Bir Düğün Ve...

Bir Düğün Ve...

Osmanlı Hanedanının bir üyesi daha evlendi.  Kızıl Sultan Abdulhamid’in 5. nesilden torunu Berna Hanım, Osmanlı modasından esintiler taşıyan gelinliği, damat efendinin de Osmanlı paşasına benzer damatlığına ailenin geleneğini yaşatıyorlar diye hoşgörü ile bakmak mümkün…

Her nikah töreninde doğal olarak nikah şahitleri de var.. Elbette bir Osmanlı(!) düğünü olduğuna göre, Osmanlı tarihçisi İlber Ortaylı’nın nikah şahidi olmasını yadırgamayız...

Ammma; düğünü düzenleyen zevatın Şevki Yılmaz gibi cumhuriyet tüm nimetlerinden ve de açıklarından yaralanarak bu devleti iliğine kadar sömüren ve her fırsatta Cumhuriyet’in kurucu kadrosuna alenen sinkaflı küfürler savuran  Şevki Yılmaz’ın daveti bir art niye taşıdığına inanırız…

Nitekim  Şevki Yılmaz’ın saçmalamasına salondan çıt çıkmadığına göre, salonda olanların da onunla aynı fikirde olduğunu düşünmek pek yanlış olmaz…

Elbette, Osmanlı hayranları insanlar vardır ve Osmanlı, bizim geçmişimizdir onunla onur duyar  ve her fırsatta bunu da dile getiririz..

Eleştirdiğimiz ve yanlışlarını söylediğimiz kişiler Abdülhamid ve Vahidettin’dir…

Abdülhamit’e  “Kızıl sultan” lakabını takan ve bu konuda şiir yazan AKP’ninde milli şairimiz olarak kabul ettiği Mehmet Akif Ersoy’dur. Ersoy  dinine son derece bağlı bir insan olarak “Abdulhamid’i Müslümanlara eziyet etmekle” suçlamış ve “kızıl sultan” imalı bir şiirle padişahı protesto etmiştir... Abdülhamid’e karşı olan ikinci kişi ise,  aşırı İslamcıların yere göğe sığdıramadığı Said-i Nursi’dir. Said-i Nursi Abdulhamid’i “müslümanlara eziyet etmekle” suçlayan ikinci din adamıdır…

Gelelim sürgün meselesine; Vahidettin sürgün edilmemiştir, İngiliz zırhlısına binerek kendi kaçmıştır… Aile sahipsiz kalmış, ve içlerinde saltanata meraklısı bir çok maceraperest türemiştir. Cumhuriyette doğal olarak kendisini koruyabilmek için bunları ülkeyi terk etmelerini istemiştir…

Faşizan bir yönetimden söz ediyor olsaydık hanedan mensuplarının, hepsinin hapislere atılması bir çoğunun idam edilmesi gerekirdi.  Oysa yurdu terk edenlerin bir çoğu mal varlıklarını ve nakitlerini alarak yurt dışına çıktılar.

Elbette bunların asıl anlatıcısı tarihçiler olmalı. Bizler bunların bir çoğunu Osmanlı tarihçisi  İlber Ortaylı’nın kitaplarından sohbetlerinden öğrendik..

Ammma…. Bu meşhur nikah törenin şahitliğini tarihçi, yazar ve araştırmacı Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz ve TV programcısı, yazar ve hattat Mehmet Fatih Çıtlak yaptı dedik ya… İşte orada bir çok soru işareti doğdu…

Bu kişilerin nikah şahitliği yapmalarında  herhangi bir mahsur yok elbette..

Damat bey törene Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait, kıyafetler ve zırhlar giyerek renk kattı.

Osmanlı Hanedanı'nın hayattaki 14 kadın üyesinden (sultan) biri olan Berna Sultan Osmanoğlu 1998 İstanbul doğumlu ve 34. Osmanlı padişahı II. Abdülhamid Han’ın 5. kuşaktan torunu. Şehzade Harun Osmanoğlu yaşayan 24 Osmanlı şehzadesi içinde yaşça en büyük olması sebebiyle Osmanlı Hanedanı Reisi unvanını taşıyor. Berna Osmanoğlu, Şehzade Orhan Osmanoğlu’nun beş çocuğunun dördüncüsü.

Düğünde gelin ve damadın şahitliklerini yapan isimlerden biri olan eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz konuşmasında çok büyük bir skandala imza atarak "Osmanlı’yı süren soysuzları lanetliyorum" dedi.… Salondan tık çıkmadı, Törenin diğer şahidi İlber Ortaylı ise sadece tavana baktı ve sesini çıkarmadı.

Öncelikle bu sözleri bir TC vatandaşı olarak kınıyorum ve kendisine bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak aynen iade ediyorum…

Asıl kızgınlığım ona değil… Şevki Yılmaz bir İslam sevdasından delirmiş bir meczup falan değil… Çıkarcı, ve cumhuriyet yasalarının boşluklarından yararlanarak ailecek devletin tüm kademelerine sızmış bir art niyetli kişi… Evet kızgınlığım ona değil; Tüm bu bildiklerimizin kaynağı olan İlber Ortaylı’ya…

Bu saçma sözleri duyduktan sonra  hiç tepki göstermemesi, söylenenleri onayladığı anlamına gelir…

Eğer koyacağı bir tepkinin bazı sonuçlar doğuracağı inancındaysa ve çekincesi buysa bugüne kadar yazdıklarını ve söylediklerinde pek samimi olmadığını söylemek mümkün…

Düğünden paylaşılan görüntülerde katılımcılar arasında Halil Konakçı’da vardı Sayın Ortaylı Halil konakçı ile aynı masayı paylaştı.  Halil Konakcı “Hatay keşke Fransızların yönetiminde kalsaydı” diyen bir kişi. Ortaylı nezaketen bir başka masaya geçmek için izin isteyebilir ve birlikte olmamaya özen gösterebilirdi.. Ortaylı’nın “tanımıyorum” ifadesi ne kadar doğru orası da elbette meçhul. Bu sözü söyleyen bir kişiyi Ortaylı’nın tanımamamsı mümkün mü?

O masadan kalkmadı. Tıpkı Yılmaz’ın “cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’e” hakaret ettiğinde sessiz kalması gibi..

Yayılan görüntüler ardından Odatv, o sözleri İlber Ortaylı'ya sordu. "Düğünler için demeç verilmez" diyen Ortaylı şöyle savunuyor kendisini; "Vallahi beni ilgilendirmez Şevki Yılmaz, kim olduğunu da bilmiyorum, tanımıyorum. O kızı, Berna'yı severim ve dedesi Harun Efendi'yi... Gözümün önünde büyüdü. Düğüne çağırdılar. Böyle düğünler için falan böyle konuşulmaz. İşte o kadar."

Bir TV kanalında sunucu  Candaş Tolga Işık’a  gönderdiği cevabı mesajında söyledikleri de  pek ciddiye alınacak ve Ortaylı’yı  kurtaracak ifadeler gibi görünmüyor. Çevir kazı yanmasın misali verilen cevapta  Ortaylı diyor ki; "Bugün basına yansıyan haberlerde geçen davete bir düğün vesilesiyle katıldım. Ne kimin davet edileceğine karışırım ne de masada oturanları tanırım. Düğün merasimi sırasında eski bir milletvekilinin yersiz konuşmalarını tasvip etmem mümkün değildir. Rahatsızlığımı da sıra bana gelince belirttim. Bunlar tarih bilmeyen insanların kahvehane köşelerine yakışan sözleridir. Açık bir Atatürk düşmanlığıdır, hazımsızlığıdır. Atatürk'le, Cumhuriyet'le, İstiklal Savaşı komutanlarıyla didişmeye kalkan sivri zekâlıların bu faaliyetlerinin arkasında tarihçilik merakının hatta ideolojinin ağırlık kazandığına inananlardan değilim, saikler başkadır. Türk tarihinin kurumları ve büyükleriyle didişmek, yani tahripkâr bir milliyetçilikle ortaya çıkmak bize ve bazı toplumlara has olaydır. Bugün eğer birileri bu ülkede rahatlıkla fikirlerini söyleyebiliyorsa Atatürk ve silah arkadaşları sayesindedir. Türkiye'yi etrafındaki devletlerle mukayese ettiğiniz zaman bize bu vatanı Atatürk önderliğinde emanet edenlerin dünya tarihine geçecek kadar büyük iş başardığını görürsünüz. Cumhuriyet’i ayakta tutmak ve korumak bizim vazifemiz. Eğer ayakta tutmazsak, tahrip edersek gidecek bir yerimiz olmadığını da birilerinin artık anlaması gerekir."

Sizce bu savunma İlber Ortaylı’nın nikah sırasında sarf edilen o sözler karşı bir tavır almamasını/alamamasını düzeltir m?…

Yorum elbette sizin.

Son bir not… Nikahın davetlilerine ve orada sarf edilen ifadelere bakılırsa hanedan artıklarının hala aynı rüyayı görmeye devam ettiklerini  ve bir fırsat kolladıklarını gösteriyor(!)

Bu nikahta olanlar son derece ciddi bir uyarı niteliğinde… 

Tabi uyanmak isteyenlere…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Asım Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi