İçimizdeki İrlandalılar

Futbola ilgisi olanlar iyi hatırlar.
Euro 2000'e katılma hayalleri kuran ve bunu zor da olsa başaran Türk Milli Takımı'nın Teknik Direktörü Mustafa Denizli, tarihe mal olacak bir söz sarfetmiştir.
Mustafa Denizli Milli takımın gruptaki rakiplerinden İrlanda Milli takımını eleyip Euro 2000 finallerine katılmasını sağladığı halde onu şiddetle eleştirenlere karşı, "Dışımızdaki İrlandalıları yendik ama asıl önemli olan içimizdeki İrlandalıları yenmemiz." der.

Çok anlamlı değil mi?

Türk siyasi tarihinin içimizdeki İrlandalıları da, uzunca bir süredir ana muhalefet gömleğini giyen partiler olarak karşımıza çıkıyor.

Cumhuriyet, 100 yıllık tarihinde darbeler, ekonomik krizler, savaş tehlikeleri ve daha bir çok sorun yaşadı ancak; kazanımlarının ve sahip olduğu temel değerlerinin yok olma tehlikesi ile karşılaştığı bir süreci hiç yaşamadı.

Dengelerin bozulduğu, kazanımların erozyona uğradığı dönemleri çok yaşadı ama bunların yok olup diz çökme noktasına geldiğini hiç görmedi.

Ta ki bugüne kadar...

Her dönemde bu ülkenin iç ve dış tehditleri hiç eksik olmadı. Bu tehditlere karşı en büyük mücadele gücü de halkın kendisi oldu.

Ama muhalefeti hiç olmadı.

Demokrasilerin varlığı güçlü bir muhalefetin varlığı ile mümkündür.
Bizde güçlü bir muhalefet bir yana demokrasinin varlığı da tartışma konusu oldu her zaman.
Demokrasinin kendisinden öte sadece adının olması bütün sorunların kaynağı değil midir zaten?

"Milliyetçi Cephe" iktidarlarının ülkeyi karanlığa sürükleme çabalarına hiç bir zaman "sol görünümlü" muhalefet engel olamadı.

Günümüze gelirsek;

Baykal ile başlayan, Kılıçdaroğlu ile devam eden ve şimdi de Özgur Özel'le son noktayı koyan ana muhalefet, gözlerimizin önünde anayasasını bile tanımayan bir iktidara karşı bırakın mücadele etmeyi, en küçük bir itirazda bile bulunamıyor.
Dostlar alışverişte görsün misali "korkak kabadayı" naraları hariç !
Her şeye sırtını dönüp koltuk kapma derdine düşüyor.

Anayasa Mahkemesi Kararlarını dinlemeyen bir iktidara karşı en büyük siyasi orgüt olan CHP'yi harekete geçirmek yerine, belediye başkanlıklarının kazanılması mücadelesine girişiyor.

Anayasa bir ülkenin varlık sebebidir.
Yazılı ya da sözlü anayasası olmayan bir ülkeye ülke denemez.
Yasaları ve kanunları keyfi olarak uygulanan bir toplum bir arada yaşayamaz.
Orada ne adalet, ne eşitlik ne de barış olur.
Gücü eline geçiren, kendinden yana olmayanı ezer geçer.
Yani kısacası kaosun olduğu, kuralların işlemediği, "yığınlar topluluğu" olur.

Yasalarını alaşağı eden bir iktidarla mücadele etmek yerine koltuk kapma savaşı vermek ne büyük bir çelişkidir.

Değişim deyip iktidara payandalık yapmak ve iktidarla el ele rant peşinde koşmak ne büyük bir aymazlıktır.

CHP yönetiminin içinde sadece ve sadece tek bir vatansever varsa Eczacı Özel'e dönüp, Cumhuriyetin yıkımına karşı omuz omuza mücadele için hemen "Sine-i Millete" dönmeliyiz demelidir.

Bu ülkenin her yerine sızmış "Irlandalılardan" kurtulamadığımız sürece Ortadoğu ülkesi olmak yolunda  ilerleriz.

Vedat Altundağ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vedat Altundağ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi