İzmit Körfezini Yasa Boğan Üsküdar Faciası

İzmit Körfezini Yasa Boğan Üsküdar Faciası

Türk Denizcilik tarihinin en elim kazalarından olan Üsküdar vapuru faciası” 1 Mart 1958 tarihinde Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nin Üsküdar adlı şehir hatları vapurunun İzmit Körfezi'nde çıkan fırtına nedeniyle alabora olduktan sonra battığı faciadır.

1950'li yıllarda Karamürsel ve Gölcük'te lise yoktur. Kara ulaşım vasıtaları da çok kısıtlıdır. Bu sahil ilçelerinin gençleri aynı zamanda ekonomik olan vapur yolculuğunu tercih etmektedirler.

CUMARTESİ GÜNLERİ YARIM GÜN MESAİ…

1 Mart 1958 cumartesi günü İzmit - Gölcük arasında bu maksatlı sefer yapan Üsküdar vapuru, İzmit'ten hareket ettikten sonra Derince yakınlarında şiddetli rüzgâr sebebiyle alabora olarak battı.

O tarihlerde Cumartesi günleri yarım gün eğitim verildiğinden, öğle tatiliyle birlikte öğrencilerin tamamına yakını vapura binmişlerdi. Yolcuların çoğu İzmit Lisesi ile İzmit Sanat Enstitüsü'nün öğrencileridir. Faciada sadece 39-40 yolcu kurtulabilir, diğerleri Üsküdar vapuru ile birlikte dalgaların arasında kaybolup gitmiştir.

O gün cumartesidir, gerçek öğrenci kayıpları, pazartesi günü lisenin bahçesinde yapılan yoklamalarda anlaşılacaktır.

1 Mart 1958 Cumartesi günü Üsküdar Vapurunun kaptanı Mehmet Kaptan iskelede kalkış saatinin dolmasını beklemektedir. Rüzgâr iskeleye bağlı gemisini bir hayli zorlamaktadır. Neredeyse halatları koparmak üzeredir. Böyle sert havalarda iskeleye bağlı kalmak yerine denizde olmanın daha iyi olacağını düşünerek bir an önce yolcularını alıp iskeleden ayrılmak için acele etmektedir. Öğrencilerin hemen tamamı vapura binmiş oldukların düşünerek halatları kalkış saatinden birkaç dakika önce fora ettirerek iskeleden ayrılır. Fırtına çok kuvvetlidir, Üsküdar hırpalanmaktadır. Derince açıklarına gelindiğinde çoğu kısmı ahşap olan Üsküdar’ın kaptan köşkü fırtınanın şiddetine dayanamaz ve denize uçar. İdaresiz kalan ve dengesi de bozulan Üsküdar Vapuru alabora olarak çok kısa sürede içindeki yolcularla birlikte batar. Denizde can pazarı yaşanmaktadır, imdat, kurtarın çığlıkları ayyuka çıkmaktadır.

Haber Gölcük’te Donanma komutanlığına ulaşınca bölgeye kurtarma için denizaltı ve savaş gemileri gönderilir, ancak o kötü hava şartlarında denizdeki yolculardan küçük bir bölümü kurtarılabilir.

İzmit Körfezini Yasa Boğan Üsküdar Faciası

Gölcükte bulunan “Barbaros Hayrettin Lisesi” bu olaydan sonra kurulmuştur.

Kazadan kurtulan bir kazazedenin anlattıkları, olayın ne denli büyük olduğunu anlamak bakımından çok çarpıcıdır.

Deniz Haber dergisinde Ali Bozoğlu’nun köşe yazısında bu elim kazadan kurtulan bir kazazedenin anlattıkları şöyledir:

KAPTAN KÖŞKÜ KAPTANLA BİRLİKTE DENİZE UÇTU…

Hikmet Ağaçkoparan anlatıyor...

“O tarihte ben, İzmit Sanat Enstitüsü’ne gidiyordum. Okul o zaman da bu günkü yerindeydi. 3. sınıfa gidiyordum.

Değirmendere İzmit arasını vapurla gidip gelirdik. Kara yolu bu kadar güzel değildi o zamanlar ve kara yolu ulaşımı daha kısıtlıydı. 1 Mart 1958 cumartesi gününe rastlamıştı. O zamanlar cumartesi yarım gün okul vardı. Hafta sonu olduğu için İstiklal Marşı merasimi sonrasında, müdür muavini konuşma yapardı. O gün konuşma biraz uzun sürdü. Vapur 12.30 da kalkıyor, saat 12.00 da çıkmamız gerekirken 12.15 te serbest bıraktılar. Bir fırtına başladı ki inanılmaz. Demiryolu boyunca koşa koşa gidiyorum, ağaçlar devrilecek gibi… Vapur iskelesine vardığımda vapur insanların binmesi için iskeleye uzatılan küçük iskeleyi almış, halatları çözmüş gidiyordu. İskeleye 7 dakika erken gelmeme rağmen vapur kalkması gereken saatten 7 dakika erken kalkmıştı. Fırtına çıkıyor diye… Bindik vapura gayet normaldi. Biliyorsunuz, O zaman buharlıydı “çaf çuf çaf çuf “ sesler arasında 72 numara Üsküdar vapuru… Ve vapur hareket etti. Ben alt katta oturuyordum. Seka’nın önlerine gelmiştik. Şangır şungur alt katın camları kırılmaya başladı, üst kata çıktım.

O gün beden eğitimi dersi olduğu için çantamda eşofmanlarım ve ayakkabılarım vardı. Millette ve arkadaşlarımda bir telaş başladı. Can yeleklerini almaya çalışıyorlar, koşuyorlar. Bense gayet sakin ve soğukkanlıydım. O zaman çok zayıf sportif bir yapım vardı. Kendi kendime niye acele ediyorlar bunlar falan diye düşündüm. Biletçi Kamil vardı , ”korkmayın bir şey olmaz yavaş yavaş gideceğiz böyle” dedi. Kaptan köşkünden çan sesi geldi “çan çan çan”… Ve gemi aniden sol tarafa doğru yatmaya başladı. Yukarıdan bir gürültü koptu. Kaptan köşkü kopmuştu. Kaptan köşkü kaptanla birlikte denize uçtu. Gemi idaresiz kalınca dümen sol tarafa döndü, sol tarafa doğru battı. Sürgülü bir kapı vardı dışarıya açılan, sağa çekersen kapanıyor sola çekersen açılıyor. Gemi sola yatınca kapı açıldı, ardından içeriye sular doldu.

Dünya önce masmavi sonra yeşil oldu, kahverengiye döndü ve simsiyah oldu. Geminin dibe oturduğunu hissettim. O anı çok iyi hatırlıyorum. Ciğerlerimin patlayacak gibi olmuştu. Oradan nasıl olduysa Allah’ın hikmeti o kapıdan daldım, yukarı çıktım yukarısı kaptan köşkü orası uçmuş açık… Oradan suyun üstüne çıktım ama suyun üzerine çıkarken hani bir denizaltıdan füzeatarsın ya, aynı o şekilde roket gibi denizin üzerine fırladım. Ayaklarımın denizden kesildiğini hissedecek kadar son sürat çıktım. Burnumdan ve kulaklarımdan kan geldiğini hissettim, yüksek basınç sebebiyle… Sonra poff diye denizin içine düştüm. Sağa sola baktım denizin üstü insan doluydu. Deniz öyle bir çalkantılı ki bir bakıyorsun Kavaklıyı görüyorsun biraz sonra Seka’nın arkasındaki dağları görüyorsun, tam bir can pazarı.30 metre kadar ileride kaptan köşkünün parçasını gördüm. Üstünde aletler vardı, karmakarışık yüzerek üstüne çıktım. Gölcük’ten aynı okula gelen Nuri adında bir arkadaş vardı. Yine okuldan Turgut ve Çiğdem isimli arkadaşlarda oradaydı. Çiğdem bir süre sonra kendini denize attı, herhalde soğuktan donmuştu. Turgut’ta Çiğdem diye bağırarak O’nun arkasından kendini denize attı. Gözümün önünde oldu ve sonradan bulunan cesetlerde bile ikisi de çıkmadı. Bir ara kaptanı gördüm, yüzerek kaptan köşküne giderken… Sizi kurtaracaklar, hiç merak etmeyin bir şey yok battık işte falan dediğini hatırlıyorum. Kaptan köşkünün üzerine tırmandığımda kolumdaki saate baktım 12.59 da durmuştu. Uzaktan bir karaltı gördüm, denizaltı silueti olduğunu anlamam uzun sürmedi. Uyandığımda geminin içindeydim. Astsubaylar bana çay veriyordu. Halat atarak beni gemiye almışlar hiç hatırlamıyorum. Saat 17.30 gibi olmuş. Denizaltı iskelesinde geminin içinde uyandığımda çalışan makinelerin gürültüsünü hatırlıyorum. Titreyerek uyandım. Ne oldu bize diye soruyordum etrafımdakilere. Yazışmalar, zabıtlar gereken her şey bittikten sonra evdekiler beni teslim aldı.”

Hikmet Ağaçkoparan kurtulduktan sonraki günlerde yaşadıkları için de şunları anlatıyor:

“Tekrar okula gittiğimde okuldan 38 kişinin kayıp olduğunu öğrendim. Sınıfın yarısı boştu. Sonrasında vapurlar değişti. İstinye, Beylerbeyi, Yeniköy falan geldi Çocuğu ölen bir aile beni görünce ben yolumu değiştiriyordum, hep bana soruyorlardı. Oğlum nerde, kızım nerde? Takip eden günler daha da kötüydü. Okula neredeyse her gün polis, savcı gelip bulunan cesetlerin teşhisi için beni götürmeye başladı. Devlet hastanesine birkaç kere gittim ceset teşhis etmeye. Onları gördükçe daha da moralim bozuldu. Bu ceset teşhis etme işi okulu bırakmama sebep oldu. O günlerde Gölcük ve Değirmendere’de her evin önünden bir, bazılarından iki cenaze kalkıyordu. Cenazesini bulup kaldıranlar da mutluydu üstelik… Uzunca bir süre hayat normale dönmedi. Arama taramalar sürerken kimse körfezden balık yemiyordu. Yaklaşık bir ay sonra askeri gemiler Üsküdar Vapuru’nun enkazını çıkarttı. Bulunamayan cesetlerin bir kısmı da enkazın içinden çıktı. Sinir sistemim bozuldu, başkasının kullandığı araca hala binemem. “ (https://www.denizhaber.com/ss-uskudar-1927-1958)

Çoğu öğrenci olan ve yaşamını kaybedenlerin sayısı hakkında kesin bir bilgi ortaya konulamamış, bazı kaynaklara göre 292 kişi olarak belirtilirken, bazı kaynaklarda da 392 kişi olarak yer almaktadır. Her ne sayı olursa olsun, kuşkusuz Türk denizcilik tarihinin en önemli ve korkunç kazalarından birisidir.

Ruhları şad olsun

Kaynakça:

1. Vikipedi, özgür ansiklopedi

2. 1 Mart Şehitleri Törenle Anıldı. Gölcük Kaymakamlığı.

3. 1 Mart 1958 Üsküdar Vapuru Faciası - FOTO GALERİ

4. Deniz Haber

Refazettin Çığır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi