Söz Verilir Ama...

Söz Verilir Ama...

Bizde bir söz vardır…

Taş yerinde ağırdır…

Bu bir şeyin doğal olarak bulunduğu yerin önemine dikkat çeker…

Bir başka özdeyiş daha var; dağdan geldi, bağdakini kovdu…

Bu söz genellikle bir yabancının bulunduğu alan veya topluma verdiği zarar için söylenir…

Denir ki; Biz falan yere 1 milyon ağaç diktik…

Sağ olun; teşekkür ederiz, ama diktiğiniz ağaç yerli yani bu toprakların doğal bitki örtüsünden değilse zararlı oldunuz…

Bilginiz olsun..

Bu bir çok alanda bu tür değişimlerin zararları kanıtlanmıştır…

Mesela Gökova’ya giderken ağaçlar arasında koridor olmuş bir yoldan geçersiniz…

Size doğal bir mucize gibi gelir…

Bir çok şair bu güzellikten esinlenmiş şiirler yazmıştır..

Oysa orada bir ekolojik cinayet işlenmiştir…

O alandaki bataklığı kurutmak için ta Brezilya’dan getirilen Okolaptüs ağaçları sulak araziyi kurutmuştur…

O bataklıkta yaşayan binlerce canlı yok olmuş bölgenin hem ekolojik, hem de klimatolojik yapısı alt üst olmuştur..

Farkındasınız mutlaka Trakya’da hiç zeytin ağacı yoktur… Nedeni adını cehalet koyun ister aç gözlülük…

Sıkı durun biz o bölgedeki zeytin ağaçlarını ihraç ettik…

İnanılır gibi değil dimi;  hem de o ağaçları kereste olarak değil odun kömürü olarak 1950’lerin başlarında SP iktidarının ilk yıllarında Ispaya’ya gönderdik…

Yıl 1951 - 52...

İspanya Hükûmeti o yıllarda Türkiye’den odun kömürü satın almak istiyor ancak, ısrarla aynı koşulu öne sürüyor:

“Delice ağacından üretilmiş olsun”.

İspanyollar iyi fiyat veriyor, Türkiye memnun.

Bizde ‘delice ağacından’ bol ne var, Trakya,da  Akdeniz ve Ege sahilleri bu ağaçla dolu.

Bizimkiler işe girişiyor, önce Trakya’daki tüm delice ağaçları kesiliyor,  binlerce ton odun kömürü üretiyor, gemilerle İspanya’ya gönderiyor. 

Elbette ağaçlar kesilince Zeytin üretimi ve zeytinyağı üretimi geriliyor, İspanya ve İtalya bu konuda bizi geride bırakıyor..

Buna ticari zeka mı denir, yoksa Türkiye’yi yönettiğini zanneden zevatın cehaleti mi:

Elbette karar sizin…

 

İşte bugünlerde de Muğla’da böylesi bir cinayet işlendi.

Yıllar önce Muğla Yatağan’daki 6 bin 500 dönümlük endüstriyel ağaçlandırma alanından henüz genç olan birinci sınıf kızılçam ağaçları kesilip yerine Türkiye’de doğal türü olmayan, anavatanı Atlas Okyanusu kıyıları olan “pinus maritima” çamları dikildi..

Gerekçe çabuk büyümesi ve sunta imalatçılarının bu ağacı tercih etmesi…

Bu yoruma ne denebilir ki?

Birde orman yangınlarında verilen sözler var.; buraya kesinlikle hiçbir bina yapılmayacak. Buna söz veriyoruz

Doğal olarak siz de inanacak ve bu söylemi takdir edeceksiniz…

Ama sözde ilgili hiçbir sivil toplum örgütü bu konuda size aydınlatmayacaktır…

 Malum ormanlar bir ülkenin akciğerleridir…Ormanlar sadece yeşil bir örtü sağlamaz.

Bir yaprağın içinde bulunan, gözle görülemeyecek kadar küçük, çok sayıda kişinin (stoma olarak isimlendirilmiş) hava ile gaz alışverişi yapar . Bu nedenle yapraklardaki stomalara minik akciğerler demek yanlış olmaz. 1 hektarlık geniş yapraklı orman yılda 30 ton, 1 hektarlık geniş yapraklı orman ise yılda 16 ton oksijen üretir.

Bu bilimsel gerçek bilinir..  sadece söz verilir toplumun sinir gazı alınır sonrada ve verilen sözler askıda kalır..

 Marmaris’te, Bodrum’da da aynen böyle olmuştur..

15 Temmuz 2007’de Bodrum Güvercinlik Mahallesi’nde çıkan yangında, 250 hektar orman alanının yanı sıra 30 hektar tarım arazisi ve zeytinlik yandı. Yangın sonrası açıklama yapan dönemin Muğla Orman Bölge Müdürü ve eski AKP Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, “Ormanlık alanlar ve imar yerleri belli. Kesinlikle iddia ediyorum ki yanan yerler ne 2B kapsamında olacak ne de imara açılacak” dedi. Fakat buna rağmen yanan arazinin bir bölümünde La Blanche Island isimli otel 2012’de, Titanic Deluxe Bodrum 2016’da, Lujo Bodrum Hotel 2018’de kullanıma açıldı.

 Marmaris'te çıkan orman yangınından 5 gün sonra Muğla Valiliği tarafından Kızılbük Resort Otel ve Devremülk Projesi için 'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir' raporu verildiğini ortaya çıktı.

Muğla Milas'ta yanan ormanlık alan orman arazisi vasfını kaybetmemiş fidan dikimi yapılmadı. “Yanan ormanlık alanda 3 lüks otel yapıldı”  iddiası ise bakanlık “inşaatlar bu alanın dışında diyerek” yalanlamaya çalıştı. Gösterdiği bir takım haritalar ise inandırıcı olmadı.

Sonrada Türkiye iklim değişikliğini dünyada en hızlı yaşayan ülkelerden biri oldu diye şikayet ediyoruz...

Unutmayın ekolojik sistem, iklimlerin oluşmasının en temel nedenidir…

Türkiye’de iklim kayması iddialarının temelinde yatan acaba bu gerçeklik midir.?

Bizde onu, çok bilmişler eliyle bozup nutuk atıyoruz…

Volkan Yüksel / [email protected]

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Volkan Yüksel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Ty - Harika bir yazı ve anlatım!

Önemli bir konu ve gerçek.

Herkes anladığı kadar anlar…

Teşekkürler…

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 12:21


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi