Günün İçinden – 14.02.2024

Günün İçinden – 14.02.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

SEKRETERİMİ BEKLİYORUM

Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister.

Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz.

Öğretmen fark edince sorar;

Neden yazmıyorsun evladım?

Öğrenci cevap verir.

– Sekreterimi bekliyorum.

Yorum

(dünden devam…)

Voltaire’in Seslenişi (3)

“… Artık insanlara değil, Sana bütün yaratıkların, bütün dünyaların ve bütün zamanların Tanrı’sına sesleniyorum. Sonsuzluk içinde yitip gitmiş evrende bir zerrecik olan zavallı yaratıklara her şeyi veren, yasaları tartışılmayan Senden eğer bir şeyler istemeye cesaret ediyorlarsa bunu bizlerin doğamızda olan hatalarımıza ver ve bizleri bağışla.

Bu hatalar bizlerin felaketi olmasın! Yüreklerimizi birbirimizden nefret etmek için, ellerimizi birbirimizi boğazlamak için vermedin. Fani ve zahmetli bir yaşamın yükünü taşımamız için karşılıklı yardımlaşmamıza yardım et!

(devamı yarın…)

Bir yazar / Bir öykü

İSKENDER PALA

Hakkında

İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur.

Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.

1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikâyeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi. 1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.

1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı. 1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz. K. K. lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı. 1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz. K. K. lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı. 1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redaktör kurulu üyeliği yaptı. 1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk (kitap incelemesi)

Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına... Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem... Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi... Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi...

Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi... Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi...

Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi...

Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını,

Babil uyandığı zaman?

Bir şair / Bir şiir;

CEMAL SÜREYA

Üvercinka

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden

En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye

Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun

Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez

Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor

Bütün kara parçalarında

Afrika dâhil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma

Yatakta yatmayı bildiğin kadar

Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler

Boşuna…

Hakkında

Asıl adı Cemalettin Seber olan, Cemal Süreya 1931 yılında Erzincan'da dünyaya gelmiştir.

Edebiyatımızın en usta şairlerinden Cemal Süreya'nın babası 1938’de Erzincan’dan sürgün edilir. Pülümür köyünden yola çıkarak zorunlu bir göz yaşayan Seber ailesi Bilecik’te yaşamaya başlar. Bilecik’e sürülen ailenin aynı zamanda bir başka şehre gitmeleri de yasaktır. Cemal Süreya'nın annesi Gülbeyaz Hanım, erken yaşta ölünce o yıllardaki adı ile Cemalettin Seber İstanbul’a gönderilir. 1942 yılına kadar İstanbul'da eğitim gören Cemal Süreya, 1942 Bilecik’e geri getirilir. Bu yıllarda babası bir başka hanımla evlenir ancak Cemal Süreya, bu evlilikten hiç de memnun değildir. Ortaokul yıllarında ise yıllar sonra ilk eşi olacak olan Seniha Nemli ile sınıf arkadaşı olur. Ortaokuldan sonra Cemal Süreya, Haydar Paşa Lisesi’ne parasız yatılı olarak kaydolur. Lise yıllarında ise üvey annesi bir * neticesinden evden ayrılır ve Cemal Süreya’nın babası bir süre sonra bir başka evlilik yapar. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Maliye ve İktisat Bölümünde okumaya başlayan Cemal Süreya, bu yıllarda Muzaffer Erdost, Sezai Karakoç, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile çok yakın arkadaş olur.

Ortaokulda sınıf arkadaşı olan Seniha Nemli ile evlenen Cemal Süreya, 1954 yılında okuldan da mezun olur ancak bir süre sonra evlilikleri bozulmaya başlar. 1955 yılında kızı Ayçe doğar ve Cemal Süreya bu günlerde Müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’a atanır. Evlilikleri bir süre daha devam eder ancak bir süre sonra tamamen biter. 1967 yılında ise Cemal Süreya, dönemin önemli dergilerinden “Yelken”de çalışan Zuhal Tekkanat ile evlenir. Üç sene sonra ise Memo Emrah adında bir çocukları olur ancak maddi sıkıntılar devam etmektedir. Memuriyete geri dönen Cemal Süreya, Ankara’ya atanır. Zuhal Hanım ise İstanbul’da kalır. Bir süre bu şekilde ayrı yaşarlar ancak Zuhal Hanım da sonra Ankara’ya gelir. Birlikte yaşamaya başlayan ailede zamanla geçimsizlik peyda olur. Cemal Süreya da Zuhal Hanım da birbirlerinin olağan dışı kıskanmaktadır ve neticede boşanırlar. 1975 yılında ise Cemal Süreya üçüncü evliliğini gerçekleştirir. Güngör Demiray ile büyük bir aşka ile evlenen Cemal Süreya’nın bu evliliği ancak ve ancak bir yıl sürer. Daha sonra Cemal Süreya, ikinci eşi olan Zuhal Hanım ile tekrar birleşir fakat bu birleşme de ayrılıkla sona erer.

Son olarak Cemal Süreya, Birsen Sağnak adında bir hanım ile evlenir. Birsen Hanım, dört çocuklu bir annedir. Bir kitap evinin de sahibi olan Birsen Hanım adeta Cemal Süreya’ nın çekilmezliklerini bir alaşağı eder ve ona büyük bir şefkat ile yaklaşır. Bu tarihe kadar Cemal Süreya birçok devlet kademesinde müfettişlik görevini icra eder ve 1982 yılında emekli olur. Ancak bu tarihten itibaren sakin bir yaşam elde edemez. Evliliği çok iyi giderken Cemal Süreya, emeklilik maaşının yetmemesi üzerine bir bankada çalışmaya başlar. Fakat banka iflas edince bir süre yargılanan Cemal Süreya dava neticesinde beraat eder. Sigara alışkanlığından bu yıllarda kurtulan Cemal Süreya, alkolden bir türlü uzaklaşamaz. Yine bu günlerde oğlu Memo nedeniyle büyük sorunlar yaşar. 9 Ocak 1990 yılında usta şair ve yazar Cemal Süreya, hayata veda eder. Onun yaşamının özellikle son dönemleri büyük bir huzursuzluk içinde geçer.

Yazın Yaşamı

Cemal Süreya, edebiyat henüz ortaokul yıllarında merak salar. Bu yıllarda Fransızca da öğrenmeye başlayan Süreya, bu yıllarda sınıf arkadaşı olan Seniha Hanım’ a şiirler yazar. Lise yıllarında ise Cemal Süreya, iyice edebiyata yönelir. Edebi araştırmalar yapan Cemal Süreya bu yıllarda I. Yeni şiiri ile ilgilenmektedir. Bu yıllarda Ahmet Muhip Dıranas ve Özdemir Asaf gibi isimleri fazlaca okur. Üniversite yıllarında ise Cemal Süreya çeşitli takma isimler ile muhtelif dergi ve gazetelerde yazılar yazar. Cemal Süreya ilk şiirini ise 1953 yılında Mülkiye dergisinde yayımlar. Ancak Cemal Süreya “Şarkısı Beyaz” isimli bu şiiri sonradan kitaplarına almak istemez. Bu yıllarda dergilerde karikatürleri de yayımlanan Cemal Süreya, kendisini tam olarak “Gül” şiiri ile edebiyat dünyasına duyurur. 1955 yılında ise “Üvercinka”, “Dalga”, “Güzelleme”, “Üçgenler”, “Cigarayı Attım Denize”, “Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm” gibi önemli eserleri dergilerde yayımlanır.

1957 yılında ise Cemal Süreya, babası Hüseyin Bey’i kaybeder. Kendisine büyük bir etki yapan bu durumu şair “Sizin Hiç Babanız Öldü mü” adlı şiiri ile kaleme alır. Bu tarihten bir yıl sonra usta şair, ilk şiir kitabı olan “Üvercinka”yı yayımlar. Kitap büyük bir ses getirir ve 1959 yılında Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanır. “Papirüs” adında bir dergide çıkaran Cemal Süreya’nın eşi Zuhal Hanım, bir süre büyük bir kalp rahatsızlığı geçirir. Bu sırada Cemal Süreya onun yanında ayrılmaz ve her gün olan mektuplar yazar. Zaman sonra şair bu mektupları “Onüç Günün Mektupları” ismiyle kitap haline getirir. Cemal Süreya, bir süre Politika gazetesinde köşe yazarlığı yapar ve bu yıllarda “Şapkam Dolu Çiçeklerle” adlı deneme kitabını yayımlar. Şiirinin yanı sıra Cemal Süreya, nesriyle de edebiyatımızın en önemli yazarlı arasında anılmaktadır. 1977 yılında “Emeğin ve Emekçinin Tarihi” yayımlayan Cemal Süreya, birçok yapıtı ile nesir başarısını kanıtlamıştır. Bir süre “Aydınlık” gazetesinde de yazılar yazan Cemal Süreya, 1984 yılında Sevda Sözlerini yayımlar. Edebiyatımızın temel taşlarından biri olan Cemal Süreya'nın kuşkusuz sanat yaşamını boyunca en çok dikkat çeken yönü çocuk edebiyatı ile bağıdır. “Çocukça” adında bir dergide “Aritmetik Kuşlar Pekiyi” diye adlandırdığı köşesinde çocuklar için müthiş bir duyarlılık ile yazılar kaleme alır. İkinci Yeni hareketinde bir süre yer alan Cemal Süreya’nın şiiri tam olarak 2. Yeni ile bağdaşmamaktadır. Esasen Cemal Süreya’nın konuşma dilini şiirde kullanması daha çok bir süre ilgilendiği Garip akımına benzemektedir. Bu yönüyle de şair 2. Yeni çizgisinden ayrılmaktadır. Bunu yanı sıra Cemal Süreya kalemin özgür olması fikri ile 2. Yeniciler’ in şiir konusundaki sert kurallarını da bir türlü benimseyememiştir.

Cemal Süreya, daha çok kendi akımını kendisi yaratarak kendine özgü bir şairlik örneği göstermiştir. Şiirlerinin yanı sıra denemeler, tenkit yazıları, şiir ve düz yazı tercümeleri, çocuk kitabı, günce ve derlemesi bulunmaktadır.

Ölüm tarihi ve yeri: 9 Ocak 1990, İstanbul

Dipnotum

Dil ve Kültür (5)

(… Kaldığım yerden…)

Bir dili, dillerin en incesi, en soylusu görmek nasıl bir yanılgıysa, bir dili kimi kavramları ifade etmeden yetersiz görmek de aynı derecede bir yanılgıdır. Her dil, kendi yapısının, kendi biçiminin özelliklerine göre davranır. Fakat bütün bu kendine özgü özelliklerden önce, her dile ortak, her dili belirleyen genel özelliklerin varlığı, diller arasında nitel bir ayırıma gitmemizi kesinlikle engelleyecek niteliktedir. Bir dil, ifade ihtiyaçlarını, işlene işlene karşılar. İşlenmeyi zorunlu kılan etki ise, bu ifade ihtiyaçlarıdır. Başka bir deyişle, kimi kavramları, kimi düşünceleri kendi dilimizde ifade edebilmek için, bu kavram ve düşüncelerin geçek bir ihtiyaç haline gelmesi gereklidir. Yani, özümlenmeleri gereklidir. Özümlenebilmek için de o düşünceyi, o kavramı, kişinin kendi kültür yaşantısında etkin kılması şarttır.

(devamı yarına…)

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 496 - Sevgililer Günü, 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır.

* 1779 - James Cook, Sandviç Adaları yerlileri tarafından öldürüldü.

* 1804 - Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ilk Sırp ayaklanmasını Kara George başlattı.

* 1859 - Oregon, ABD'nin 33. eyaleti oldu.

* 1876 - Alexander Graham Bell, telefon patenti için başvurdu.

* 1876 - İstanbul Tramvay Şirketi işçileri greve çıktı.

* 1909 - Osmanlı Devleti'nde ilk güven oylaması yapıldı Kâmil Paşa kabinesi düşürüldü.

* 1912 - Arizona, ABD'nin 48. eyaleti oldu.

* 1912 - ABD'nin ilk dizel motorlu denizaltısı Connecticut'da kullanılmaya başlandı.

* 1918 - SSCB'de Gregoryen Takvimi kullanımına geçildi.

* 1918 - Vakfıkebir'in kurtuluşu.

* 1918 - Beşikdüzü'nün kurtuluşu.

* 1923 - Mustafa Kemal, Batı Anadolu gezisine çıktı.

* 1924 - International Business Machines (IBM) şirketi kuruldu.

* 1925 - TBMM'de 9 Şubat'ta vurulan Deli Halit Paşa öldü.

* 1929 - Al Capone'un rakibi yedi gangster Chicago'da öldürüldü. * 14 Şubatta gerçekleştiği için "Sevgililer Günü Katliamı" olarak anılmaktadır.

* 1931 - Türkiye güzeli Naşide Saffet Hanım, Avrupa'da "Güzel Göz Kraliçesi" seçildi.

* 1945 - Şili, Ekvador, Paraguay ve Peru, Birleşmiş Milletler'e katıldı.

* 1945 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve ABD uçakları, Dresden'in bombalanışının ikinci gününde yangın bombaları kullanmaya başladılar.

* 1946 - İlk genel amaçlı elektronik bilgisayar ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer), Pensilvanya üniversitesinde (ABD) tanıtıldı.

* 1946 - İngiltere'nin merkez bankası olan The Bank of England millileştirildi.

* 1949 - İsrail parlamentosu (Knesset) ilk toplantısını yaptı.

* 1949 - Kanada'da "Asbest Grevi" olarak adlandırılan direniş başladı. Grevin başladığı bu gün Québec'teki "Sessiz Devrim"in de başlangıcı olarak kabul edilir.

* 1951 - İdil Biret, 10 yaşında Paris'teki ilk piyano resitalini verdi.

* 1951 - Senaryosunu Behçet Kemal Çağların yazdığı ve Maraş'ın Kurtuluş Savaşı sırasında düşman işgalinden kurtuluşunu anlatan "Kendini Kurtaran Şehir" adlı filmin çekimi *lara neden oldu. Rejisör Faruk Kenç ve ekibi, senaryo gereği Maraş Kalesi'ne Frans

* 1952 - Kış Olimpiyatları Oslo'da (Norveç) başladı.

* 1953 - Yeni Balkan Paktı, Ankara'da imzalandı.

* 1955 - İzmir Alsancak limanının temeli atıldı.

* 1961 - Lavrensiyum elementi (103 numaralı element) Kaliforniya üniversitesinde ilk defa sentezlendi.

* 1963 - İstanbul'da Kavel Kablo Fabrikası'nda işçiler 28 Ocak'ta iş bırakmış ve oturma eylemine başlamışlardı. Eylemin 17. günü polis işçilere müdahale etti 9 işçi yaralandı.

* 1963 - İngiltere'de Leeds General Infirmary Hastanesi'nde, dünyada ilk kez insandan insana başarılı böbrek nakli yapıldı.

* 1971 - Türkiye İşçi Partisi'nin Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar partiden istifa etti. Amacının kendisini Haysiyet Divanı'na sevk etmek isteyen Yönetim Kurulu'nu protesto etmek olduğunu söyledi.

* 1974 - Gazeteci İsmail Cem (İpekçi) TRT genel müdürlüğüne atandı.

* 1977 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi rektörlüğüne 1977 yılında bugün Prof. Hasan Tan atandı öğrenciler dersleri boykot etti.

* 1979 - Türkiye, İran'daki Humeyni rejimini resmen tanıdı.

* 1980 - Kış Olimpiyatları Lake Placid'de (New York) başladı.

* 1980 - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, dış düşmanla değil, iç düşmanla uğraşmakta olduklarını söyledi. “Diyeceksiniz ki sıkıyönetime rağmen niye bunların hakkından gelemiyorsunuz? Şundan d*ı gelemiyoruz. Kan dökmek istemiyoruz. Yoksa meseleyi

* 1980 - Tariş Olayları: On bin jandarma komandosu ve çok sayıda polis Tariş'e ait Çiğli İplik Fabrikası'ndaki işçi direnişine müdahale etti. Operasyona keşif uçakları ve helikopterler de katıldı. Gün boyu süren müdahale sonucunda fabrika boşaltıldı, 1500 i

* 1981 - Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda bazı değişiklikler yapan yasa Milli Güvenlik Konseyi'nce kabul edildi. Bu yasaya göre yurtdışında oturup Türkiye aleyhine faaliyette bulunduğu tespit edilen veya yurtiçinde bu tür faaliyetlerde bulunurken yurtdışına çık

* 1981 - Dublin'de bir gece klubünde çıkan yangında 48 kişi öldü.

* 1983 - Danıştay, ameliyat olarak cinsiyet değiştiren şarkıcı Bülent Ersoy'un hukuken erkek olduğuna ve d*ısıyla gazinolarda ancak erkek kıyafetiyle sahneye çıkabileceğine karar verdi.

* 1986 - Eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar, Yüce Divan'da "görevini kötüye kullandığı" gerekçesiyle 2 yıl hapse mahkûm edildi. İsmail Özdağlar rüşvet aldığı iddiasıyla yargılanmaktaydı.

* 1987 - Tunceli iline bağlı 234 köyde yaşayan 50 bin kişinin Mersin, Antalya, İzmir ve Muğla'ya yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Karar 6931 sayılı Orman Kanunu'na ve Anayasa'nın 170. Maddesine dayanılarak alındı.

* 1989 - İranlı lider Humeyni, Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rushdie'nin öldürülmesi emrini verdi.

* 1989 - Union Carbide, 1984'teki Bhopal felaketi'nde sebep olduğu zararlara karşılık Hindistan hükümetine 470 milyon dolar ödemeyi kabul etti.

* 1989 - GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi)'ni oluşturacak 24 uydudan ilki yörüngesine oturtuldu.

* 1990 - Yılmaz Güney'in Umut filmi İstanbul'da gösterime girdi.

* 1994 - Demokrasi Partisi'nin (DEP) Ankara il binasına bombalı bir saldırı yapıldı, bina ağır hasar gördü,3 kişi yaralandı.

* 1994 - 52 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Ukraynalı seri katil Andrey Çikatilo Rusya'nın Novocherkassk şehrinde kurşuna dizilerek idam edildi. İdamı Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin tarafından açıklandı.

* 1996 - Emekli olduktan sonra Milliyetçi Hareket Partisi'ne (MHP) katılan eski Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Nusret Demiral "Ezan Türkçe okunmalı" deyince partiden ihraç edildi.

* 2000 - Hizbullah cephaneliklerinin ortaya çıkışı, varlığı 1994'ten beri tartışılan JİTEM'i yeniden gündeme getirdi. Batman eski Valisi Salih Şarman "JİTEM var", Jandarma eski Komutanı Teoman Koman ise "yok" dedi.

* 2003 - Şartla salıverilme yasasından toplam 43.500 tutuklu ve hükümlünün yararlandığı açıklandı.

* 2004 - Hamburg doğumlu Türk yönetmen Fatih Akın'ın son filmi "Gegen die Wand" (Duvara Karşı), Berlin film Festivali’nde en iyi film seçilerek "Altın Ayı" ödülü aldı.

* 2004 - Moskova'da bir su parkının çatısı çöktü 25 kişi öldü, 100'den fazla yaralı var.

* 2005 - Lübnan'ın eski başbakanlarından Refik Hariri, düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.

* 2006 - Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın İstanbul'da bir evde kıstırıldığı ve son anda kaçtığı ileri sürülen operasyonda oğlu Murat Yıldırım adam vurdurduğu gerekçesiyle on beş kişiyle gözaltına alındı.

* 2007 - Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izlemeye ilişkin düzenlemelere ilişkin yönetmelik Resmi Gazete’ de yayımlandı. Buna göre, soruşturmalarda gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek. Gizli soruşturmacının el

* 2008 - Danıştay 1. Dairesi, Mehmet Ağar'ın, Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan Susurluk Davası kapsamında yargılanmasına karar verdi. Daire, Ağar'ın vali statüsünde bulunması nedeniyle yargılamasının Yargıtay'da ya

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1483 - Babür Şah, Moğol İmparatoru (ö. 1531)

* 1869 - Charles Thomson Rees Wilson, Nobel Fizik Ödülü sahibi İskoç fizikçi (ö. 1959)

* 1882 - John Blyth Barrymore, Amerikalı aktör (ö. 1942)

* 1913 - Jimmy Hoffa, ABD'li işçi sendikası lideri (kayboldu 1975)

* 1944 - Alan Parker, ABD'li film yönetmeni

* 1953 - Hans Krankl, Avusturyalı futbolcu

* 1971 - Kerem Tüzün, Türk müzisyen

* 1974 - Gina Lynn, Porto Rikolu porno oyuncusu.

* 1975 - Mirka Francia, Kübalı voleybolcu

* 1975 - Aylin Aslım, Türk rock müzisyeni

* 1982 - Özge Borak, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

* 1984 - Eser Yenenler, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

* 1990 - Sefa Yılmaz, Türk futbolcu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 269 - St.Valentine, idam edilmiş Roma rahiplerinden biri. Öldürüldüğü bu gün Sevgililer Günü olarak kutlanır

* 1400 - II. Richard, İngiltere kralı (öldürüldü) (d. 1367)

* 1779 - James Cook, denizci ve kâşif (d. 1728)

* 1925 - Halit Karsıalan ("Deli" Halit Paşa), Kurtuluş Savaşı komutanlarından (TBMM'de hangi taraftan geldiği belli olmayan bir kurşunla vurularak öldü)(d. 1883)

* 1969 - Vito Genovese, Mafya lideri (d.1897)

* 1986 - Prof.Dr.Süheyl Ünver, İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Enstitüsünün kurucusu, minyatürcü (d. 1898)

* 1987 - Douglas Sirk, Alman asıllı ABD'li sinema yönetmeni (d. 1897)

* 2003 - Dolly, dünyada klonlanan ilk memeli (d. 1996)

* 2005 - Refik Hariri, Lübnan'ın eski başbakanı (d. 1944)

* 2015 - Mahir Kaynak, Türk iktisatçı, yazar ve istihbarat analizcisi (d. 1934)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi