Şeytan Diyor Ki... Seçim...

Şeytan Diyor Ki... Seçim...

A takımı ile B takımı bir final maçına çıkıyorlar...

Ancak Federasyon, saçma sapan gerekçelerle, A takımının maça 3 - 0 önde başlamasına karar veriyor...

Ayrıca, stada sadece A takımının taraftarları alınıyor...

Maçı anlatan spiker de, A takımının hasta taraftarı...

Merkez Hakem Kurulu'nun atadığı hakemin çaldığı tüm düdükler A takımının lehine...

Dahası, maç boyunca B takımının iki oyuncusuna olmayacak nedenlerle kımızı kart gösteriyor...

Üstüne, A takımının lehine iki de penaltı uyduruyor...

Vesaire, vesaire...

Sorular:

1- Maçı (bunca desteğe rağmen!) A takımı tek farkla kazandı diyelim. Ne kadar sevinebilirler?.. Ve bu galibiyet -ve kupa!- ne kadar haklarıdır?..
2- Eğer maçı (her şeye rağmen!) B takımı kazanırsa, bu nasıl bir galibiyettir?..

****

YOLCULUK NEREYE?..

Kanıyoruz, kandırılıyoruz sürekli...

Ayrıştırılıyoruz, bölünüyoruz, düşmanlaştırılıyoruz...

Cahilleştiriliyoruz, sıradanlaştırılıyoruz, aptallaştırılıyoruz...

Araştıran, sorgulayan bireyler olmak yerine, körü körüne biat eden kullar, köleler haline getirilmeye çalışılıyoruz...

Yaratarak ve üreterek değil, taklit ederek ve yağmalayarak geçinmeye çabalıyoruz...

Adalet değil, lütuf arıyoruz...

İstemiyoruz, dileniyoruz...

Tedirginiz, korkuyoruz, bir sürü endişelerimiz var...

Geleceğe dair güvenimizi, umutlarımızı, ideallerimizi kaybediyoruz bir bir...

Ama daha nereye kadar?..

Hayallerin dahi ötesinde yepyeni bir bilim ve teknoloji çağının şafağında, böylesi düşük niteliklere haiz toplumların herhangi bir yeri olabilir mi gerçekten?..

Ve neden çoğumuz bunun farkında bile değil?..

Gelinen bu noktada, sen de en az diğer herkes kadar sorumlusun...

Biliyorsun, değil mi?..

****

TARİH DİYOR Kİ;

“Kirli, puslu, taşlı, dikenli, upuzun yollardan geçeceksin önce...

Vuracaksın, kıracaksın, öldüreceksin, gaspedeceksin, sömüreceksin...

Eline geçen her şeyi yutacaksın, sindireceksin ve bünyende iyice bir hazmedeceksin...

Sonra... yeterince 'demlenince' ancak... demokrasi, barış, huzur, özgürlük, insanlık, çevre bilinci, kültür, sanat, adap, görgü, saygı, temizlik, kibarlık, onur, saygınlık, medeniyet gibi kavramlardan bahsetmeye başlayacaksın...

Yarın başına neler geleceğinden bihaber, canı burnunda, hayat-memat kavgasındaki yoksul ve yoksun insanların tüm bunlarla nasıl bir alakası, ilişkisi olabilir, söyler misin?”

Boş sözlerle, yalancı umutlarla neden sürekli kandırıyoruz kendimizi ve birbirimizi, anlayamıyorum bir türlü!..

Yoksulluk ve zenginlik bir şekilde dengelenmeli mutlaka…

İnsanların bir kısmı (çok!) yoksul, bir kısmı (çok!) zengin olduğu müddetçe... öylesi 'uygar insan' değerleri de sadece zenginlerin tekelinde birer 'süs objesi' olup çıkar sonuçta...

Değil mi?..

Murat Hiçyılmaz / murat_hicyilmaz@ yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi