Anadolu Efsaneleri

Anadolu Efsaneleri

Merhaba sevgili okurlar! Peşinen söyleyeyim bu köşeyi takip edecekler efsanelerin büyülü dünyasında bir gezinti yapmaya hazır olsunlar. Pazar günleri haftanın yorgunluğunu üzerinizden atarken; Anadolu’nun farklı köşelerinde anlatılan efsane ve hikayeleri okumaya, yüzyılların imbiğinden süzülerek gelen anlatılardan dersler çıkarmaya, böylece kültürümüzü daha yakından tanımaya ne dersiniz? Harika olur dediğinizi duyar gibiyim. Öyleyse sizi şöyle alalım…

Bu ilk ilk yazımda efsane, hikâye ve anlatı kültüründen söz etmek istiyorum sizlere... Geçmişin hikâye anlatıcıları, engin deneyimleri ve insanı bir anda sarıp sarmalayan akıcı anlatımları ile her yaştan insanımıza kendilerini sevdirerek toplum içinde saygın bir yer edinmiş, karşılıksız sevilip sayılmışlardı. Onlar da bilgi hazinelerinde ne varsa hiçbir karşılık beklemeden çevresindekilerle paylaşmış, bildiklerinin kendileriyle birlikte öte âleme gitmeyip bu dünyada dilden dile dolaşmaya devam etmesi için ellerinden gelen çabayı göstermişlerdi. Bu sayede çok sayıda efsane ve hikâye kültürel yaşamımızdaki yerini almıştı.

TRT’de çalıştığım yıllarda Gap Diyarbakır Radyo’su Müdürü Fatih Yılmaz’ın hikâye anlatıcıları konusunda söylediklerini not almıştım. Yıllar sonra o notları karıştırırken öyle bir bölümle karşılaştım ki; “Bu satırlardan okurlarımın da mutlaka haberi olmalı!” diye düşündüm. Bakın sevgili müdürüm yıllar önce bu konuda neler anlatmış:

“Hiç unutmuyorum çocukluğumda ‘Emin Amca’ adında mahallemizin kimsesiz bir dedesi vardı. Nur yüzlü, ak sakallı ve tatlı dilli biriydi Emin Amca… Her akşam teklifsiz mahalledeki evlerden birinin kapısını çalar, “Tanrı Misafiri” sıfatıyla gelir, soframıza oturur, ekmeğimizi paylaşırdı.

Mahalle sakinleri onu asla geri çevirmez, bilakis sevinir mutlu olurlardı. Çünkü televizyonun henüz siyah beyaz yayınlara yeni yeni başladığı, çok az sayıdaki evde yer aldığı, hatta radyonun bile pek bulunmadığı yıllardı o yıllar...

Emin Amca’nın teşrif ettiği evin sakinleri bilirlerdi ki sofra yerden kalktıktan sonra Emin Amca o tatlı diliyle sohbete başlayacak, birbirinden heyecanlı cenk hikayeleri, sevda öyküleri, meseller anlatacak, belki sonu bile gelmeyecek, bir başka gelişine sarkacak ve heyecanla beklenecekti…

Emin Amca anlatırken biz çocuklar adeta onun ağzına bakar, bir sonra çıkacak kelimeyi, cümleyi sabırsızlıkla beklerdik. Ola ki su içtiğinde, ya da çayından bir yudum aldığında bizler de onunla içer, birlikte yutardık ki, bir an önce kaldığı yerden devamı gelsin diye… Bazen onu dinlerken elimizde olmadan gözlerimiz kapanır, o kısa uykuda anlattıklarının rüyasını görür, aniden uyanınca da neler kaçırdığımızın üzüntüsüyle öğrenmeye çalışır, ama o anda kimseyi konuşturamazdık…Böyle anlarda Emin Amca bizi fark eder, aynı şimdinin tanıtıcı dizi reklamları gibi hemen geri dönüşler yaparak kısa bir özet geçerdi. Öylesine güzeldi o yıllar… “

Elbette hikâye anlatıcıları yalnızca Fatih Bey’in Emin amcası ile sınırlı değildi. Onun gibi daha nice dedeler, nineler kendi atalarından duydukları, belleklerine nakşettikleri kültür miraslarını, kendi dönemleri içinde paylaştı, gelecek kuşaklara iletilmesine aracı oldu.

Ulus olarak kadim bir tarihe ve ucu bucağı belirsiz bir sözlü kültüre sahip olduğumuz bilinen bir gerçek. Anlaşılan o ki, toplumsal yaşamın ataerkil aile düzeni içinde insanların bir araya geldiği kalabalık ortamlarda hikâye ve efsane anlatıcıları hayatımızdan hiç eksik olmamış.

Sevgili okurlar; halk edebiyatımızın önemli yazılı ve sözlü ürünlerinden olan efsane ve hikâyeler, içeriğindeki sosyolojik, psikolojik ve etik değerler ile bir halk eğitimi aracı olma özelliğine de taşırlar. Kültürümüzün bu değerli mirası, eğitim işlevinin yanı sıra gelenek ve görenekleri korumak, insanlara kıssadan hisse misali ders vermek, konu aldıkları olaylara kişilere ve yerlere saygınlık kazandırmak, insanların iyiye güzele yönelmelerini sağlamak, yaşama umudunu ve sevincini arttırmak gibi önemli işlevleri de üstlenirler. Böylesine önemli işlevlere sahip efsane ve hikâyelerden her hafta bir tanesini bu köşede sizlerle paylaşmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyacağım.

İlk efsanemiz gelecek hafta pazar günü bu köşede yayınlanacak. Efsane tadında bir hafta geçirmeniz dileğiyle şimdilik hoşça kalın.

www.haberhurriyeti.com / Murat Çoküreten / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Çoküreten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Adnan Özer - İlk hikayeyi iple çekiyorum. Ağzınıza sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 13:46


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi