürk ilkelerindedir.

Çare Atatürk gibi düşünebilmektedir.

Cumhuriyetle ve Atatürk’le kalınız.

Refazettin Çığır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi